Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/3154 E. 2006/6548 K. 11.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3154
KARAR NO : 2006/6548
KARAR TARİHİ : 11.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 07.02.2003 tarihli dilekçesiyle, … (…)-… Mahallesi … mevkiinde sınırlarını bildirdiği tahminen 577 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın Reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.11.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilen ve 04.12.1987 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… (…) – … Mahallesi … mevkii 3938 parsel sayılı 577 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 02.03.1993 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, … tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın, … (…) … Mahallesi 3938 sayılı parsel olduğu, bu parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrılmadığı, 1957 yılında 6 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan makiye ayırma işleminde makiye ayrılan sahada kaldığı, 1961 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, gerçek kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.6.1984 gün ve 1984/417 – 879 sayılı kararı ile bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, 1988 yılında tekrar Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitinin itirazsız kesinleştiği belirlendiğine, uyuşmazlığın bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilip edilemeyeceği ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde olduğu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, bir an için makiye ayrıldığı kabul edilse dahi, makiye ayrılan yerlerde, özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği gibi, makiye ayırma işleminin yapıldığı 1957 yılından, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılına, bu tarihten, Hazine adına tesbit edildiği 1980 yılına ve bu tarihten, gerçek kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldığı 1984 yılına ve bu tarihten sonra da Hazine adına tesbitinin yapıldığı 1988 yılına kadar, kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin hiçbir zaman dolmadığı gözetilerek Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan, Orman Yönetimi ve Belediyenin taraf sıfatı bulunmadığı, aleyhlerine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, Orman Yönetimi ve Belediye aleyhine açılan dava ayırt edilmeden, davanın reddine denilmesi doğru değilse de, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/05/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.