Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17876 E. 2007/621 K. 23.01.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17876
KARAR NO : 2007/621
KARAR TARİHİ : 23.01.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … …, … ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Kireçli Köyünün çeşitli mevkiilerinde bulunan toplam 19 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece dava konusu 16 adet taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adlarına tapuya tesciline, 12 nolu taşınmaz üzerinde bulunan ev ve ahırın …’na ait olduğu hususunda tapuya şerh verilmesine, dava dilekçesinin 1, 2 ve 19. sırasında yazılı taşınmazlar hakkındaki dava takip edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar … … ve … ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde bu güne kadar orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
1) Davacı …, çekişmeli taşınmazlarda babası Reşaddinden analığı …’e miras yoluyla kalan payın … tarafından kendisine bağışlandığı iddiası ile hükmü temyiz etmiştir. Dosya arasında bulunan 30.03.1992 tarih ve 914 nolu noter senedine göre muris Reşaddin’in ikinci eşi olan …’in taşınır eşyalar karşılığında tüm taşınmazlardaki miras payından feragat ettiği ve bu feragatın davacı Nail yararına olmayıp tüm mirasçılar yararına olduğu ve davacının 30.05.2006 tarihli oturumda taşınmazların babası Reşaddinden kaldığını kabul ettiği anlaşıldığına göre temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
2) Davacı … …, adlarına tescil kararı verilen 12 nolu taşınmaz üzerinde bulunan ev ve ahırın …’na ait olduğunun tapuya şerh verilmesi yönündeki kararın doğru olmadığını ileri sürmektedir. Türk Medeni Kanunun 1008. maddesinde tapu kütüğüne tescil oluncak haklar ve 1009. maddesinde ise, şerh verilebilecek şahsi haklar gösterilmiştir. Muhdesat bu haklardan olmadığından, beyanlar hanesinde gösterilmesine olanak yoktur. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 19/2. maddesinde muhtesatın kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceğine yer verilmişse de, yasanın bu hükmü ancak taşınmazlarla ilgili kadastro tespitlerinin yapılarak tutanaklarının düzenlenmesi halinde uygulanabilir. Ayrıca, iştirak halinde mülkiyette iştirakçılar taşınmazın tamamına birlikte … olduklarından ve bir iştiraka diğerine nazaran başka bir kimse sayılamayacağından, bu maddenin uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki; 3402 Sayılı Yasanın uygulanacağı diğer haller başlıklı 33. maddesinde

muhdesatla ilgili 19. maddeye de yer verilmemiştir. İleride taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılması ve evin kim tarafından yapıldığı konusunda çekişme çıkması halinde, bu konunun değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda; 12 nolu taşınmaz üzerindeki ev ve ahır müştemilatının davacı …’na ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde şerh edilmesine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı oludğundan temyiz itirazları yerindedir.
3) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; dava Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davadır. Tapusuz bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için taşınmazların tescile tabi yerlerden olması, zilyetliğin aralıksız ve davasız … suretiyle olmak üzere 20 yıla ulaşması ve maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin de bilirkişi ve tanık sözleri ile kanıtlanması gerekir. Dinlenen zilyet tanıkları daha çok tarafların paylarından ve 12 nolu taşınmaz üzerindeki evin yapılış biçiminden sözettiklerinden beyanlar soyut içeriklidir. Dosya arasında bulunan … uzmanı bilirkişi raporundan taşınmazların pek çoğunun çayırlık durumunda oldukları anlaşılmasına rağmen bilirkişi ve tanık sözleri ile rapor arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılmamıştır. Bu nedenle, yerinde yeniden yapılacak keşifte … uzmanı bilirkişi olarak … mühendisine inceleme yaptırılıp, çekişmeli taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadıkları belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ayrıca; Kadastro Müdürlüğünden taşınmazların bulunduğu köyde genel arazi kadastro çalışmalarına başlanıp başlanmadığı, başlanmışsa taşınmazlar hakkında kadastro tespitleri yapılarak tutanaklarının düzenlenip düzenlenmediği sorulmalı, düzenlenmiş olması halinde davaya bakmaya kadastro mahkemesinin görevli olacağı gözönünde tutulmalı; şayet kadastro çalışmalarına hızırlık amacıyla paftalar düzenlenmişse örnekleri getirtilip, dava konusu taşınmazların yeri ve konumu bu kadastro paftaları üzerinde gösterilmeli ve tüm delilleri birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı …’nun temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. ve 3. bentte açkılanan nedenlerle davacı … … ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde … …’ya iadesine 23.01.2007 günü oybirliği ile karar verildi.