YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8187
KARAR NO : 2006/14507
KARAR TARİHİ : 09.11.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.12.2004 … ve 2004/8536-13612 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece, resmi belgelerin uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla kabule konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve davacılar ile katılanlar yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle adlarına tesciline karar verilmişse de, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda gerçek kişiler adına tesciline karar verilen bazı bölümlerin eski tarihli memleket haritasında ormansız açık kültür alanı olarak nitelendirildiği halde, raporlara eklenen memleket haritası renkli fotokopisinde bu bölümlerin, ormanı ifade eden yeşil renkli alanda işaretlendiği, örneğin, İbrahim Aşçı adına tesciline karar verilen 3304 m2, Musa Aşçıoğlu adına tesciline karar verilen 3145 m2, … adına tesciline karar verilen 11229 m2 yerler gibi), mahkemece bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak, davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun kabul edildiği, ancak diğer taraftan, dosyadaki tüm bilirkişi rapor ve krokileri dikkate alındığında çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tümünün, gerek geometrik şekli gerek komşuları gözetildiğinde, etrafındaki eylemli orman alanları ile ayırıcı unsur bulunmayan, orman içi açıklığı olduğu, bu bölümlerden bazılarının sınır olduğu küçük yüzölçümlü dava dışı kadastro parsellerinin kadastro tesbitlerinin itirazsız kesinleşmiş olmasının, 143 ada 920 sayılı parselin çekişmeli bölümlerinin orman içi açıklığı olma özelliğini değiştirmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermediği, 6831 Sayılı Yasanın madde 17/1-2. maddesinin “ Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.” Hükmü gereğince, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamayacağı, bu tür yerlerin özel mülk
olamayacağı, yönetimin derhal el koyma hakkına sahip olduğu, orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak ormanın kullanılacağı, bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğünün bozulacağı, ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğunun bulunmadığı, zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldığı, 17. maddede tanımı yapılan olgunun, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içermektedir ve amacı orman bütünlüğünü korumak olduğu, yasa koyucunun ayrı bir kavram oluşturduğu ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapadığı, bu itibarla, dava konusu taşınmazın bazı bölümlerinin memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmeyeceği, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazların özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağının tartışmasız olduğu, dairemizin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenip, yerleşik kararlar halini aldığı (Örneğin:Şöyle ki, [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları), Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği, ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasının yasal olanağı bulunmadığı, dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanılamayacağı, mahkemece değinilen yönler gözetilerek, çekişmeli Akçalıuşağı Köyü 143 ada 920 sayılı parselin değişik bölümlerine ilişkin tüm davaların reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davaların reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
1- Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, davacılar; …, ve …’ın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- İbrahim oğlu … mirasçısı …’in temyiz itirazlarına gelince, davacı muris … 08.01.2005 tarihinde öldüğü halde, dairenin yukarıda sözü edilen bozma kararı mirasçılarına tebliğ edilmemiş, bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan yargılamaya devam edilip, aleyhlerine olan bozma kararına uyulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. … mirasçıları … ve …’ya bozma kararı usulünce tebliğ edilmeli, karar düzeltme için yasada öngörülen süre beklenmeli, adı geçenlere yeni duruşma günü tebliğ edilmeli, bozma kararına karşı diyecekleri sorulmalı, aleyhlerine olan bozma kararına uyulup uyulmaması hususunda bir karar verilmeli ve oluşacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmedir. Açıklanan husus gözetilmeden, bu kişiler yönünden de yargılamaya devam olunarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle; davacılar …, ve …’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle bu kişilerin davalarının reddine ilişkin Mahkemenin 15.11.2005 … ve 2005/286-284 sayılı usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden bu kişilere yükletilmesine,
2- Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenle; davacı … oğlu … mirasçısı …’in temyiz itirazının kabulü ile aleyhlerine olan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre …’in sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, …’den alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 09.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.