Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/5309 E. 2006/8063 K. 08.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5309
KARAR NO : 2006/8063
KARAR TARİHİ : 08.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve katılan Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Mahallesi 195 ada 41 parsel sayılı 14.849,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsiz ve belgesiz olarak kime ait olduğu bilinemediğinden söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar; tapu kaydı, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Orman Yönetimi, 16.07.2004 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve katılan Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık süre içinde açılan tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan orman bilirkişi kurul raporunda, taşınmazın durumu memleket haritasında incelenmekle birlikte uygulanan memleket haritasının kenarındaki lejant işaretlerini taşımadığı gibi, … fotoğraflarının uygulaması yapılmamış ve memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek birbirini üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazın konumu gösterilmemiştir. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Diğer taraftan, ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşımazın keşif günündeki fiili durumu belirlenmiş olup, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı yönünde açıklamada bulunulmamıştır. Hakimin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır
Bundan ayrı; davacıların tutunduğu tapu kaydı taşınmaz başında yapılan keşifte yöntemince uygulanmaksızın keşifte dinlenen bir yerel bilirkişinin “okunan tapu kayıtlarındaki sınırları bilmiyorum” yönündeki soyut anlatımına değer verilerek karar verildiği, aksine dayanak tapu kaydının kuzeyinde okunan “… … sapançalığı’nın” çekişmeli taşınmazın kuzeyinde bulunan 195 ada 40, 95 ve 96 parsel sayılı taşınmalara uygulanan tapu

kaydının geldisi olan 25.07.1949 tarih 122 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda … …’un adı geçtiği gibi tapu kaydının mevki itibariyle de davalı yere uyduğu, diğer taraftan tapu kaydı iskan yoluyla oluştuğu halde, haritasının dosya arasına getirtilip uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; davacıların tutundukları tapu kaydının iskan yoluyla oluşan haritası ve iskan tapusuna ilişkin tüm belgeler getirtilerek tapu kaydındaki ½ payın kime ait olduğu belirlenmeli, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; eğim durumu belirlenmeli, parselin üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ile kapalılık oranı belirlenmeli; çekişmeli taşınmazın ve komşu taşınmazların tümünün memleket haritasına göre konumu saptanmalı; memleket haritasında bu parsellerin tümünün bulunduğu yer belirlenerek, orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita çekişmeli yeri ve komşularını da gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazın memleket haritasına göre konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin biçimde saptanmalıdır.
Çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirlenmesi halinde bu kez; davacıların tutundukları iskan yoluyla oluşan tapu kaydı ve haritası elverdiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişi, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin maliklerinin anlatımları yardımıyla ve kadastro … bilirkişi marifetiyle taşınmazın kadastro paftasıyla birlikte çakıştırılmak suretiyle zemine ablike edilmeli; tapu kaydının kapsamı 3402 Sayılı Yasanın 20. maddesine uygun olarak belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesine göre, “kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırları itibar” olunacağından, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı ve haritası kapsamında kalıp kalmadığı, haritanın fenni sıhhate haiz olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile örtüşüp örtüşmediği uygulama sonunda raporda tartışılmalı; keşif ve uygulama bilirkişilerinin düzenleyecekleri müşterek krokiye ayrı ayrı renklerle yansıtılmalı; tarafların gösterecekleri tanıklar, yerel bilirkişi ve komşu parsellerin maliklerinden sorularak ve iskan belgelerin tamamı incelenerek dayanak tapu kaydındaki 1/2 payın kime ait olduğu belirlenmeli, tapu kaydının iskan yoluyla oluşan haritasının bulunmaması veya tapu kaydının uygulama kabiliyetinin olmaması halinde taşınmazın sınırlarında orman bulunduğundan 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı miktar fazlasının 3402 Sayılı Yasanın 13/B-c, 14 ve 20. maddeleri uyarınca kazanılıp kazanılamayacağı gözetilmeli, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı yönünde ziraat mühendisinden bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ve komşu parsellerin malikleri taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, tapu kaydındaki 1/2 payın kime ait olduğu sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalılar yanında eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme, uygulama ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişiler ile katılan Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/06/2006 günü oybirliği ile karar verildi.