Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/4213 E. 2006/8077 K. 08.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4213
KARAR NO : 2006/8077
KARAR TARİHİ : 08.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Davacılar … … … ve arkadaşları 14.09.2004 tarihli dilekçeleriyle, … (Köyü) Beldesi 7000 m2 yüzölçümündeki 320 ve 18644 m2 yüzölçümündeki 504 sayılı parsellerin tapuda adlarına kayıtlı olduğu, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hükümler bulunduğu halde, yasaya aykırı olarak yapılan 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlemin iptalini, taşınmazların kadim kültür alanı olduğunun tesbitini ve tapu kayıtlarının beyanlar hanesine konulan 2/B şerhlerinin iptalini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli parsellerin beyanlar hanesinde bulunan, taşınmazın 2/B madde uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır şeklindeki şerhlerin iptaline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, (6831 Sayılı Y asanın 2/B madde uygulamasına itiraz, tesbit ve) tapunun beyanlar hanesindeki 2/B şerhinin iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1978 – 1980 tarihleri arasında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 01.12.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde bulunmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalarını uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenmişse de, yörede 1953 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında, çekişmeli 320 sayılı parselin Şubat 1947 tarih 73 sıra numaralı tapu kaydı ile gerçek kişiler adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile açtığı dava sonunda , çekişmeli 320 sayılı parselin kesinleşen orman tahditi dışında kaldığı saptanarak, tarla niteliğiyle gerçek kişi adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 08.06.1967 tarih 1954/3489 – 123 sayılı kararının kesinleştiği, yine, çekişmeli 504 sayılı parselin Şubat 1947 tarih 76 sıra numaralı tapu kaydı ile gerçek kişiler adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile açtığı dava sonunda, çekişmeli 504 sayılı parselin (A) ile gösterilen 2056 m2 bölümünün kesinleşen orman tahditi içinde, (B) ile gösterilen 18644 m2 bölümün ise kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptanarak, (B) ile gösterilen bölümünün tarla niteliğiyle gerçek kişi adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 06.03.1968 gün ve 1968/7 – 11 sayılı kararının kesinleştiği kesinleşen bu kararların Orman Yönetimini bağlayacak kesin hüküm olduğu, Hazine yönünden ise güçlü delil oluşturacağı, çekişmeli parsellerin 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartıldığı, bu parsellere uyduğu hükmen belirlenen tapu kayıtlarının 1940 yılı orman kadastrosundan önce var olana tapu kayıtlarından gelip, Hazinenin temliki sonucu davacıların murisi gerçek kişiler adına oluşturulup, tapu kayıt fazlası bulunmadığı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince mülkiyet tekrar tapu sahiplerine intikal edeceği, göz önünde bulundurularak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin yukarıda sözü edilen mevcut kesin hüküm nedeniyle, taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir şerh olmadığı gözetilmeden, davacı yararına nisbi avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının üçüncü bendinin kaldırılarak; bunun yerine üçüncü bend olarak “karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine göre 350.00.-YTL Avukatlık ücretinin davalı yönetimden alınarak davacıya verilmesine, cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 08/06/2006 günü oybirliğiyle karar verildi.