YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5111
KARAR NO : 2006/6273
KARAR TARİHİ : 05.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 20.12.2004 gün ve 2004/8371-13414 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde Orman Yönetimi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü Karamuhla mevkiinde sınırları … …, … …, ve mera ile çevrili taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu, taşınmazın orman sınırı dışında olduğu da tespit edilerek adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro Mahkemesinin 1998/2-1999/2 sayılı kararıyla taşınmazın orman tahdidi dışında olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.09.2003 gün ve 4820-5740 sayılı bozma kararında özetle; “Bölgede ilk tahdidin 1942 yılında aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının ise, 3302 Sayılı Yasaya göre 16.12.1997 tarihinde yapıldığı, bu durumda, dava edilen taşınmazın orman kadastro haritasına göre orman olan ve olmayan bölümlerinin çelişkiye yer vermeyecek biçimde bilirkişilerden rapor alınarak belirlendikten sonra hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin ek rapor ve … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen yeşile … 2450 m2 yüzölçümündeki bölümün orman sayılan yerlerden olduğundan bu bölüme ilişkin davanın reddine, aynı krokide (A) ile gösterilen 24718 m2 yüzölçümündeki bölümün ise, davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairece onanmıştır. Bu kez, Orman Yönetimi kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılmış tescil davasıdır.
… Köyünde 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 16.12.1997 tarihinde ilan edilen ve dava tarihinde kesinleşmeyen, herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan ormanların kadastrosu, sınırlaması yapılan devlet ormanların aplikasyonu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 24718 m2 yüzölçümündeki bölüm hakkında, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Nevar ki; hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, davacı adına tescil edilen taşınmazın orman sınırı dışında kaldığı belirtilmişse de, dosyadaki tüm rapor ve eki krokilerde çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumunun belirlenmesinde, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda bilgi verilmediği, kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiç bir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı ve aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu bulunduğu ve Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamayacağı, tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı; bilirkişilere tahdit hattı ve kadastro paftası ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmediği, taşınmazın öncesinin belirlenmesi bakımından, uygulandığı bildirilen memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterilmediği, bu sebeple, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, ancak, çekişmeli taşınmazın konumu gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece araştırma ve incelemenin eksik yapılmış olması aşağıda izah edileceği gibi, sonuçta dava ret edileceğinden sonuca etkili olmadığı anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosunun 14.07.1957 tarihinde yapılıp 10.08.1960 – 09.09.1960 tarihleri arasında ilan edildiği, bu çalışma sırasında dava konusu taşınmazın orman olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı ve kadastro paftasına işlenerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, taşınmazın orman olma durumunun, orman sınırı dışında bırakılmasına ilişkin, orman kadastro işleminin kesinleşme tarihine kadar devam edeceğinden ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemez. Ancak, taşınmazın orman sınırı dışında bırakılmasına ilişkin, orman kadastro işleminin kesinleştiği tarihten sonra sürdürülen zilyetliğin davacı yararına yasal sonuç doğurabilir.
3116 Sayılı Yasaya göre sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliği ve hukuki durumunu saptamakta yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar hükümlerinin gözetilerek belirlenmesi gerekir.
Somut olayda; davacı adına tescil edilen taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 1942 yılında yapılan ilk orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılmışsa da, 10.08.1960 – 09.09.1960 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosunda, taşınmazın orman olması nedeniyle o tarihte yürürlükte olan yasa hükümlerine göre tescil harici bırakılarak kadastral paftaya orman olarak işlendiği, daha sonra 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 3302 Sayılı Yasaya göre 16.12.1997 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B uygulaması sonucu, orman sınırı dışında bırakıldığı, taşınmazın tescil harici bırakılarak kadastral paftaya orman olarak işlendiği tarihten, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışma ile orman sınırı dışında bırakılma işleminin kesinleşme tarihine kadar orman sayılacağından, o tarihe kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeycektir (Yüksek H.G.K.’nun 18.02.1998 gün, 1998/8-18 E. – 1998/129 K. ve 2000/8-1264 E. – 2000/1250 K. sayılı ve 24.10.2001 gün, 2001/8-964 E. – 751 K., 2004/8-242 E.- 2004/292 K. sayılı kararları).
Bu durumda; 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği 16.12.1997 tarihinden dava tarihine kadar davacı yararına Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır.
Anılan yönler gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ve Dairece hükmün onanması da yanılgıya dayalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 20.12.2004 gün ve 2004/8371 – 13414 E.K. sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 05/05/2006 günü oybirliği ile karar verildi.