Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17535 E. 2007/2193 K. 22.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17535
KARAR NO : 2007/2193
KARAR TARİHİ : 22.02.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 147 ada 158 parsel sayılı 78,242 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, koruluk vasfı ile 42, 55 ve 59 nolu vergi kayıtları ile davalıların murisi … adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, çekişmeli taşınmazın muris … …’den kaldığı iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece dahili davalılar … … ve arkadaşlarına yönelik davanın sıfat yokluğundan reddine, diğer davalılara yönelik davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1996 tarihinde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu nitelikteki yerlerin zilyetlikle ve miras yolu ile kazanılamayacağı gerekçeleri ile davanın reddi yolunda hüküm kurulmuşsa da, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacılar taşınmazda murisleri … …den intikal eden payları olduğu iddiasıyla gerçek kişiler aleyhine dava açmışlardır. Davada Orman Yönetimi ve Hazine taraf olarak yer almadıkları gibi davaya 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesine göre yöntemine uygun katılımları da yoktur. Taraflar arasında çekişmeli taşınmazın ortak miras bırakanından kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı, dava konusu taşınmazın paşylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiğine ilişkindir. Paylaşıma dayanan taraf, M.Y.’nın 6. maddesine göre paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşım yapılmış ise, hangi mirasçıya hangi taşınmazın verildiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut içerikli olup, bu hususlarında yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; paylaşıma dayanan taraftan bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı paylaşım yapılmışsa, paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki hissesine karşılık ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeli, … süreli kullanımın harici paylaşımın karinesi olduğu düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı göz önünde tutulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve davanın gerçek kişiler arasındaki kadastro tesbitine itiraz davası olduğu da düşünülerek sonucuna göre bir kararı verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatarınlara iadesine 22.02.2007 günü oybirliği ile karar verildi.