Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/325 E. 2006/3075 K. 10.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/325
KARAR NO : 2006/3075
KARAR TARİHİ : 10.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.03.2005 gün ve 2005/2277-2796 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı … … ve arkadaşları vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … 90 ada 9 sayılı parselin 1989 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde kapsamında bulunduğunu iddia ederek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 90 ada 9 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … … vekili tarafından temyiz edilmekle dairece onanmıştır. Bu kez, davalı … … ve ark.vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava konusu 90 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı 1940 yılında oluşturulmuştur.
Çekişmeli taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bulunduğu ve 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucunda Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmaz 1942 yılında orman sınırı içine alınmış ve 3116 Sayılı Yasanın 7. maddesinde yazılı üç aylık yasal süre içinde dava açılmadığından, işlem kesinleşmiş ve tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir.
Gerçek kişi taşınmazın makiye ayrılması nedeniyle orman sayılmayan yer niteliğinde bulunduğunu, makiye ayırmadan sonra 1989 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunu ileri sürmektedir. Gerçekten taşınmazın bulunduğu …’da 23.07.1951 tarihli tutanakla makiye ayırma çalışması yapılmışsa da, işlem hiçbir zaman kesinleşmemiş ve askıda bırakılmış, İstanbul Orman Baş Müdürlüğünün 21.12.1962 gün ve 1011003-2/12755 sayılı yazısı ile “önceki yıllarda makiye ayırma çalışması yapılan sahalarda, yeniden inceleme yapılmasının” istenmesi üzerine … Gümüş Başkanlığında kurulan 2 numaralı Orman Tahdit Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonucu, “… da bulunan 71 hektar yüzölçümündeki orman sahasının % 15-70 arasında değişen eğimde olup, …. menfi müdahalelere maruz bırakıldığı takdirde … aşınması sonucu bu yerlerin herhangi bir şekilde dahi olsa istifade edilemez bir hale dönüşmesinin daima mevcut olduğu, bahis konusu sahalar her ne kadar maki bitki formasyonu ile kaplı ise de, toprağın fiziki vasıf ve topoğrafik durumu ve erozyona müsait bulunması itibariyle Orman Genel Müdürlüğünün 16.01.1960 gün Şb.2.2802-1 sayılı tamimiyle gönderilen, funda ve makilik sahaların tespitine ait son talimatname hükümlerince orman muhafaza karakteri taşımakta olduğundan, orman rejimi dışına çıkartılmasının caiz olmadığı, sahanın makiliğe tefriki muamelelerinin iptali ile orman rejimine tabi tutulması gerektiği…” ni bildiren ve 07.06.1963 tarihinde düzenlenen raporunun İstanbul Orman Baş Müdürlüğüne gönderilmesi üzerine yetkili daire amirinin parafı ve Başmüdürün imzası ile “makiliğe ayırma işleminin iptali ile orman rejimine alınması uygundur” şerhinin verildiği, böylece yörede 1951 yılında yapılan makiye ayırma işleminin baştan beri uygun görülüp onanmadığı ve askıda bırakılarak kesinleşmediği, daha sonra da işlemin tamamen iptal edildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu o tarihte yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesindeki “tahdidi yapılmış ve kat’ileşmiş olan ormanlar tapuda hiçbir harç ve resim alınmaksızın Hazine namına tescil olunur” hükmü gereğince tapuya tescil edilmiş olacağından makiye ayırma işlemi, gerçek kişi yararına bir hak da doğurmaz.
Çekişmeli taşınmazla aynı nitelikte olan … İlçesi … Köyündeki bir taşınmaz hakkındaki 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı bozma kararını (Bak. Yargıtay Kararlar Dergisi Aralık 2001, Cilt 27, Sayı 12, Sh. 1859) direnme yoluyla inceleyen Hukuk Genel Kurulunun oybirliği ile verdiği 03.07.2002 gün ve 2002/20-558/588 sayılı kararında özetle şu görüşlere yer verilmiştir “…. 29.03.1972 gün ve14/43 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1968/4-1966-40-197/36 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan ve kabul edilen (…Türk ve yabancı idare hukuku, yazarları, sakat ve kanuna aykırı olan idari işlemlerin idare tarafından geri alınabileceği konusunda tam bir görüş birliği içindedirler … Bu durumda, idare iğfal edilmiş olduğundan kişiler için sağlanan hukuki vaziyetler hiçbir zaman müktesep hak teşkil etmez ve bu kabil işlemler her zaman makable şamil olarak idare tarafından geri alınabilir… İdarenin bu tarzdaki hareketi hiçbir şekilde idari istikrarı da zedeleyecek nitelikte değildir…, idare ajanları tarafından yapılan işlemler, niteliğine göre üst organlarca incelendikten sonra, işlemde eksiklik görülürse bu eksiklikleri, işlemi yapan kişilere ya da görevlendireceği başka kişilere tamamlattıracağı ve ondan sonra yetkili makam ya da makamların onayı ile sonuç doğuracağı, idare hukukunun … kararlarındandır) … 3116 Sayılı Yasa ile değiştirilen 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesi hükümleri uyarınca görev yapacak maki komisyonlarının nasıl kurulacağı ve bu tür makiliklerle orman sınırlarının birleştiği yerlerde orman sınırlarını tespit edeceği 17.08.1950 tarihli (Makilik Ve Orman Sahalarının Tespitine Ait Yönetmelik) te gösterilmiştir ve bu yönetmeliğin 14. maddesinde (bu yönetmeliğin meskut kaldığı hususlarda orman tahdit ve tescil yönetmeliği hükümlerine göre hareket olunur) hükmü getirilmiştir. Komisyonların bağlı olduğu birimlerce, komisyonların yürürlükteki yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun görev yapıp yapmadığının denetlenmesi, varsa eksikliklerin tamamlattırılması veya işlemin tamamen iptal etmesi ya da uygun görmesi yasa ve yönetmelikler ile idare hukukunun genel prensipleri gereğidir. Aksini düşünmek keyfiliği gündeme getirir; ki, bu durum hukuk devleti kavramı ile çelişir…”. Şu duruma göre, İstanbul … İlçesinde 1951 yılında yapılan maki raporu işleme konulmamış ve sonuçta 1963 yılında geçerli işlemle iptal edilmiştir. Gerçek kişi vekilinin örnek içtihat olarak sunduğu Dairenin çok önceki yıllara ait kararları, bu kararlara konu olan olaylarla ilgili dava dosyalarına, Hazine ve Orman Yönetimi tarafından makiye ayırma kararlarının iptali konusundaki belgelerin konulmaması ve delil olarak dayanılmamasından kaynaklanmaktadır. Her dava, tarafların sundukları delillere göre değerlendirilerek sonuca ulaşılacağından, o kararlar kişi yararına bir hak sağlamaz.
Diğer taraftan, 1951 yılında yapılan makiye ayırma işleminin bir an için iptal edilmediği düşünülse bile, 6831 Sayılı Yasanın 2896 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “evvelce sınırlaması ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış ormanlarda 2/B madde çalışmaları ve evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle, orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ile 2/B madde uygulamasını yapmak üzere” 14.09.1984 tarihli işe başlama tutanağı ile çalışma yapan 8 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu, yörede 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce yılında orman kadastrosu yapılmış olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve 2896 Sayılı Yasa ile bu yasa gereğince çıkartılan 20 Mayıs 1984 tarih 18406 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliği hükümlerini gözönünde bulundurarak çalışma yapmış, sözü edilen yasalar ve yönetmeliğin 51. maddesi gereğince dava konusu parsel ve etrafını orman sınırları içinde göstermiş ve bu işlem de 16.11.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş ve orman kadastrosuna itiraz ve dava süresi çoktan geçmiştir.
22.03.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, “…makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel yasalar gereğince oluşturulan tapulara değer verileceği” kabul edilmiştir. Gerçek kişinin bu nitelikte bir tapu kaydı bulunmadığı, HGK’nun 27.02.2002 gün ve 2001/1-19-97 sayılı kararında (Bak. Y.K.D. Ekim 2002 sayı 10 sh:1469) kabul edilen ilkeye göre, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapular dışında kalan tapulara değer verilemeyeceğinden, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde bulunan ve daha sonra 4785 ve 2896 Sayılı Yasaların uygulamasıyla orman sınırı içinde gösterilen taşınmazın 1989 yılında kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yine davaya konu parselle aynı konumda olan … adına kayıtlı Kınalı ada 89 ada 9 sayılı parsel hakkında mahkemenin 2000/84 E.-2001/151 K. sayılı dosyasında, … … ve … adına kayıtlı aynı yer 130 ada 1 sayılı parsel hakkında mahkemenin 2002/12-163 sayılı dosyasında, … adına kayıtlı aynı yer 131 ada 3 sayılı parsel hakkında mahkemenin 2003/82-157 sayılı dosyasında, Hazinenin aynı iddia ile açtığı tapu iptali ve tescil davalarının kabulü ile gerçek kişiler adına olan tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tescillerine dair verilen kararlar sırasıyla 20. Hukuk Dairesinin 08.03.2005 gün ve 2004/12687-2348 sayılı, 07.02.2005 gün ve 2005/33-763 sayılı, 13.01.2005 gün ve 2004/10088-555 sayılı kararları ile onandığı, yine … adına kayıtlı aynı yer 129 ada 6 sayılı parsel hakkında mahkemenin 2002/160-126 sayılı dosyasında, Hazinenin açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddi konusunda karar verdiği karar Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.02.2005 gün ve 2004/11132-1338 sayılı kararı ile Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek kesin olarak bozulduğu, davacı … ’nun Orman Yönetimi aleyhine mahkemenin 1999/34-158 sayılı dosyasında aynı yer 118 ada 8 sayılı parselin tapu kaydı üzerinde bulunan orman şerhinin kaldırılması konusunda açtığı dava ile …’in Orman Yönetimi aleyhine mahkemenin 1999/35-167 sayılı dosyasında aynı yer, 111 ada 2 sayılı parselin tapu kaydı üzerindeki orman şerhinin kaldırılması konusunda açtığı davaların da yine reddine karar verildiği ve bu kararların da sırasıyla 20. Hukuk Dairesinin 16.04.2002 gün ve 2002/499-3595 sayılı, 19.02.2002 gün ve 2001/9539-1405 sayılı kararları ile onanarak kesinleştikleri anlaşılmaktadır.
Tüm yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece verilen karar ve bunu onayan daire kararı usul ve yasaya uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … … vekilinin H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 140.00.- YTL. para cezası ile Harçlar Yasası uyarınca 25.10.- YTL. red harcının düzeltme isteyenlerden alınmasına 10.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.