YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4210
KARAR NO : 2006/8099
KARAR TARİHİ : 08.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 27.01.2004 tarihli dilekçesiyle sınırlarını bildirdiği … Köyü dava dışı 522 sayılı parselin Doğusunda bulunan 3258 m2 ve dava dışı 522 sayılı parselin Kuzeyindeki 2250 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarda, eski … çayının … değiştirmesi sonucu en az 50 yıldır … alanı olarak zilyetliğinin devam ettiği, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, … Köyü Köy İçi Mevkiinde bulunan 27.04.2005 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile kahverengiye boyanarak gösterilen 2954.93 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı … oğlu … … adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (A) ile kırmızıya taranarak gösterilen 2857.18 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış olan taşınmazın, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 ila 1981 yıllarında 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, yine dava tarihinden önce, 3373 Sayılı Yasa döneminde 14.10.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu 1953 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmazlar … yatağı olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın batısındaki dava dışı 522 sayılı parselin kadastro tesbit tutanağı aslı dava dosyası yangın geçirip ihya edildiğinden getirtilememiştir. Ancak, dosyadaki 05.08.1974 tarihli komisyon kararından, 522 sayılı parselin Hazine adına tesbit edildiği, … … ve arkadaşlarının tapuya dayanarak itiraz ettiği, ancak taşınmazın Ziraat Vekaletinin 336/236 sayılı ve 08.04.1939 tarihli oluru ile taşınmazın kamulaştırıldığından söz edilerek orman niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra Hazine, … … ve arkadaşlarının yenileme talebi ile dosyanın ihya edildiği, 1983/32 esasa kayıt edilerek yargılamaya devam edildiği, katılan olarak … …’ın da gösterildiği, 12.04.1985 tarihli keşif sonucu Harita Mühendisi Bilirkişi …’nin düzenlediği 11.09.1985 tarihli raporda taşınmazın Haziran 1337 tarih ve 37 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalmadığının bildirildiği, Jeolog bilirkişi tarafından taşınmazın … Çayı eski yatağı olduğu ve 100-200 yıldır, … yatağının buradan akmadığını bildirdiği, Tapulama Mahkemesinin 09.04.1987 gün ve 1983/32-61 sayılı kararı ile tapulama komisyonu kararının iptaline, 522 sayılı parselin davacı gerçek kişilerin tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalmadığı, … … ve sonrada mirasçıları adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle mirasçılar … … ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın … … tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.10.1991 tarih ve 1987/17568-13750 sayılı kararı ile, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında olduğu ve Menteşelerin tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalmadığının belirlendiği gerekçesiyle Orman Yönetimi ve diğer gerçek kişilerin temyiz itirazlarını red etmiş, Hazinenin temyiz itirazlarını kabul ederek, taşınmazın doğusunda bulunan 3258 m2 bölümün tesbitten sonra … Çayından doldurulduğu ve … alanı haline getirildiği, ekonomik değeri bulunduğu, bu nedenle Hazine adına tescili gerektiğine değinerek kararı bu yönden bozmuş, … …’ın karar düzeltme talebi red edilmiş, mahkemece uyma kararı verilerek karar kesinleşmiş, 05.03.1993 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi raporunda, 522 sayılı parselin doğusundaki 3258 m2 yüzölçümündeki bölümün 22 yaşında narenciye ağaçları ile kaplı … alanı olduğu bildirilmiş, mahkemece bu kez 26.11.1994 gün ve 1994/4736-5901 sayılı karar ile 522 sayılı parselin … … ve arkadaşları adına tesciline, tapulama dışı bırakılan yere ilişkin dava sahiplerinin hukuk mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş, hüküm Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından 28.06.1994 gün ve 1994/4736-5901 sayı ile onandıktan sonra 03.11.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı … … 27.01.2004 tarihli dilekçesiyle 522 sayılı parselin doğusundaki 3258 m2 yüzölçümündeki bu taşınmazın adına tapuya tescilini istemektedir.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve ziraat uzmanı bilirkişi jeolog bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğu, … yatağı olmadığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporu ve ekli krokisi yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetime olanak vermediği gibi taşınmazın, orman olarak kamulaştırılan tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı yöntemince araştırılmamıştır. Dava dışı 522 parselle ilgili Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olduğu karar, somut olayda dava konusu taşınmazlar farklı olduğundan, kesin hüküm oluşturmaz.
Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı yönündeki araştırma ve bilirkişi raporları yeterli olmasa da, taşınmazın Toros Çiftliğinden orman niteliğinde olduğu için kamulaştırılan yerlerden olup olmadığı yönündeki araştırma yetersiz de olsa;
Jeolog bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın, … Çayının eski yatağı olduğu, ancak 1950 yılından sonra DSİ tarafından yapılan seddeler ile … yatağı olmaktan kurtulduğu, bir daha … olmadığı, doğudaki … … yatağı olarak gösterilen yerin … çayı olmayıp, drenaj kanalı olduğu, … çayı etki alanında olmadığı bildirilmişse de, DSİ tarafından taşınmazın bulunduğu yerde sedde ya da drenaj çalışması yapılmadığı bildirilmiştir.
Ziraat uzmanı bilirkişi tarafından, 522 sayılı parselin doğusundaki taşınmazın kanal yapımı için çıkarılan toprağın serilmesi ile … alanı haline getirildiğini, üzerinde 30-35 yaşlarında narenciye ağaçları bulunduğunu … alanı olduğunu bildirmiş, tanıklar, taşınmazın eskiden … … yatağı olduğu, 1952-1953 yıllarında seddeler yapılınca bir daha taşmadığını, bu kanallardan çıkan toprakların davacı tarafından taşınıp taşınmaza serildiği ve narenciye bahçesi haline getirildiği anlatılmıştır.
Gerçekten de, gerek taşınmazın 1952 arazi kadastro paftasında … … yatağı olarak gösterilmesi, gerek, 522 sayılı parselle ilgili yargılamada … … tarafından davaya konu edilmesi 522 sayılı parselle ilgili dava sırasında ve somut olayda yapılan keşifler ve elde edilen bilirkişi raporları, bu raporlarda taşınmaz üzerindeki ağaçların bildirilen yaşları birlikte gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın 1952 yılında … … yatağı olarak tapulama dışı bırakıldığı, bu sırada kimin tarafından yapıldığı anlaşılmamakla birlikte, 1953 yılında yapılan ıslah çalışmalarında doğusunda drenaj kanalı açıldığı, bu çalışma sırasında çıkarılan toprağı davacının taşıdığı ve çekişmeli taşınmaza serip üzerine narenciye ağaçları diktiği, bu şekilde zilyetliğin başladığı ve halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Kalıcı ıslah çalışmaları yapılmadığı için, çekişmeli taşınmazın … … yatağı olmaktan çıktığı söylenemeyeceği gibi, … yatağına … taşıyıp sermenin imar ihya kabul edilmeyeceği, yerleşik Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Bir an için imar ihyanın varlığı ve zilyetliğin 1953 yılında başladığı kabul edilse dahi, çekişmeli taşınmaz … … tarafından, Tapulama mahkemesinde dava dışı 522 sayılı parselle birlikte dava konusu edildiğine, Hazine ve Orman Yönetimi tarafından taşınmazın davacı adına tescil edilemeyeceği savunulduğuna, 1953 yılından, dava dışı 522 sayılı parselle ilgili hükmün kesinleştiği 1994 yılına kadar, taşınmazın çekişmesiz olarak zilyet edildiğinden söz edilemeyeceğine, 1994 yılından dava tarihine kadar da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığına göre, sırf bu nedenlerle dahi davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen temyize konu 2857.18 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 08.06.2006 günü oybirliği ile karar verildi.