YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2
KARAR NO : 2006/2872
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 27.01.2003 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … ve arkadaşları vekili ile katılan … … tarafından istenilmekle, tayin olunan 12.10.2004 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz edenler … ve arkadaşları vekili Av…. , Av…. ardım, … … vekili Av…. , Orman Yönetimi vekili …, … vekili Av…. … …, … … vekili Av…. , … … vekili Av…. geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve arkadaşları, 21.07.1993 günlü dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü, … mevkiindeki taşınmaz ile … mevkiinde bulunan yaklaşık 16 dönüm miktarındaki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. (eski 639) maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişler. … … mirasçıları olan … … ile … … davaya katılmışlardır. Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 27.01.1998 gün ve 1993/482-1998/7 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, … bilirkişi … …’ın düzenlediği 08.05.1997 günlü krokili raporunda (A) ve (B) ile gösterilen toplam 89714,86 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 3000 pay kabulü ile 2400/3000 payının … …, kalan 600/3000 payın da … oğlu … … mirasçıları olan … Boncuk ve arkadaşları adına, (C) ile gösterilen 11958,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazın da … … mirasçıları olan … … … ve arkadaşları adlarına payları oranında tesciline, (D) ile gösterilen ve Devlet Ormanı niteliğinde olan 1537,28 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik davanın reddine, Bağlar mevkiinde bulunan 16 dönüm miktarındaki taşınmazla ilgili davanın ayrılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.10.1998 gün ve 1998/2953-10155 sayılı kararı ile “Dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanakları düzenlendiği, 3402 Sayıl Yasanın 27. maddesi hükmü gereğince görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararı uyulduktan sonra, görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, … ve … … mirasçılarının 735 sayılı parsele, … mirasçılarının 734 ve 735 sayılı parsellere, … ‘in 732, 733, 735 sayılı parsellere, Hazinenin 732 sayılı parsel hakkında ayrı dava dosyalarında açtıkları davalar birleştirilmiş, mahkemece, zilyetlik koşulları oluşmadığı gerekçesiyle 732, 733 sayılı parsellerin tamamı ile 734 sayılı parselin (A) ile gösterilen 8113.53 m2 ve (D) ile gösterilen 6758,41 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin Hazine adına tesciline, 734 sayılı parselin (B) ile gösterilen 8603,21 m2 yüzölçümündeki bölümünün … … ve … …, (C) ile gösterilen 12694,67 m2 ve 735 parselin (D) ile gösterilen 13916,29 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin Muris … …’in miras hissesi ve temlikname nedeni ile … … ve arkadaşları adlarına payları oranında tesciline, 735 sayılı parselin (A) ile gösterilen 15.218,93 m2 yüzölçümündeki bölümünün … … mirasçıları olan Mahmure … ve arkadaşları adlarına payları oranında tesciline, 735 sayılı parselin (B) ile gösterilen 20657,09 m2 yüzölçümündeki bölümünün … , (C) ile gösterilen 4424,31 m2, (E) ile gösterilen 2977,93 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin … adına tapuya tesciline, 735 sayılı parselin krokide yol olarak gösterilen 2836,75 m2 bölümünün yol olarak tesciline, 735 sayılı parselin … olarak gösterilen 298,31 m2 yüzölçümündeki bölümünün tescil harici bırakılmasına, kadastro tespitinden sonra temlik ve satınalan … …’ın talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, … … mirasçıları vekili, … mirasçıları vekili … Boncuk ve arkadaşları vekili, … … vekili ve … … vekili, … ve … Köytüzelkişiliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1938 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 14.09.1982 tarihinde ilan edilip dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1988 yılında yapılarak kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Keşifte dinlenen uzman orman bilirkişi, çekişmeli 732, 733, 734 ve 735 sayılı parsellerin 1938 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bulunduğunu, 732 sayılı parselin % 35-40, 733 sayılı parselin % 20-25 eğimli yamaç üzerinde yer aldıklarını, üzerinde önceki yıllarda herhangi bir … yapılmadığını ve kullanılmadığını, 734 sayılı parselin % 25-30 eğimli, doğu bölümünde 20 yaşlarında 180-200 adet … ağacı bulunduğunu, batı bölümünde kesme … yetiştirildiğini, kuzey bölümünün orman ağaçlarıyla kaplı bulunduğunu, 735 sayılı parselin % 40-50 eğimli bir yamaç üzerinde bulunup, güney bölümünde kesme … yetiştirildiğini, kuzey bölümünde 250 adede yakın muhtelif yaşlarda meyve ağaçları ile iki adet yapı bulunduğunu açıklamıştır.
1) 3402 Sayılı Yasanın 26/son maddesine göre, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden sonra … haklara ilişkin isteklerde kadastro mahkemesi görevli olmadığı gözetilerek, kadastro tespitinden sonraki hakka dayanan … …’ın davası yönünden görevsizliğe karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, … …’ın temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) İncelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve kararın dayandığı gerekçeye göre, 732 ve 733 sayılı parsellerin tamamı ile 734 sayılı parselin (A) ve (D) ile gösterilen bölümlerinin üzerinde bugüne kadar herhangi bir … yapılmayıp kullanılmadıkları ve kısmen de eylemli orman niteliğinde bulundukları ve davacı gerçek kişilerin dayanağı vergi kayıtları ile Köytüzelkişiliği dayanağı 123 ve 134 tahrir numaralı vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı belirlendiğine göre, yararlarına zilyetlikle kazanım koşulları oluşmayan … ve arkadaşlarının, … … mirasçıları, … mirasçıları, … …, … ve Köytüzelkişiliğinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Orman Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 732, 733, 734 ve 735 sayılı parsellerin bulunduğu … Köyünde 1959 yılında 766 Sayılı Yasaya göre yapılan tapulama çalışmalarında, taşınmazların paftasında “orman” olarak yazılmak suretiyle o tarihte yürürlükte olan 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince tapulama dışı bırakıldıkları anlaşılmaktadır. Tahdit haritasının uygulaması yetersiz olmakla birlikte bilirkişiler çekişmeli taşınmazların 3116 Sayılı Yasaya göre 1938 yılında yapılan orman tahdidinde, orman sınırları dışında bırakıldığını bildirmişlerse de, yörede 1938 tahdidinden sonra 4785 Sayılı Yasa gözetilerek başka bir orman kadastrosu yapılmamış, 1982 ve 1988 yıllarında yapılan aplikasyon 2 ve 2/B madde uygulama çalışmalarında 1938 tarihli orman sınırlarında bir değişiklik yapılmamıştır. 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce yapılan 1938 tahdidinin uygulanması suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması mümkün değildir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile tüm ormanlar devletleştirildiğinden ve 1959 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da çekişmeli taşınmazların niteliği orman olarak belirlenerek tapulama dışı bırakıldıklarına ve halen parsellerin eğimi ve taşınmazların büyük bölümü üzerinde halen mevcut olan eylemli orman örtüsü nazara alındığında taşınmazların öncesinin orman olduklarının kabulü zorunludur. Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında kabul edildiği gibi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinilmiştir. Bölgede orman tahdidinin yapılmadığı durumlarda ise; arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama yukarıda da belirtildiği üzere 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra ise anılan kanun’un 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle dava konusu somut olayın 5602 Sayılı Kanun hükümleri gereğince irdelemesinin yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur. Arazinin konumu, davalı parsellerle orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacıya irsen intikal … 30-40 yıldır kullanıldığını ifade etmişler ise de; kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Davacı ve katılanlar herhangi bir mülkiyet belgesine de dayanmamışlardır. 735 sayılı parsel içinde bulunan yol ve derenin de orman içi yol ve … olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 30/2, 6831 Sayılı Yasanın 1/1. maddeleri ve sözü edilen Hukuk Genel Kurulu Kararında kabul edilen ilkeler gözönünde bulundurularak, 732, 733, 734 ve 735 sayılı parsellerin tamamının 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince orman niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; … …’ın temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle; … Boncuk ve arkadaşlarının, … … mirasçılarının, … mirasçılarının, … …, … ve … Köytüzelkişiliğinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
3) 3. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün dava konusu 732, 733, 734 ve 735 parsel sayılı taşınmazların tamamına yönelik BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 375.00.- YTL. vekalet ücretinin duruşmalı temyiz eden … ve arkadaşları ile … …’den alınarak Orman Yönetimine verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 07/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.