YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7781
KARAR NO : 2006/10556
KARAR TARİHİ : 13.07.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 101 ada 518 parsel sayılı 2497.73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bağ niteliği ile “6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davalı gerçek kişi kullanımında olduğu şerh edilerek” Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin (A1), (A2) ve (A3) harfli 210.30 m2, 27.24 m2 ve 639.05 m2’lik bölümlerinin orman niteliği ile Hazine, (B) harfli 1621.14 m2’lik bölümünün ise, bağ niteliği ile ve tespitteki şerhler yazılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından, çekişmeli taşınmazın tamamının yörede 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları içinde kaldığı, 1995 yılında yapılarak kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında ise, bir bölümünün orman niteliğini yitirdiği belirtilerek orman sınırları dışına çıkarıldığı, bir bölümünün ise, halen orman sınırları içinde kaldığı saptanmıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen bölümünün orman niteliği ile, geriye kalan bölmünün ise, uzerindeki şerhler ile birlikte tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tescili yolunda hüküm kurulmuştur. Ne var ki; 1995 yılında arazi kadastro çalışması ile birlikte ilan edilen 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bu dava nedeniyle kesinleşmediğinden, dava hem kadastro tespitine itiraz hem de 2/B madde uygulamasına itiraz niteliği taşımaktadır. Mahkemece yapılan yargılamada uzmanlığına başvurulan bilirkişiler çekişmeli taşınmazın orman niteliğini yitirip yitirmediği, 2/B madde koşullarını taşıyıp taşımadığı hususunda inceleme yapmamış iseler de, çekişmeli taşınmazın 4 yönden orman sınırları içindeki ormanlık
alan ile çevrili olduğu ve mülkiyet belgesinin de bulunmadığı gözönüne alındığında orman niteliğini yitirmesi kabul edilemeyeceğinden mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın tamamının orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, kısmen kabule karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 1. paragrafının tamamen çıkartılarak, bunun yerine “davanın kabulü ile 101 ada 518 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 13/07/2006 günü oybirliği ile karar verildi.