YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4013
KARAR NO : 2006/7674
KARAR TARİHİ : 01.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler 07.09.2001 tarihli dava dilekçelerinde sınırlarını bildirdikleri, … Köyü 620, 624, 625, 644, 648, 1067 ve 1068 parsel sayılı taşınmazların kadastroca Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitleri kesinleşip tapu kaydı oluşmuş ise de, taşınmazların en az 40 yıldır önce babaları sonra da kendileri tarafından … alanı olarak … sıfatıyla zilyet edildiği, tesbit tarihine kadar yararlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla, tapu kayıtlarının iptali ve adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması 22.11.1974 tarihinde, aplikasyon ve 2896 Sayılı Yasaya ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 30.09.1985 tarihinde ve 3302 Sayılı Yasaya ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 13.04.1992 tarihinde ilan edilmiş ve dava tarihinde kesinleşmiştir.
Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 07.06.1963 tarihinde yapılmış ve sonuçları 17.11.1978 – 18.12.1978 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Genel arazi kadastrosunda çekişmeli yer, paftasında tapulama harici olarak bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1963 ila 1978 yıllarında yapılan genel arazi kadastrosunda ise orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1992 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların 547 parsel sayısıyla 30.10.1991 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiği belirlenerek, Maki tefrik komisyonunun yasada öngörülen sayı ve nitelikte elemanı bulunmadığı bu nedenle kuruluşu yasaya aykırı olduğu gibi , makiye ayrılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, H.G.K 27.02.2002/1-19 E., 97 K. Sayılı Kararında değinildiği gibi bu tür yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapulara değer verileceği, davacı tarafın böyle bir tapusunun olmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, yasalar gereği Hazineye kalan taşınmazlardan olduğundan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği kaldı ki, taşınmazın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği, 1992 yılından, Hazine adına tapuya tescil edildiği 30.10.1991 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı, gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, aleyhine dava açılan Köy Tüzel kişiliğinin davalı sıfatı bulunmamasına rağmen aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmemesi doğru değilse de, ilgili köy tüzel kişiliği karar temyiz etmediğine, 1067 parsel sayılı taşınmaz payları oranında gerçek kişi ile Hazine adına tapuda kayıtlı olmasına rağmen tapu maliki gerçek kişi aleyhine dava açılmamışsa da, davacılar kendilerinin neden olduğu usul eksikliklerine dayanarak kararın bozulmasını isteyemeyeceklerine göre, davacı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilerden alınmasına 01/06/2006 günü oybirliği ile karar verildi.