YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7344
KARAR NO : 2006/10191
KARAR TARİHİ : 05.07.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ile … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 27.06.1994 gün ve 1994/5392 – 1994/8417 sayılı bozma kararında özetle; “Dosya içeriğinden dava konusu yerin … Uysal’a aitken davacı gerçek kişilere kaldığı iddiasının tanık beyanlarıyla doğrulandığı mahkemece kabul edilmişse de, adı geçen kişi ile davacılar arasındaki akrabalık bağının iddia ve tanık beyanları yerine, resmi belgelerle ispatının gerektiği, yine tam olarak getirtilmemesine karşın ilk çalışmanın 1942 yılında 11 numaralı komisyonca 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakıldığı, buna … Uysal’ın itirazı üzerine … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/77 Esas 1958/227 sayılı kararı ile çekişmeli yerinde içinde bulunduğu 60, 10, 60 ve 10 dönümlük olmak üzere toplam 140 dönümlük dört parça taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1953 yılında genel arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı, 1976 yılında ise ilk orman kadastrosunun aplikasyonu eksik kalan yerlerin kadastrosu ve 2. madde çalışmalarının yapılıp, son olarak da, bu dava devam ederken 3302 Sayılı Yasaya göre 2/B madde çalışmalarının tamamlandığı ve ilan edildiği, bilirkişi raporları ile çekişmeli taşınmazın 1976 yılında yapılan aplikasyon sırasında 3/4 numaralı ekip tarafından 21.09.1976 tarih ve 17 numaralı tutanakda 1, 2072, 2073 … 2080, 3672, … 3675 numaralı orman sınır hattı ile orman sınırları içinde bırakıldığı, bu çalışmalara gerçek kişilerin yukarıda sözü edilen mahkeme kararına dayanarak itiraz etmeleri üzerine bu kararı zemine uygulayan orman kadastro komisyonunun, 08.10.1976 tarih ve 21 numaralı tutanakla, anılan ilamın birinci sırasındaki 60 dönümlük yerin 2080 ila 3671, 2080 numaralı orman sınır noktaları içinde kalan yer olduğunun saptandığı, daha sonra çalışan 25 numaralı orman kadastro komisyonunun da buna aynen uyduğu, ikinci keşif sonucu düzenlenen 04.09.1989 tarihli asıl ve 13.11.1989 tarihli ek raporlarda, aynı hususların tekrar edildiği, çekişmeli taşınmazın 20124 m2 olduğu, bunun 1600 m2 bölümünün eylemli yol olarak kullanıldığı, 2080 ila 2139, 2080 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattının içinde kalan poligonun 9970 m2 olduğu ve tahdit dışında bulunduğu 3671, 2139 ve (a) ile gösterilen orman sınır hattının güneyinde kalan bölümün ise 8547 m2 geldiği ve orman sınırları içinde olduğu, davacıların yaklaşık 10 dönüm yeri dava ettikleri, aslında davalı olan kısmın 9977 m2 yer olduğunun bildirildiği, üçüncü keşif sonucu düzenlenen ve karara dayanak yapılan 11.11.1991 tarihli asıl ve 17.06.1992 tarihli ek raporlarda ise, çekişmeli yerin 2139, (a) orman sınır hattının güneyindeki 8547 m2’lik yer olduğu ve ve orman sınırları dışında olduğunun ifade edildiği, böylesine birbiri ile çelişik aplikasyon ve tahdit haritalarıyla uyumsuz raporlara dayanılarak karar verilemeyeceği, bu nedenlerle mahkemece öncelikle davacılar ile murisleri ……arasındaki akrabalık durumu veraset ilamı veya nüfus aile tablosunun getirtilmek suretiyle belirlenmesi, parselin genel arazi kadastrosunda tapulamaya tabi tutulup tutulmadığı veya hangi nedenle veya hangi nitelikle tapulama dışı bırakıldığının sorulması, 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro haritası, 1976 yılında yapılan aplikasyon, tahdit ve 2. madde uygulamalarına ilişkin çalışmaların askı ilan tutanaklarının getirtilmesi, kesinleşip kesinleşmediğinin tesbit edilmesi yeniden yapılacak keşifte evvelce görev almamış bir uzman ve bir … elemanı bilirkişi vasıtasıyla anılan belgelerin uygulanması çekişmeli saha zeminde bulunduktan sonra, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin saptanması, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, bilirkişilere uygulamayı gösteren kroki düzenlettirilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, bilirkişiler … Dandil ve Keramettin Tüderlinin düzenlediği 09.10.1996 hakim havaleli rapor ve krokisinde kırmızı çizgiyle tarayarak gösterdikleri … Köyü … mevkiinde krokide 3671-a-a1 noktaları arasında kalan ve krokide “içi” ile belirtilen 2830 m2’lik yere davalı … Yönetiminin muarazasının men’ine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davalı Yönetim tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılan, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına ilişkin ekip çalışmaları 13.03.1981 tarihinde, komisyon çalışmaları da…. tarihinde ilan edilmiş, 1987 yılında yapılan aplikasyon, orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 14.10.1988 tarihinde ilan edilmiş 14.4.1989 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar dava dışı 478 sayılı parselden müfrez 745 sayılı parselin güneyindeki taşınmaza, Orman Yönetiminin ağaç dikerek el attığından söz … Yönetimin elatmasının önlenmesini istemektedir.
Dosyaya getirtilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.1958 tarih 1957/77 – 227 sayılı Kararı ve dosyası incelendiğinde; Davacı ……vekili tarafından herhangi bir tapuya veya belgeye dayanmadan, davalı … aleyhine, 31.12.1956 tarihli dilekçeyle, sınırlarını ve miktarını bildirdiği (aşağıda yazılıdır) dört parça taşınmazın orman olarak sınırlandırmasına itiraz ettiği, mahkemece çekişmeli yerlerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının sınırları ve miktarları bildirilmek suretiyle, … Bakanlığından sorulduğu, … Bakanlığının 06.07.1957 tarih ve 77 sayılı yazı ile taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığını bildirdiği, mahkemece, başkaca bir araştırmaya girilmeden davanın kabulüne ve Ziraat Vekaletinin cevabı ile orman sayılan yerlerden olmadığı bildirildiğinden orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne karar verildiği, kararın altında hakim imzasından sonra gelmek üzere. Hudutları: 1) … köyü … mevkiinde D: su gözü, K: İbarihm Yorulmaz, ve … …, B: … … tarlası, G: … ormanı ile mahdut 60 dönüm, 2) aynı mevkide D: sahibi senet, K: … …, B: …, G: … önü, ile mahdut … dönüm, 3) … Önü mevkiinde D: …… K: … tarla B: …, G: … ile çevrili 60 dönüm, 4) Mezarlık altı mevkii D: … geçidi, K: … arası, B: … tarla G: mezarlık ile mahdut 10 dönüm olarak yazıldığı, kararın tebliğe çıkarıldığına ilişkin dosyada her hangi bir tebliğ evrakı veya kayıt bulunmadığı(dava dilekçelerinin tebliğine ilişkin tebliğ mazbataları dosya içinde bulunduğu halde), ancak, Tapulama Mahkemesinin 20.05.1959 gün ve 1954/622 – 144 sayılı dosyası içinde bulunan orijinal diğer bir nüshasının arkasına “işbu karar davalıya 23/05/1958 de ve davalıya da 29.05.1958 tarihinde tebliğ edilerek taraflarca temyiz edilmediğinden 12.06.1958 tarihinde kesinleştiğinin 13.06.1958 tarihinde şerh verildiği, şerhin altı mühürlenip, başkatip yazılarak paraf edildiği görülmüştür.
… Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 20.05.1959 gün ve 1954/622 – 144 sayılı dosyası ve kararı incelendiğinde; … Köyü 478 parsel sayılı 82000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Nisan 1947 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydıyla Günlük Ormanı olarak 27.04.1953 tarihinde Hazine adına tesbit edildiği, 02.03.1953 – 31.02.1953 tarihleri arasında askı ilanı yapıldığı, parselin tesbit krokisinde 478 sayılı parselin güneyinin 480 parsel sayısı ile ve … ormanı olarak işaretlendiği, ……ve arkadaşlarının tapu kaydı ve mahkeme kararlarından bahsederek itiraz ettiği, yine … … ve Orman Yönetiminin de tutanağa itiraz ettiği, tutanak ve eklerinin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesini gönderildiği, Davacılar: …… … …, … Yorulmaz, …, … …, … ile davalı Hazine arasında görülün kadastro tesbitine itiraz davasında, yapılan keşif sonucu … elemanı bilirkişi … tarafından düzenlenen tarihsiz krokide Temmuz1289 tarih ve 7, 8, 9 numaralı tapuların kapsamının gösterildiği, buna göre 478 sayılı parselin güneyindeki 480 sayılı parsel … olarak belirlendiği, 480 sayılı parselin güneyinin ise … ve … olarak gösterildiği, 478 sayılı parselin 7 numaralı tapu içinde olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesince iptal edilen orman sınır hattının ise 481, 482, 484 parselleri kapsayacak biçimde saptandığı, keşifteki yerel bilirkişinin asliye hukuk mahkemesinin 1957/77 – 227 sayılı kararın kapsadığı yeri 7 numaralı tapu kaydı kapsamında kalan 478 sayılı parsel olduğunu söylediği, mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.1.1944 gün ve 1944/2 – 2 sayılı kararı ve 09.05.1958 gün ve 1957/77 – 227 sayılı kararı ile 478 sayılı parsele ilişkin orman kadastrosunun iptal edildiğinin, 20.05.1958 tarihli keşiften anlaşıldığı, taşınmazın orman kadastro sınırları dışında bulunduğu, Temmuz 1289 tarih ve 7, 8, 9 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında olduğu gerekçesiyle, Orman Yönetiminin davasının reddine, … Uysalın itirazının kabulüne, diğer davaların reddine, 478 sayılı parselin ……adına tesciline karar verildiği,( kararın Orman Yönetimine 21.8.1959 tarihinde tebliğ edildiği) Kararın Hazine ve bir kısım gerçek kişiler tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 6.2.1960 tarih ve 1960/848-1048 sayılı kararı ile onandığı,(onama kararı Hazineye 22.3.1960 tarihinde tebliğ edilmiştir) tashihi karar isteminde bulunulmadığından 7.4.1960 tarihinde kesinleştiği, 478 sayılı parselin hükmen 15.4.1960 tarihinde … oğlu ……adına tapu kaydının oluşmasından sonra İfrazen 675, 676, 677 ve 678 sayılı parsellere gittiği, 676 sayılı parselin ……adına kayıtlı iken, ifrazen 744 ve 745 sayılı parsellere gittiği, 745 parsel sayılı 44057 m2 yüzölçümündeki taşınmazın … Mirasçıları … …, … …, …… ……ve arkadaşları adına satış ve tevhit ile 12.09.1986 tarihinde 1374 yevmiye ile tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Gezici Arazi kadastro Mahkemesinin dosyası içinde bulunun 10.08.1997 tarihli satış senedi, … … tarfından alıcı … Doğana 745 sayılı parselin güneyindeki yaklaşık 20 dönüm taşınmazın 6.5 dönümlük bölümünün satışına ilişkindir.
Bozma kararına uyularak, orman kadastro haritaları ve tutanakları ile mahkeme kararlarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu orman bilirkişisi … Dandil ile Harita Mühendisi Bilirkişi Kemalettin Tülerli tarafından düzenlenen 11.10.1996 tarihli raporda, taşınmazın eğimsiz olduğu, içinde 6-7 yaşlarında orman idaresi tarafından dikilen Sığla ağaçları bulunduğu, bir kısmının ise otlak olarak kullanıldığı, dava konusu yerin 1942 tahdidinde 3670 ila 3672 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile orman olarak sınırlandırıldığı, davacıların bu tahdite itirazı üzerine Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/77 – 227 sayılı kararı ile orman tahditinin iptal edildiği ve dava konusu taşınmazın orman tahditi dışında bırakıldığı, 1976 yılında yapılan aplikasyon sırasında; 3 numaralı komisyona bağlı 4 numaralı ekip tarafından düzenlenen 8.10.1976 tarih ve 21 numaralı tutanakta anlatıldığı gibi, arazide yeri işaretlenmeden, 2080 numaralı orman sınır noktasından … yönde eski … şosesini takiben gidilerek doğudan ağaçlandırma sahasından gelen … yolun kesiştiği yere (a) noktası konulduğu, buna göre 2080, a, 3671 numaralı orman sınır noktalarından oluşan hattın kuzeyinde kalan arazilerin orman tahditi dışında, bu hattın güneyinde kalan arazinin ise orman tahditi içinde kaldığı, 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılan 2/B madde işlemi sırasında aynı orman sınır hattının aynen uygulandığı, 2080 numaralı orman sınır noktası ile (a) noktası arasındaki mesafenin fiilen 260 metre geldiği, tahdit krokisine göre bu mesafenin 160 metre olduğu, tahdit tutanağında tarif edilen (a) noktası ile haritadaki (a) noktası farklılık arzettiği, asıl olanın (a) noktasının tahdit tutanağında tarif edilen yeri olduğu, bu durumda dava konusu taşınmazın tamamının tahdit dışında olduğu, daha önceki raporlar arasındaki farklılığın, (a) noktasının yerinden kaynaklandığı, ilk raporda (a) noktası tahdit krokisinde işaretlenen yerine, 11.11.1991 tarihli ikinci raporda ise (a) noktasının tutanakta tarif edilen yerine değer verilerek ve buna göre bilirkişi krokilerinde yerinin işaretlendiği, dava dilekçesinde dava konusu edilen 10 dönümlük yerin 3671, a, a1 noktaları arasında kalan 8547 m2 yüzölçümündeki yer olduğu ve bu yerin kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında bulunduğu genel arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazın 2830 m2 bölümünün tapulama sahası içinde, 5717 m2 bölümünün ise 1953 tapulamasında orman vasfında olduğu için tapulama harici bırakıldığı bildirilmiş, mahkemece bu rapora değer verilerek taşınmazın bilirkişi krokisinde tapulama sahası içinde bırakılan 2830 m2 bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın davacılar tarafından otlak olarak kullanıldığını her hangi bir zirai faaliyette bulunulmadığını, ekilip biçilmediğini, Orman Yönetiminin telle çevirmeden önce bazı bölümlerini bir iki yıl ekip biçtiklerini bildirmişlerdir.
Mahkeme, kabule konu çekişmeli taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin orman kadastrosuna itiraza ilişkin kesin hükmü ve davacıların 478 sayılı parselle ilgili Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinde tutundukları tapu kaydının kapsamında kaldığını kabul ederek davayı kabul etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.1958 tarih 1957/77 – 227 sayılı kararının tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı belli olmadığı gibi, kararda orman kadastrosu sınırları dışına çıkarılan taşınmazlar kararda Hakim imzasından sonra liste şeklinde yazılmış, hakim tarafından altı tasdik edilmemiştir. Bu nedenle, kararın eki olup olmadığı şüphelidir. Bu listeye … taşınmaz eklemek riski olduğu gibi, kararın ekli krokisi de yoktur. Sınırları itibariyle Temmuz 1289 tarih 7, 8 ve 9 sıra numaralı tapu kayıtlarının sınırları ile aynıdır. Bu tapu kayıtları … ve … gibi değişebilir nitelikte sınırlar içerip, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamı yüzölçümüne değer verilerek saptanacak kayıtlardandır. Gezici Arazi Kadastro mahkemesinin yukarıda anlatılan kararıyla; davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ve Asliye Hukuk Mahkemesi kararının dava dışı 478 sayılı parseli kapsadığı kabul edilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karar, dayanılan tapu kayıtlarının ve Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 478 sayılı parseli kapsadığı, parsel dışındaki alanları kapsamadığı yönünde kesin hüküm oluşturduğu gibi, Asliye Hukuk Mahkemesinin kararında sayılan taşınmazların sınırları ve tapu kayıtlarının sınırları değişebilir nitelikte olup, miktarından fazlaya dava dışı 478 sayılı parsele uygulandığına göre çekişmeli taşınmazı kapsadığı kabul edilemez.
Ne var ki; 1976 yılında çalışan 3 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 numaralı ekip çekişmeli taşınmazı 1942 yılında olduğu gibi, orman sınırları içinde aplike etmiş, itirazlar üzerine, Asliye Hukuk Mahkemesinin orman kadastrosuna itiraza ilişkin 09.05.1958 günlü kararını uygulayarak, (a) noktasını tesis …, çekişmeli taşınmazın kabule konu bölümünü orman sınırları dışında göstermişse de, çekişmeli taşınmazın mahkeme kararı ve tutunulan tapu kayıtları kapsamında olmadığı hükmen kesinleştiğinden, 1976 yılında mahkeme kararının uygulamasına ilişkin bu işlemin ve onun tekrarı niteliğindeki 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyonun hiçbir hukuki değeri olmayıp, taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalmaya devam etmektedir. Hiç bir merci ve makam kesinleşen orman sınırını aplikasyon ile dahi değiştiremez. İl orman sınırını değiştiren aplikasyon yok hükmündedir.
Kaldı ki, bir an için aplikasyonun kesinleştiği ve taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilse dahi, yine yukarıda sözü edildiği gibi, davacı tarafın tutunduğu eski tarihli tapu kayıtları ve Asliye Hukuk Mahkemesinin sözü edilen orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne ilişkin kararı dava dışı 478 sayılı kadastro parseline miktarlarından fazlaya uygulanıp, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı ve mahkeme kararı dışında kaldığı Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 20.05.1959 Gün Ve 1954/622 – 144 sayılı kararı ile birlikte kesinleşip taraflar için kesin hüküm oluşturduğuna, davacı tarafın çekişmeli taşınmaz için tutunulacak tapu kaydı ve mahkeme kararı bulunmadığına, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile taşınmazın davacılar tarafından sadece otlak olarak kullanıldığı bildirildiğine, teknik bilirkişi raporları ile de taşınmazın … alanı olarak kullanıldığına ilişkin bir teknik bulgu bildirilmediğine, bu şekilde kullanım taşınmazın ekonomik amacına uygun zilyetlik sayılamayacağına, bu nedenlerler davacıların taşınmazda hak sahibi olduğu kabul edilemeyeceğine göre, davacıların taşınmazın … tarafından ağaçlandırılmak istenmesi üzerine dava açmakta aktif dava ehliyetleri ve hukuki yararları da yoktur.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişelirn temyiz itirazlarının REDDİNE, aynı nedenlerle davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 05.07.2006 günü oybirliği ile karar verildi.