YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8394
KARAR NO : 2006/10800
KARAR TARİHİ : 11.09.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmaz niteliğinin ve mülkiyetin tesbiti ve bedel davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1997 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 4885.11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliğiyle davacılar adlarına tesbit edilmiştir. Orman Yönetimi, kadastro mahkemesinin 1997/47 esasında açtığı kadastro tespitine itiraz davasında taşınmazın resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla orman olarak Hazine adına tescilini istemiştir. Kadastro Mahkemesinde 01/11/1997 tarihinde …, jeoloji, ziraat ve uzman orman mühendisi aracılığı ile yapılan keşifte memleket haritasında beyaz renkli açık alanda … arazisi ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi üzerine mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Dairemizce, taşınmazda resmi belgelere dayalı olarak usulunce inceleme yapılması ve haritalarda gösterilmesi gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmadan sonra taşınmazın 1998 yılında baraj suları altında kalması üzerine kadastro mahkemesince 101 ada 1 parselin kadastro dışı bırakılmasına, kamulaştırma bedelinin alınması yönünden davalılarının genel mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiştir. Bu kararın gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine Dairemiz yeniden resmi belgelere dayalı olarak usulünce inceleme yapılması için kararı ikinci kez bozmuştur. Mahkemece önceki kararında direnilmiştir. Direnme kararının temyizi üzerinde Hukuk Genel kurulunun 31/05/2000 gün ve 2000/20-917 esas 938 karar sayılı ilamında direnme kararının onanmasına karar verilmesi üzerine, gerçek kişiler eldeki davayı mülkiyetin tesbiti ve bedel davası olarak açmışlardır. Mahkemece taşınmazın orman niteliğinde olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmaz niteliğinin ve mülkiyetin tesbiti ve bedel davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dava, öncelikle kadastro mahkemesinde Orman Yönetimi tarafından orman sayılan yer olduğu savı ile kadastro tespitine itiraz davası olarak açılmışken taşınmazın, baraj suları altında kalması nedeniyle, genel mahkemece açılan mülkiyetin tesbiti ve bedel davası niteliğine dönüşmüş ve davanın tarafları yer değiştirmiştir.Yargıtay temyiz inceleme daireleri farklı olduğundan mülkiyetin tesbiti davası elde tutulup bedel davası bu dosyadan ayrılarak, ayrı bir esasa kaydedilmeli ve eldeki davanın sonucu bekletici mesele olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda; Orman yönetimi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla ilk davayı açtığına ve taşınmazın sular altında kalmasından sonra, davanın taşınmazın niteliğinin ve mülkiyetin tesbiti olgusuna dönüştüğüne göre uyuşmazlık taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve kadastro da gerçek kişiler lehine tespit yapıldığına göre taşınmaz mülkiyetinin kime ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu, … Köyünde genel arazi kadastrosu 1977 yılında yapılmış, dava ve tesbit tarihinden önce yapılmış bir orman kadastrosu bulunmamaktadır.
Kural olarak; orman sınırlaması yapılmayan veya sınırlamanın ilk olarak yapıldığı yerlerde bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümleri dikkate alınarak taşınmazın en eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planında ne şekilde ve ne olarak nitelendirildiğinin saptanması suretiyle belirlenmesi gerekir.
Taşınmaz baraj suları altında değilken kadastro mahkemesince 01/11/1997 tarihinde yapılan keşifte dinlenen orman mühendisi raporunda çekişmeli taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında beyaz renkli boş alanda kaldığını, … muhafaza karakteri taşımadığını, orman toprağı özelliği göstermediğini belirterek taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmiş ve taşınmazın siyah-beyaz (renksiz) memleket haritasındaki ve amenajman haritasındaki konumunu beyaz renkli açık alanda nokta şeklinde işaretlemiştir. Resmi belgelere dayalı olarak inceleme yapılmışsa da, haritalarının renksiz olması, taşınmazın konumunun nokta olarak haritalarda gösterilmesi nedeniyle uygulama yetersiz bulunmuş, karar iki kez aynı nedenle bozulmuştur. Mahkemenin 13/05/2005 tarihli keşfinde taşınmazın tamamen sular altında kaldığı görülmüş, resmi belgelere dayalı olarak inceleme yapan uzman orman bilirkişiler 20/06/2005 tarihli raporlarında, çekişmeli taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında orman alanında görüldüğünü, 1950 tarihli ve 1984 tarihli … fotoğraflarında üzerinde ağaçlar bulunduğunu ve … muhatafa karakteri taşıdığını ileri sürerek orman sayılan yerlerden olduğunu belirtmişler ve raporun eki olan siyah-beyaz memleket haritası ve amenajman planı elle boyanarak taşınmazın konumu yeşil alanda işaretlenmiştir.
Bozmadan önceki rapor ile bozmadan sonraki her iki raporda haritalar, siyah-beyaz olup orjinal renkli olmadığı gibi, kadastro paftasının ölçeği memleket haritasının ölçeğine, yine memleket haritasının ölçeği de kadastro paftasının ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu orjinal renkli memleket haritası kadastro paftası üzerinde gösterilmemiştir.
Hükme esas alınan rapor ile, önceki rapor bu nedenlerle yetersiz ve birbiriyle çelişkili olup denetlemeye olanak vermemektedir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulup giderilmemiştir. Yetersiz, birbiriyle ve resmi belgelerle çelişen raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle taşınmazın halen eylemli olarak sular altında kalmış olmasının resmi belgelere dayalı olarak yapılacak incelemeye engel teşkil ederek olumsuz bir etkisi yoktur.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro
paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelem, çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 11/09/2006 günü oybirliği ile karar verildi.