YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/701
KARAR NO : 2006/3491
KARAR TARİHİ : 17.03.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.09.2005 gün ve 2005/7796-10200 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, … bilirkişinin rapor ve krokilerinde gösterilen 7139,30 m2 ve 1901,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur. Bu kez, davacı … vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı, genel arazi kadastrosu işleminin 27.09.1978 tarihinde yapıldığı ve sonuçlarının 28.12.1978 tarihinde ilan edilerek yasal süre sonunda kesinleştiği, kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçtiği, taşınmazların taşlık ve çalılık olması nedeniyle tapulamada tescil harici bırakılarak kadastral paftaya işlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davaya konu taşınmazları davacının imar ve ihya ederek, kültür arazisi haline dönüştürdüğü ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme dayanak yapılan … bilirkişi … … ve … …’ın raporunda, dava konusu krokide (A) ile gösterilen taşınmazın, batısının Ispahanlı Deresi diye adlandırılan …, kuzeyinin taşlık ve çalılık ile … taşınmazı, doğu ve güneyinin gerçek kişilere ait taşınmazlar ile çevrili olduğu, krokide (B) ile gösterilen 1901,91 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ise, batı ve güney yönlerinin taşlık ve çalılık olup, doğusunda kısmen … ve ötesinde … Karsan taşınmazı, kısmen de Ispahanlı Deresi diye adlandırılan … bulunduğu, ziraat bilirkişi raporunda, … bilirkişinin 1 nolu krokisinde gösterilen taşınmazın killi-tınlı … yapısına sahip sulanmayan, kıraç, % 5-6 meyilli, halen içinde 25-30 yaşlarında aşısız … ağacı olduğu, iki nolu krokide gösterilen taşınmazın aynı … yapısına sahip % 3-4 meyilli, 14 adet aşısız … ağacı bulunduğu açıklanmıştır. Taşınmazların bilirkişi raporlarında açıklanan konumuna göre ormanla ilgisinin bulunduğu, buna rağmen yöntemince orman incelemesi yapılmadığı gibi, ilgili kamu yönetimi olması bakımından Orman Yönetiminin davaya dahil edilmediği gözlenmiştir. Her ne kadar dairece, yörede orman kadastrosunun yapılmadığı, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosu paftasında, taşınmazların bulunduğu yerin taşlık ve çalılık olarak gösterildiği, bu gibi yerlerin orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarihe kadar 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğundan, ancak orman kadastrosunun yapılarak kesinleştiği tarihten sonra zilyetliğe konu olacağı (H.G.K.nun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararı), yörede orman kadastrosu yapılmadığından davacı gerçek kişinin zilyetliğine değer verilemeyeceği belirtilerek, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin kabulü ile, dairenin bozma kararı gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.
Bu nedenlerle; mahkemece, öncelikle Medeni Yasanın 713/3. maddesi hükmü uyarınca ilgili kamu tüzel kişisi olduğundan, Orman Yönetimi davaya dahil edilerek taraf oluşturulmalıdır. Daha sonra, yörede 1978 yılında yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosuna ilişkin ve çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı kadastro paftasının onaylı örneği ile dava konusu yere en yakın kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile tutanakları kesinleşmiş ise edinme nedeni ve tarihinin yazılı olduğu tapu kayıtları Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilerek dosyaya eklenmelidir.
Çekişmeli taşınmazların öncesinin, orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, … fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek bir jeolog, bir orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak memleket haritası, … fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmaz üzerindeki … ağaçlarının ekilmek suretiyle mi, yoksa taşınmaz üzerinde önceden var olan delicelerden aşılanmak suretiyle mi yetiştirildiği, ağaçların kaç yaşında olduğu, eski tarihli … fotoğrafında görünüp görünmediği saptanmalı; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi, eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığının, ancak tüm yönlerinin devlet ormanı ile çevrili orman içi açıklık olduğunun saptanması halinde 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi kapsamındaki yerlerden olduğu düşünülmelidir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemeyeceğinden, orman içi açıklık olduğu saptanan taşınmazın özel mülke konu olamayacağı gözetilmelidir.
Orman araştırması sonucunda davaya konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 12.09.2005 gün ve 2005/7796-10200 sayılı bozma kararının gerekçesinin KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün yukarıdaki gerekçe ile BOZULMASINA 17/03/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.