Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17824 E. 2007/2160 K. 22.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17824
KARAR NO : 2007/2160
KARAR TARİHİ : 22.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 02.07.2002 gün ve 2002/8630-7904 sayılı bozma kararında özetle; “Hazine tarafından Korkuteli ilçesinin eski adının İstanoz olduğu, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/1252 Esaslı dosyasında tapu kaydının korkuteline ait olduğunun saptandığı ileri sürüldüğü halde, bu yöndeki delillerin toplanmadığı, davacı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydının yöntemince uygulanmadığı, tapu kaydında mevkiinin göç yolu yazıldığı halde, kadastro tutanağında Tek … mevkii olarak yazıldığı, tapu sınırında yol gösterildiğine göre, bu yol bulunmadıkça tapu kaydının buraya uyduğunun söylenemeyeceği, … Yolu ve mevkii isminin eski tarihli askeri haritalar getirtilerek tesbit edilmesi gerektiği, yerel bilirkişi tarafından tapudaki diğer … …, … ve danacı …’ın gösterilemediği, bu kişiler ile şimdiki malikler arasında bağlantı kurulamadığı, komşu parsellerin edinme nedeninin açıklanmadığı, yerel bilirkişi sözlerinin komşu parsel kayıtları ile denetlenmediği, bu nedenle açıklanan deliller toplandıktan sonra üç kişilik yerele bilirkişi kurulu vasıtasıyla yeniden keşif yapılarak tapu kaydının yöntemince uygulanması, çekişmeli parsellerin Yargı kararı ile davalı Hazine adına tescil edildiği, kesin hüküm olmasa da güçlü delil olacağının gözetilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 1185 ve 1186 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip tarafından yapılan ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosunda, ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan araştırma inceleme ve kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parsellerin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman
-2-
2006/17824-2007/2160

kadastrosunda makiye ayrılan yerlerden olduğundan söz edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, 1988 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1185 sayılı parselin … oğlu 1945 doğumlu … …, 1186 sayılı parselin ise … oğlu … adlarına yapılan kadastro tesbitine bir kısım gerçek kişilerin itiraz … dava açtıkları, Hazinenin de davaya katıldığı, diğer davalar red edilip, Hazinenin davası kabul edilerek, Kadastro Mahkemesi kararları ile taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle, Hazine adına tesciline karar verildiği, kararların Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, Yargılamanın Yenilenmesi taleplerinin de red edildiği, bu kararların … aleyhine kesin hüküm olmasa da, Hazine yararına güçlü delil teşkil ettiği, aksinin aynı güçte kesin deliller ile ispatlanabileceği, davalının böyle bir delil ibraz edemediği, ayrıca, Yörede 1976 yılında, 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 gün ve 208 sayılı kararı ile, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun iptal edildiğinden söz edilip, 1942 orman kadastrosu yok sayılarak yeniden yapılan orman kadastrosunda, çekişmeli parseller orman sınırları dışında bırakılmışsa da, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla 1942 orman kadastrosunun, … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, bu işleme değer verilemeyeceği, taşınmazın 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırıldığı ve halen orman sınırları içinde olduğu, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmadığı, çekişmeli taşınmazların makiye ayrılan yer olduğu gerekçesiyle orman sınırları dışında bırakıldığı, bu nedenle 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediğinden, tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasının da yasal dayanağının bulunmadığı, orman kadastro sınırları içindeki eski tarihli tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği bir yana, bir an için, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapıldığı kabul edilse bile, tutunulan tapu kaydının eski adıyla İstanos, … adıyla Korkutili İlçesine ait olduğu, mevcut kayıtlara göre mevkiinin tutmadığı, her ne kadar sınırları çekişmeli parsellere hem sınır komşu parseller olarak gösterilmişse de, taşınmazın çevresinde öncesinde memleket haritasına göre orman olarak nitelendirilen ve orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılan aynı vasıftaki hükmen Hazine adına tescil edilen parsellerin bulunduğu, soyut yerel bilirkişi sözlerinin diğer resmi kayıtlarla desteklenmediği, bu delillere göre, tutunulan tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsadığının ve çekişmeli taşınmazların tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığının kabul edilemeyeceği, makiye ayrılan yerlerin veya kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemeyeceği, şöyle ki; Maki tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı, bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğu gibi , HGK 27.02.2002/1-19 E., 97 K. sayılı kararında değinildiği üzere, bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapulara değer verileceği, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği gibi, taşınmazın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği tarihten Hazine adına tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin hiçbir zaman dolmadığı belirlenerek,

-3-
2006/17824-2007/2160

Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmaz kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde olmasına karşın, taşınmazın orman niteliğiyle tescili istemiyle Orman yönetimi yada Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre. davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiden alınmasına, 22/02/2007 günü oybirliği ile karar verildi.