Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/3658 E. 2006/6573 K. 11.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3658
KARAR NO : 2006/6573
KARAR TARİHİ : 11.05.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 102 ada 1 parsel sayılı 5493.20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, 322 tahrir numaralı vergi kaydıyla ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle öncesinde dava dışı aynı ada 2 sayılı parsel ile bir bütün olduğundan söz edilerek … … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı, taşınmazın Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 17.07.2005 tarihli krokide (A) ile gösterilen 286.73 m2 bölümünün … niteliğiyle Hazine, aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 5206.47 m2 bölümün tesbit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından (B) ile gösterilen bölüme ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp 23.08.1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2002 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. madde hükümlerine göre yapılıp dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece yörede 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ve 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanaklar ve haritalar getirtilmediğinden, yapılan uygulama denetlenemediği gibi, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi krokisiyle, bir örneği dosyada bulunan 1947 orman kadastro haritası arasında aynı orman sınır hatları arasında açı ve mesafe olarak farklılıklar bulunduğu halde (örneğin 5682 ila 5691 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı açı ve mesafe yönünden her iki haritada farklılıklar gösterir), bu farlılık ve çelişkilerin nedeni üzerinde durulmamış, orman sınır noktalarının zeminde nasıl bulunduğu ve orman kadastro haritalarının nasıl aplike edildiği teknik olarak açıklanmamıştır.
Aynı yöre ile ilgili temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarındaki harita ve tutanaklardan, 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası ile daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasına ait haritanın çelişkili olduğu, haritalar arasında çıplak gözle görülür biçimde farklılık bulunduğu, aplikasyon işlemi yapılırken 1947 yılı tahdidine orman sınır noktalarının yerleri, açıları ve mesafeleri bakımından uyulmadığı, bazı bölgeler için adeta orman sınırının yeniden geçirildiği gözlenmektedir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmelik md. 44. ve 25523 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 15.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 43 ve devamı maddelerine göre, aplikasyon işlemi … bir orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz. Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olmasına rağmen eylemli devlet ormanı niteliğinde olan yerler için, Hazinenin her zaman dava açma olanağı vardır. Böyle bir dava ile Hazine adına tesciline karar verilecek yerler, orman olarak kullanılmak ve korunmak üzere Orman Yönetimine idari yoldan tahsis edilebilir.
Bu nedenlerle, mahkemece öncelikle 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna, 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar ile 2002 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritalar, bu çalışmalar sırasında kullanılan … fotoğrafları getirtilmeli, aynı vergi kaydının revizyon gördüğü parsellere ilişkin derdest davalar, H.Y.U.Y. 45. madde hükmüne göre birleştirilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak baş noktadan hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki 5732 ila 5734 numaralı orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hatları belirlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedeni üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunmayan bu noktaların yerleri zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı birer birer arazide bulunup röperlenmeli, 1947 yılı tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1979 ve 2002 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarında oluşturulan haritalar aynı yöntemle yerine uygulanmalı, haritalar arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı 1947, 1979 ve 2002 işlemlerinde kullanılan … fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince düzenlenen teknik izah name hükümlerine göre belirlenmelidir. Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1948 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman tahdit haritası, 1979 yılında düzenlenen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin harita ve 2002 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaya göre konumunu gösteren her üç harita ile irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, haritalar ile genel arazi kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmek suretiyle en az yukarıda sayılan 25-35 adet orman sınır noktasını içerecek ölçekli kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazın ve … taşımazların konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak teknik ve bilimsel verileri bulanan rapor alınmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, … bilgisine sahip … uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif … numuneleri alınıp, … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı belirlenip; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalı, tesbitte esas alınan vergi kaydı değişebilir nitelikte sınırlar içerdiğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince sabit sınırından başlanarak yeterince yaşlı bir yerel bilirkişi vasıtasıyla uygulanmalı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, kayıt fazlası yönünden, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı … bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11.05.2006 günü oybirliği ile karar verildi.