YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17568
KARAR NO : 2007/2551
KARAR TARİHİ : 01.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 138 ada 92 parsel sayılı 1.353,99 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1939 tarih 34 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …; ırsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 02.05.2006 tarihli krokili raporda (G) ile işaretlenen 465,48 m2 yüzölçümlü bölümü davacı adına, kalan 888,51 m2 yüzölçümlü kesiminin taşlık ve … niteliği ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede seri bazında yapılıp 09.06.1972 yılında ilan edilerek … 1. Kadastro Mahkemesinin 21.05.1999 gün 1995/41-1999/15 sayılı kararı ile kesinleşen orman kadastrosu, 09.06.1993 gününde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Sasanın 2/B madde uygulaması, 25.11.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 4999 Sayılı Yasa uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi işlemi vardır.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 02.05.2006 günlü krokili raporda (G) ile işaretlenen 465,48 m2 yüzölçümlü bölümüne yönelik olup, mahkemece bu yer hakkında verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; kural olarak bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Nevar ki; çekişmeli taşınmaz Hazine adına tespit edilmiş olduğuna göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekir.
Alınan uzman orman bilirkişi kurul raporunda ;çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığı; ancak, 1963 basımı memleket haritasında ve 1957 çekim tarihli … fotoğraflarında çalılık rumuzlu yeşil alanda gözüktüğü, klizimetre ile yapılan ölçüme göre % 32 eğimli olduğu, taşınmazın (G) ile işaretlenen kesiminde teraslama yapılarak eğiminin % 3-5’e düşürüldüğü, bu yer üzerinde ormana özgü bulgu olmadığı, taşınmazın geriye kalan bölümünün ise humuslu, kayalıklı, taşlıklı olduğu, üzerinde yoğun olarak özenle korunmuş defne ağaçları, dağınık ve seyrek halde yaşlı palamut meşeleri ile pırnal meşeleri bulunduğu, davalı taşınmazın tamamı tahdit dışında kaldığından orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
Ancak çekişmeli taşınmazın üzerinde hiç ekim ve dikim yapılmadığı, sadece doğal olarak yetişen defne ağaçlarının meyveleri toplanarak satılmak suretiyle kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımıyla belirlenmiştir. Bu durumda, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri anlamında ekonomik amacına uygun zilyetlik ile imar ve ihya bulunmamaktadır. Kaldı ki; çekişmeli taşınmazın temyize konu olmayan bölümünde halihazırda palamut meşeleri, defne ağaçları ve pırnal meşeleri bulunmakta olup, temyize konu yerin üzerindeki bitki örtüsünün ortadan kaldırıldığı, taşınmazın tamamının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi raporunda, temyize konu taşınmazın (… bilirkişi raporunda (G) ile işaretlenen yerin) … alanı olarak kullanıldığı, 3. sınıf … arazisi olduğu açıklanmış ise de öncesi makilik alanda ve … muhafaza karakteri taşıyan taşınmazın teraslama sonucu eğiminin düşürülmesi suretiyle kullanıldığı anlaşıldığından dosya kapsamına uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine ve raporlarına değer verilemez. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA 01.03.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.