Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17321 E. 2007/984 K. 29.01.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17321
KARAR NO : 2007/984
KARAR TARİHİ : 29.01.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Sesverenpınar Köyü Serenk Dağı mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişi krokisinde gösterilen 28310.28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 16.11.1977 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Davacı 30-35 yılı aşkın bir zamandır … sıfatıyla zilyedi olduğu taşınmazın kültür ve … arazisi olduğunu ileri sürerek adına tescili istemiştir. Yörede genel arazi kadastrosu 1977 yılında yapılmış olup, gelen cevaba göre çekişmeli taşınmazın da bulunduğu alanlar Serenk Dağı içerisinde 766 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre tespit harici bırakılmış ve dava gününe kadar da orman kadastrosu yapılmamıştır.
Davalı …, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, Orman Yönetimi ise, taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir.
Hukuki sorun yani uyuşmazlık, davaya konu taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığı ve zilyetlikle iktisaba elverişli ise, zilyet yararına kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti konusundadır. Taşınmazın yörede 1977 yılında 766 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre tespit dışı (Tapulama harici) bıraklıdığı tartışmasızdır. Sorun, arazi kadastro çalışmaları sırasında hangi nedenle ve vasıfla tespit dışı bırakıldığı hususudur.
Çekişmeli taşınmaz, Serenk Dağının eteğinden geçen Serenk Çayının kenarında kalmaktadır. Diğer bir anlatımla taşınmaz paftasında, güneyde bulunan Serenk Dağı ile, kuzeyde bulunan Serenk Deresi arasında açıklık alanda kalmaktadır. Aslında, Serenk Dağının Serenk Deresine kadar devamı, bir bütün olarak Serenk Dağı serisi devlet ormanı olarak kabul edilecek olursa, bölgede dava gününe kadar orman kadastrosu da yapılmamış olduğuna göre, 766 Sayılı Yasanın 2. maddesine göre tespit dışı bırakılma nedeninin ve taşınmaz vasfının orman olduğu anlaşılmaktadır.

3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başladığı 09.10.1987 tarihinde kadar, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar hem 5602 Sayılı Yasaya hem de 766 Sayılı Yasaya göre tespit dışı bırakılmıştır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri orman kadastrosunu yapmamış; ancak, bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise, bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinilmiştir. Somut olayda olduğu gibi, orman kadastrosunun yapılmadığı durumlarda ise, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki ormanların sınırlandırılması Orman Genel Müdürülğünden istenmiş, Yönetimin orman sınırlarını belirlemesinden sonra, arazi kadastrosu ekipleri bu sınırlamayı esas almak üzere kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulamaya 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1987 tarihine kadar devam edilmiştir. 3402 Sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra 4. maddeye göre işlem yapılmıştır. Her olay, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle, dava konusu somut olayın 766 Sayılı Kanun hükümleri gereğince irdelemesinin yapılıp, uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
H.G.K.’nun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı ilamında açıklandığı gibi; çekişmeli taşınmazın Serenk Dağının eteğinde, Serenk Deresi (Çayı) arasında kaldığı kuskusuzdur. Arazinin konumu, davalı parsellerle orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar, bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacıya irsen intikal … 30-40 yıldır kullanıldığını ifade etmişler ise de; kadastro işlemi olan tespit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığının bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması ve o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir.
Bu itibarla; tescile konu taşınmazın öncesi orman sayılan yerlerden olup, bu niteliğini koruduğu sıradaki sürdürülen zilyetliğe, süresi neye ulaşırsa ulaşsın değer verilemeyeceğinden dava tarihine kadar da orman kadastrosu da yapılmadığına göre, bu aşamada artık davanın dinlenme olanağı yoktur. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.01.2007 günü oybirliği ile karar verildi.