YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5236
KARAR NO : 2006/7662
KARAR TARİHİ : 01.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı gerçek kişinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.06.2000 gün ve 2000/5379-6047 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları dışında bırakıldığının uzman orman mühendisi bilirkişi raporu ile belirlendiğinden söz edilerek Orman Yönetiminin temyiz itirazları red edilmiş, Hazinenin temyiz itirazları kabul edilerek, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosunun 1955 yılında yapıldığı, çekişmeli taşınmazın niçin tesbit harici bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulmadığı, 01.04.1998 tarihli keşifte beyanına başvurulan yerel bilirkişinin, çekişmeli taşınmazın öncesinde … yatağı olduğunu, davacının imar ve ihya ederek zilyet olduğunu haber verdiği, orman mühendisi bilirkişinin de imar ihyadan söz ettiği, ziraat uzmanı bilirkişinin, imar ihyadan bahsetmediği, taşınmazın … alanı olarak kullanıldığını bildirdiği, çekişmeli taşınmazın öncesinde niteliği belirlenmediği gibi, imar ve ihyanın tarihi, zilyetliğin başlangıç tarihi, sürdürülüş biçimi konusu da tam olarak aydınlatılmadığı, bunun yanı sıra dava dilekçesinde tarif edilen sınırlarla tesciline hükmedilen taşınmazın sınırlarının birbirinden oldukça farklı olup, mahkemece bu farklılığın üzerinde de durulmadığı, Hazineye karşı gerçek kişinin 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar, ihya ve zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerektiği, bu sebeple, önceki bilirkişiler dışında bir ziraat uzmanı bilirkişi, bir jeolog bilirkişi ve bir … elemanı bilirkişi katılımı ile yeniden yapılacak keşifte, dava edilen yerin toprağının … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığının saptanması, bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmesi, davacının, varsa zilyetlik tanıklarının taşımaz başında dinlenmesi, varsa imar ihyanın ne zaman bitirildiği, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiğinin sorulması, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınması, dava dilekçesinde tarif edilen sınırların dava konusu taşınmazın fiili sınırlarına uymaması halinde, keşfi yapılan taşınmaz ile dava edilen taşınmazın aynı taşınmazlar olup olmadığı üzerinde durulması, ayrıca, bu taşınmaz tapulama dışı bırakıldığına göre, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip, uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığının araştırılması, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamaların araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 639. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde 1941 yılında askı ilanı yapılarak 1942 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 18.07.1977 tarihinde yapılarak 16.11.1977 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve sonuçları 03.05.1956-04.06.1956 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 01.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.