YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1964
KARAR NO : 2006/2887
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil, kadastro tespitine ve orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü … ve … mevkiilerinde bulunan ikişer parça taşınmazın kendilerinin zilyetliğinde … alanı olduğu halde kadastroca orman olarak tespit gördüğünü ileri sürerek adlarına tescili istemi ile 05/06/1990 ve 04/06/1990 tarihlerinde kadastro mahkemesinde dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan keşif sonrasında davacı …’ın davaya konu ettiği yerin (A) ile işaretli 4450 m2 yüzölçümünde, 2-3-4 ve 5 OTS.’lerle tahdit dışında bırakılan, 109 ada içerisinde olup parsel nosu verilmeyen bir yer olduğu, diğer davacı … ‘ın dava konusu ettiği yerlerin ise (B) ve (C) ile işaretli yerler olduğu 109 ada 129 nolu orman parseli içinde kaldığı belirlenmiştir.
… Köyü 109 ada 129 parsel sayılı 75030 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Mahkemece, davacı …’ın davasının kabulüne (A) ile işaretli 4550 m2’lik yerin davacı … adına tesciline, davacı … ‘ın davasının kısmen kabulüne 109 ada 129 parsel içinde kalan (B) kısmının orman niteliği ile Hazine adına, (C) kısmının ise davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, karar davacı … ise Hazine tarafından temyiz edilmiş,
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/12/1999 tarih 1999/11467-10981 sayılı kararı ile bu karar bozulmuştur. Bozma kararında;
1) (A) ile işaretli 4550 m2’lik … 109 ada 129 parsel içindeymiş gibi kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da 109 ada içinde ölçülen ancak parsel nosu verilmeyen yer olduğu anlaşıldığından bu yerle ilgili olarak kadastro mahkemesinin görevsiz olduğu,
2) (B) ile işaretli olup … elemanınca miktarı belirlenmeyen ve ölçeksiz krokisi düzenlenen yerin ise yine 109 ada içinde ölçülen ve parsel nosu verilmeyen yerlerden olduğu anlaşıldığından (B) kısmı yönünden de kadastro mahkemesinin görevsiz olduğunun düşünülmesi, davanın orman tahdidine itiraz davası olduğu düşünülse dahi kadastro mahkemesince yalnızca tahdidin iptaline karar verilebileceği, tescil kararı verilemeyeceği,
3) (C) kesiminin ise 109 ada 129 parsel içinde kaldığı anlaşılmakla birlikte bu yerin … elemanı krokisinde ölçeksiz ve miktarsız olarak gösterildiği bu hali ile kararın infaza elverişli olmadığı, bu nedenle (C) kısmının ölçekli krokisinin çizdirilip miktarının belirlenmesinden sonra davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kadastro mahkemesince bozma ilamına uyulmuştur. (A) ile işaretli 4550 m2 ve (B) ile işaretli 7885 m2 yerler kadastroca tespit görmediğinden kadastro mahkemesinin görevsizliğine, (C) ile işaretli 109 ada 129 parselde bulunan 2920.40 m2’lik yerin ise 129 parselden ifrazı ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiş, (A) ve (B) ile işaretli yerlerle ilgli dava Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır.
Asliye Hukuk mahkemesince, (A) kısmının … bir parsel nosu verilerek davacı … adına tesciline, (B) kısmına yönelik davanın reddi ile bu yerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu karar yalnızca Hazine tarafından (A) kesimine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre 3.nolu orman kadastro komisyonunca yapılmıştır. (A) kısmı tahdit dışında (B) ve (C) kısımları ise tahdit içinde bırakılmıştır. Bilahare yargılama sırasında yine aynı komisyonca bu kez 6831 ve 3373 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B uygulaması 1993 yılında yapılmış sonuçları 24/06/1993 tarihinde ilan edilmiştir. Bu çalışmada 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan ilk tahdide aynen uyulmuştur.
Mahkemece temyize konu (A) ile işaretli 4550 m2’lik taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı … yararına zilyetlikle … edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli yerin memleket haritası amenajman planı ve … fotoğraflarında bağ işaretli yeşil alanda kaldığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı açıklanmıştır. Oysa taşınmazın konumunun gösterildiği yerde iğne yapraklı orman ağacı sembolleri bulunmaktadır.
Kaldı ki; dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden özellikle paftasındaki konumundan taşınmazın dört hududunun ormanla çevrili olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı niteliği taşıdığı da anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20 – 665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı …’ın davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.