Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17202 E. 2007/5653 K. 03.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17202
KARAR NO : 2007/5653
KARAR TARİHİ : 03.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 01.03.2005 tarihli dilekçesiyle, …, … Köyü … mevkii 2096 parsel sayılı taşınmazın, yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, dava konusu parselin, 03.01.2006 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 4052 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının bu bölüme ilişkin davalının el atmasının önlenmesine, kalan bölümün kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kaydının iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1975 yılında yapılıp, 28.04.1977 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması, 1989 yılında yapılıp 19.11.1990 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Dosyaya getirtilen tapu kaydına göre, … Köyü … mevkii 2096 parsel sayılı 17740 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle 03.04.1978 tarihinde kadastronun kesinleşmesi sonucu … adına tescil edilmiştir. Dosyaya sunulan Tapulama Komisyonun 09.02.1978 gün ve 8 sayılı kararı suretinde, 2096 sayılı parselin Hazine adına tesbit edildiği, bu tesbite … tarafından, taşınmazın Zeytincilik Yasası uyarınca kendisine tahsis edildiği iddiasıyla itiraz ettiği, 19.03.1976 tarihli … Bakanlığının tescil emri gereğince adına tescilini istediği, … Ziraat Mühendisliğinin 02.08.1977 tarih ve Zeytincilik Şubesi nin 276/18 sayılı yazısı ekindeki … Bakanlığının 19.03.1976 gün ve Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü’nün Şb.Md.V.18.40.004,593,26880 sayılı yabani zeytinliklerin tescili hakkındaki emri ve buna ekli zeytincilik parseline gösterir kroki gereğince, itirazcıya tahsis edildiği, ancak 3573 Sayılı Yasa uyarınca tanzim edilen krokinin fenni yönden mahalline uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, miktar ve hudutları itibariyle bu parsele ait olduğu, ekli ifade tutanağında adları yazılı şahitlerce de beyan edildiği anlatılıp, Hazine adına yapılan tesbitin iptaline ve taşınmazın … Kızı … adına tesciline karar verildiği görülmektedir.
Komisyon kararı fotokopisi delil olarak mahkemeye davalı tarafından sunulmuş, Mahkemece Komisyon Kararı aslı ve bu kararda sözü edilen 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tahsis, imar ihya ve tescil emrine ilişkin belgeler getirtilmemiştir.

Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi rapor ve krokisiyle çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1990 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince, (B) ile gösterilen 13688 m2 yüzölçümündeki bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, (A) ile gösterilen 4052 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise orman sınırları içinde aplike edildiği, 2/B uygulamasına konu edilmediği belirlenmiştir.
4999 Sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi gereğince, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi “… Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.” Hükmü gereğince, 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler hakkında Orman Yönetiminin dava açmakta hukuki yararı varsa da, davacı …, 01.03.2005 tarihli dava dilekçesinde, 2096 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki bölümünün tapu kaydını iptali ve tescili ile bu bölüme yönelik el atmanın önlenmesini istemiş, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasına konu edilen bölümünü dava konusu etmemiştir. Mahkeme, H.Y.U.Y nın 74. maddesi gereğince dava ile bağlı olup ondan fazlasına hüküm veremeyeceğinden, kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenen bölüm hakkında Orman Yönetiminin temyiz itirazları yerinde değildir. Bu bölüm için Hazine tarafından her zaman tapu iptal davası açma olanağı vardır.
Davalı gerçek kişi, çekişmeli taşınmazın 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre, tahsis imar ihya ve tescil şartları yerine getirilerek orman rejimi dışına çıkarıldığını, ancak bu işlem ve bu yolla oluşan tapu kaydı dikkate alınmadan 1990 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yasaya aykırı olarak, orman sınırları içinde aplike edilerek kısmen orman sınırları dışına çıkarıldığını, yasaya aykırı bu işleme değer verilemeyeceğini savunmaktadır.
Orman kadastrosu ve arazi kadastrosu biribirinden farklı işlemler olup, bir birlerinin devamı yada aşaması değildir. Orman kadastrosu ile 6831 Sayılı Yasanın 7 ila 11. maddeleri gereğince, Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2’nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılmaktadır. Eğer bir yerde kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, genel arazi kadastrosu bu sınırlara uymak zorundadır. Orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, genel kadastroda bu sınırlara uyulmadan yeniden tapuya tescil edilen taşınmazlarla ilgili olarak tapu kayıtlarının iptali için herhangi bir süreye bağlı kalınmadan Hazine ya da Orman Yönetimince her zaman dava açılabileceği gibi, daha sonra yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının iptalini isteyebilir.
Başka bir deyişle, Orman Kadastrosu ve Genel Kadastro işlemleri yapan organ, yapılış şekli, kesinleşmesi ve sonuçları itibariyle ayrı işlemler olduğundan orman kadastrosu bir yargı kararıyla iptal edilmediği sürece, orman kadastrosundan önce veya sonra yapılsın genel kadastroda, orman kadastro sınırlarına uyulması zorunludur. Orman kadastro komisyonu tarafından orman olarak sınırlandırılan bir yerin, başka bir orman kadastro komisyonu tarafından orman sınırları dışında bırakılması hukuki değer taşınmaz. Buna karşın, 2896, 3302 ve 4999 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi “evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların” kadastrosunun yapılmasına olanak tanımaktadır.

Mahkemece, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tahsis, imar ihya ve tescile ilişkin belgeler getirtilip uygulanmamışsa da, davalı gerçek kişi çekişmeli taşınmazın 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman rejimi dışına çıkarıldığını, ancak hak düşürücü sürelerde açacağı orman kadastrosuna itiraz davasında ileri sürebilirse de, somut olayda ilan tarihine göre tapu sahiplerine tanınan 10 yıllık hak düşürücü süre de dava tarihinde geçmiştir.
Bu nedenlerle, davalı gerçek kişinin temyiz itirazları da yerinde değildir.
Açıklanan hususlar gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen bölümünü ise kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı … ile davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 03/05/2007 günü oybirliği ile karar verildi.