YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2041
KARAR NO : 2006/2699
KARAR TARİHİ : 06.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı …, Orman Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2001 gün ve 9145-8450 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştarmanın yeterli olmadığı, komşu parsellerin varsa dayanağı belgeler getirtilip davaya konu taşınmaz yönünün kime ait yer olarak gösterildiği, zilyetlikle kazanılacak yer olup olmadığının yeniden yapılacak keşifte belirlendikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı … ‘nun davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, 12.12.2004 tarihli … bilirkişi krokisinde hudutları yazılarak yeri 15 nolu kadastro paftasında işaretlenerek gösterilen 76782 m2 taşınmazın … Köyü son parsel numarası verilerek tarla niteliği ile Hazine adın tapuya tesciline, bu taşınmazın 41782 m2’lik batı bölümü üzerindeki 8 yaşlarındaki narenciye bahçesinin davacı …’na ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı … tarafından esas, Hazine tarafından muhdesat yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu 1951 yılında yapılmış, sonuçları 15 Nisan 1952-16 Mayıs 1952 tarihinde ilan edilmiştir. Tutanak ve paftanın kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık süre geçmiştir.
1) Davacı gerçek kişinin temyizi yönünden;
Çekişmeli taşınmazın yörede 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında düzenlenen kadastro haritasında ve dava sırasında yapılan idari tahkikat tutanaklarında dağlık, taşlık ve … yer olarak gösterildiği, yerel bilirkişi ve tanıkların yeminli anlatımlarında; 1970’li yıllarda taşınmaz üzerinde bulunan blok kayaların …, balyoz ve dinamitle parçalanarak köyde ve …’da inşaat yapanlara satıldığı, taşların para etmemesi üzerine bu alanın terk edildiğini, bundan sonra başka köyde oturan davacının taşınmazın bulunduğu bu köye gelip yerleşmesi üzerine, geriye kalan taşları ve çalıları temizleyerek şimdiki haline getirdiğini bildirdikleri, 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfıyla ve imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmazların aynı yasanın 14. maddesinde yazılı diğer koşulların da oluşması halinde imar-ihya edenlere veya haleflerine verileceğini öngördüğü, temelinde özel mülkiyete konu olmayacak mera, yaylak, taş ocağı, kıyı, göl ve denizler ile orman sayılan yerlerde yapılan imar-ihya ve sürdürülen zlyetliğin hukuki sonuç doğurmayacağı, dozer ve benzeri iş makinalarıyla ya da somut olayda olduğu gibi dinamitle blok kayaların parçalanıp arazinin ekolojik ve doğal yapısının bozulmasının imar-ihya sayılmayacağı, dava konusu taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve temelde özel mülke konu olmayan blok … niteliğinde taş ocağı olduğu ve bu tür yerlerin imar-ihyaya dayalı olarak özel mülke dönüştürülemeyeceği anlaşıldığına göre, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin orman savına dayalı temyiz itirazı yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucu orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından, Orman Yönetiminin de temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Hazinenin muhdesata ilişkin temyizi yönünden;
Çekişmeli taşınmaz, öncesinin tabii …, taş ocağı niteliğinde olduğu ve kayaların başkaları tarafından patlatılarak satıldığı, taşınmazın ekolojik ve doğal yapısının bozulduğu, 6-7 yıl önce 40 dönüm kadar bir bölümü üzerinde davacı gerçek kişi tarafından narenciye (limon ağaçları dikilerek) bahçesi yapıldığı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile … ve ziraat bilirkişi raporlarıyla saptanarak, Hazine adına tescil edilen 76782 m2’lik taşınmazın 41782 m2’lik batı bölümü üzerinde 8 yaşlarındaki narenciye bahçesinin … oğlu 1954 doğumlu davacı …’na ait olduğu konusunda tapu kaydının beyanlar hanesine 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi gereğince şerh konulmasında isabetsizlik bulunmadığından, bu yöne ilişkin Hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; gerçek kişinin tescile ilişkin temyiz itirazlarının, 2. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin orman savına ilişkin temyiz itirazlarının, yine 3. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin muhdesata ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacı gerçek kişi ve davalı … Yönetimine ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 06/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.