Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/385 E. 2006/7561 K. 30.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/385
KARAR NO : 2006/7561
KARAR TARİHİ : 30.05.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulü yolunda kurulan 28.02.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar … … ve … … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.10.2005 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … … ve … … vekili Av. … … ile karşı taraftan … vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 102 ada 187 parsel sayılı 1884,54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden arsa niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … …, … … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 25.06.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya arasında bulunan orman bilirkişi raporunda genel arazi kadastro paftası ile orman tahdit haritası ölçeklerinin denkleştirilerek çakıştırıldığı, orman kadastro dosyasındaki rasat değerlerinin kontrol edildiği, tutanakların okunduğu ve taşınmazın ormanla ilişkisinin belirlendiği açıklanmaktadır. Ancak, bilirkişi tarafından orman tahdit tutanaklarında sözü edilen sabit noktalar ve kişi taşınmazlarının zeminde nerelerde bulunduğu, orman kadastrdo tutanaklarında sözü edilen kişi taşınmazlarının arazi kadastrosunda hangi parseller olarak tespit edildiği ve orman kadastro tutanağı uygulanmasının ne şekilde yapıldığı açıklanmadığı gibi, düzenlenen krokide dosya arasında bulunan ve hatta Dairemizin iade kararı üzerine dosyaya getirtilen haritaların hiçbiri ile benzeşmemektedir.
Mahkemenin 2004/170 E.-2005/12 K., 2004/171 E.-2005/13 K. ve 2004/162 E.-2005/7 K. sayılı dava dosyalarında davaya konu olan … Köyü 102 ada 187-190 ve 228 parseller aynı yörede ve aynı orman sınır hattını ilgilendiren bir konumda olduğu halde, birlikte keşif yapılarak incelenmemiş, ortak krokide gösterilmemişlerdir.
Bu nedenle; mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 1973 yılında ilan edilip kesinleşen orman tahdit haritası ve tutanakları yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle uygulanıp arazide belirlenen başlangıç noktasından hareketle tutanaklardaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazı çevreleyen değişik açı ve mesafelerde bulunan en az 5-6 tane orman sınır noktalarının tamamı birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir. Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip
edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan orman sınır noktalarının yerleri zeminde halen var olan ve en yakın sabit sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı birer birer arazide bulunup röperlenmelidir.
1973 yılı tahdidi zemine uygulandıktan sonra bu defa aynı yöntemle 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılmış olan aplikasyon çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalar yerine uygulanmalı, haritalar arasında farklılık var ise bu farklılığın nereden kaynaklandığı belirlenmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1973 yılı tahdit haritasına ve 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan aplikasyon çalışması sonucu oluşturulan haritaya göre konumunu gösteren her iki harita ile irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilerek düzenlenecek ölçekli krokide taşınmazın konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Yapılan uygulama sonucunda 1973 yılındaki orman tahdidi ile 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyonun birbiriyle çelişkili olduğunun saptanması halinde; aplikasyonun … bir kadastro işlemi olmadığı, ilk tahdide uygun olmayan aplikasyon işlemine değer verilemeyeceği, aplikasyonun ilk orman tahdidine uygun olmasının zorunlu olduğu ve aplikasyon ile … bir durum yaratılmasının olanaksız olduğu gözetilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre belirlenen 450.00.- YTL. vekalet ücretinin Orman Yönetiminden alınarak, davalı gerçek kişilere verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 30.05.2006 günü oybirliği ile karar verildi.