YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/699
KARAR NO : 2006/1811
KARAR TARİHİ : 17.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine ve Orman Bakanlığı … Köyü, … Sokağı, 2359 parsel sayılı 4822 m2 yüzölçümünde 5 adet apartman ve arsa niteliğindeki taşınmazın öncesi itibarıyla orman sınırı içindeki yerlerden iken, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını belirterek, E blok 27 numaralı bağımsız bölümün davalı adına 4/428 paylı olarak kayıtlı tapusunun iptali ile, Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman ve 2/B madde sahasında kalan taşınmazın tapusunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre yapılan makiye ayırma çalışması, 1991 yılında 3302 ve 3373 Sayılı Yasalara göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması çalışmaları vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi … Taş’ın 01/05/2002 tarihli raporunda,çekişmeli taşınmazın 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında 16294-16295 orman sınır hattına göre, PİYAMLAR BAYIRI-AKÇAY DEVLET ORMANI içinde bırakıldığı, 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre yapılan makiye ayırma çalışmasında XVIII nolu poligon içinde makiye ayrıldığı, 1991 yılında 3302 ve 3373 Sayılı Yasalara göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması çalışması ile VI nolu poligon içinde Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, ancak makiye ayrılan yerlerdeki daha sonra yapılan çalışmaların geçerli olmayacağı, bu nedenle orman sayılmayan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirilmiş ve mahkemece bu görüşe itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
22.03.1996 gün 1993/5-1 Sayılı … Kararıyla “3116 Sayılı Yasanın 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 1. maddesi (e) fıkrası uyarınca çıkartılan, Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tesbitine Ait Yönetmelik ile bu yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonları yasal olup, yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu, orman sınırlandırması kapsamında iken sözü edilen komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel Yasalar gereğince oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilmişse de, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapular dışında başka bir tapuya değer verilemeyeceği H.G.K’nun 27.02.2002 gün 2002/1-19/97 sayılı kararı ile benimsenmiştir.
Sözü edilen 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği kabul edildiğinden İçtihadı Birleştirme Kararının Karşı kavramından olan Yasa ve Yönetmeliğe uygun kurulmayan maki tefrik komisyonlarının yaptıkları işleme değer verilemez sonucuna ulaşılır.
3116 Sayılı Yasanın 24.03.1950 tarihinde kabul edilip, 03.04.1950 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5653 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 5. maddesi gereğince “Devlet ormanlarının ve bu ormanların içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak, sulak, diğer ormanlar ve her nevi arazinin sınırlaması işi bir yüksek orman mühendisinin başkanlığı altında Adalet Bakanlığınca hukuk mezunları arasında tayin edilecek bir hukukçu üye ile il genel meclisi daimi encümeni tarafından seçilecek bir üyeden müteşekkil bir komisyon tarafından yapılır. Bu komisyonlar beldelerde belediye encümenleri, köylerde ihtiyar kurulu tarafından seçilecek lüzumlu bilirkişilerin fikirlerinden de faydalanılır…” hükmünü taşımakta olup, orman kadastro komisyonlarının kimlerden nasıl kurulacağını, nasıl çalışacağını göstermektedir. Makilik ve Orman Sınırlarının Tesbitine Ait Yönetmeliğin amacını belirleyen 1. maddesinde “5653 Sayılı Yasanın birinci maddesinin (E) bendi hükmü ile ormandan sayılmadığı belirtilen ve memleketimizde Karadeniz’in Kızılırmak’tan itibaren batısında, Ege ve bilhassa Akdeniz sahil mıntıkalarındaki devamlı hasılat vermeyen veya muhafaza ormanı mahiyetini taşımayan makiliklerin orman sahaları ile tedahüllerini önlemek için 1/25000 mikyaslı askeri haritaları bulunan ilçelerde ve diğer lüzum ve zaruret görülen yerlerde makilik ve orman sahalarının birleştiği hatlar üzerindeki orman sınırları orman tahdit komisyonları veya mahalli orman işletme teşkilatı tarafından teşkil edilecek komisyonlar tarafından tesbit olunacak ve arz üzerinde özel işaretler ile belli edilecektir.
Komisyonların çalışmaları sırasında mıntıkasındaki işlerden bilgi edinmek ve komisyonda çalışmak üzere o yerin bölge şefi, orman bakım memuru da bulundurulacaktır.” “Funda ve Makilik Sahaların Tesbitine Ait Talimatnamenin 10. maddesinde ise “Funda ve maki sahalarının tesbiti işi: Umum Müdürlükçe Başmüdürlük merkezlerinde vazifelendirilen, biri tercihan … muhafazası mevzuunda yetişmiş 3 yüksek orman mühendisinden müteşekkil komisyonlar marifetiyle yapılır. Komisyon reisini Orman Umum Müdürlüğü tesbit eder. Zaruret halinde bu elemanlardan biri mühendis yardımcısı da olabilir. Mahalli Bölge şefi ve bölme orman muhafaza memuru müşahit sıfatıyla mıntıkada çalışan komisyonlara iltihak ederler…” şeklinde yasaya aykırı hüküm getirilerek makiye ayırma işleminin orman tahdit komisyonları yanı sıra, mahalli Orman İdaresince oluşturulacak komisyonlar tarafından da yapılabileceğini öngörmüştür. Oysa, hukukun en … ilkelerinden olan hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince, hukukun şekli kaynaklarından olan yasalar, Anayasa hükümlerine, yasaların uygulamasında karşılaşılacak sorunların açıklığa kavuşturulması için çıkarılan yönetmelikler ise kaynak bulduğu yasalara aykırı olamaz, aykırılık durumunda, uygulayıcı tarafından, yasalara aykırı yönetmelik hükümlerine itibar edilmeyecektir. Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2005 gün 2005/11-81 E., 2005/118 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Yörede görev yapan maki tefrik komisyonu,komisyon başkanı … ile komisyon üyesi …’dan oluştuğu ve yönetmelikte öngörülen diğer üyeler komisyonda yer almadığı nedeniyle, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığı için hem Yasa ve hemde yönetmelik hükümlerine aykırı oluşturulmuştur.
Ayrıca, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, maki tesbit komisyonunca makilik alan olarak belirlenen alanlarda özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği kabul edilmiştir. Kararda öngörülen Özel Yasalar; 2510 Sayılı İskan, 4753 Sayılı Çiftçiyi Topraklandırma ve 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ile ilgili Yasalardır. Gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler
ile mahkeme ilamları yasal değerlerini yitirirler. Makiye ayrılan yerlerle özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulardan başka tapulara değer verilemez (HGK 27.02.2002/1-19 E.-97 K.).
Bir an için maki ve ayırma çalışmasının geçerli olduğu düşünülse bile, çekişmeli taşımazın öncesine ait kayıtların, yörede 1956 yılında genel arazi kadastrosunda orman ve tarla niteliğiyle kadastro tesbit tutanakları düzenlenen ve kesinleşmekle orman ve tarla nitelikli olarak tapuya tescil edilen çok sayıda parselin birleştirilmesinden sonra yeniden ayrılarak … Belediyesine satıldığı ve hemen sonra çekişmeli taşınmazın, … Hukukçular Konut … Kooperatifine devredildiği, üzerinde inşa edilen apartmanlardaki bağımsız bölümlerin kat mülkiyetine çevrilmek suretiyle tapu kayıtlarının oluşturulduğu anlaşıldığından, 1993/5-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K.Kararı’nın kabul ettiği anlamda özel Yasalar uyarınca oluşturulmuş bir tapu kaydı da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, temyize konu davada olduğu gibi davaya konu 2359 parsel sayılı taşınmazın B Blok 21 numaralı bağımsız bölüm hakkında da Hazine tarafından aynı iddia ile açılan ve aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2002/92 esas sayılı davasının bulunduğu anlaşıldığından aynı parsel üzerindeki diğer bağımsız bölümler hakkında da Hazine tarafından aynı iddia ile açılan davalar bulunabileceği düşünülmektedir.
Bu nedenlerle, mahkemece öncelikle, çekişmeli 2359 parsel sayılı 4822 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile bu parsel üzerindeki 5 adet apartmandaki bağımsız bölümlerle ilgili Hazine tarafından aynı iddia ile açılmış davalar olup olmadığı davacı Hazineden sorulması, varsa biri hakkında verilecek hükmün diğerlerini de etkileyeceğinden H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince davalar birleştirildikten sonra, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin ifraz ve tevhit işlemlerinden önceki, arazi kadastrosu sırasında oluşmuş bulunan orman parsellerine revizyon gösterilen 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen tahditten sonra orman niteliğiyle Hazine adına Haziran 1949 tarih 69 numarada tescil edilen orman tapu kaydı Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek dosya içine konulduktan sonra dava dosyası önceki raporu düzenleyen orman ve … bilirkişilerine verilerek kendilerinden davaya konu parselin 1956 yılında genel arazi kadastrosunda orman ve tarla vasfıyla tespit edilip kesinleşen parsellerden hangisinin içinde kaldığı kesin olarak saptanmalı, tapulama sırasındaki ilk çapına ve ifraz ile imar uygulamalarından sonra oluşan çaplarına, çekişmeli taşınmazların ilk orman kadastrosuna ve daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre dava konusu parselin konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri denkleştirilmek suretiyle kroki çizdirilmeli ve böylece taşınmazların orman ve arazi kadastro haritalarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Yapılan uygulama sonucunda davaya konu 2359 parsel sayılı taşınmazın orman tapusu ve dayanağı orman kadastro haritası ve parseli içinde kaldığının saptanması halinde 1948 yılında yapılan orman kdastrosu ve dayanağı Haziran 1949 tarih 69 numaralı orman tapu kaydının geçerliliğini sürdürdüğü, Yasa ve Yönetmeliğe uygun olarak yapılmış bir makiye ayırma işleminin bulunmadığı, aksi düşünülse bile davalının Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının öngördüğü biçimde bir tapu kaydının bulunmadığı, kesinleşen orman kadastrosuna ait tapu kaydı revizyon gösterilerek 1956 yılında orman niteliğiyle tesbit tutanakları düzenlenip kesinleşen parsellerin Hazinenin diğer özel mülkleri gibi satılması ya da başka bir yolla devir edilmesinin davalı yararına hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağı, orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarihe göre davalının orman ve arazi kadastrosu sonucu oluşan tapu kayıtlarını iptal ettirmesi için hiç bir yasal ve hukuki dayanağı bulunmadığı gözönünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir.
Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA 17/02/2006 günü oybirliği ile karar verildi.