Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/8484 E. 2006/10459 K. 11.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8484
KARAR NO : 2006/10459
KARAR TARİHİ : 11.07.2006

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 26/01/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11/07/2006 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili gelmedi, karşı taraftan Hazine vekili Av. … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 1316 parsel sayılı 5728 m2 yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, kadastro mahkemesinde görülen tesbite itiraz davası sonunda mahkemenin kesinleşen 1991/333 E.- 1994/154 K. sayılı kararı ile tesbit iptal edilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, davacı bu kez Şubat 296 tarih 33 numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmış, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkin 29/04/2002 günlü hükmün Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 27/02/2003 gün ve 2003/2668 – 2195 sayılı kararı ile ” yeniden yapılacak keşifte tapu kaydının uygulanması, bilirkişi beyanlarının gerçeğe uygun olup olmadığının kontrolü için komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek” hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahdidin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı orman kadastro işlemleri ise, 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak dayanak tapu kaydı kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, … İdaresinin tapuya dayanarak 1942 tahdidine yaptığı itirazın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarih 208 sayılı hakem sıfatıyla verdiği kararla iptal edilmişse de, sözü edilen iptal kararının sadece vakfın tapuda kayıtlı taşınmazlarına ilişkin olup, Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalarak dayanak tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, yörede 1960 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında bu olgu gözönünde bulundurularak taşınmazın orman olması nedeniyle tespit harici bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayırma çalışmalarına konu edildiği, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 2 nolu poligon sahası olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı, daha sonra taşınmazın makiye ayrılan yerlerden olduğu gerekçesiyle yeniden yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, makiye ayırma işleminin bir tespit niteliğinde olup, orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu nedenlerle 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp ormn sınırları dışında bırakılması işleminin ikinci orman kadastro işlemi niteliğinde olup, yok hükmünde bulunduğu; kaldı ki, makiye ayırma sonucu taşınmaz hakkında özel yasalar gereğince oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayrılan yerlerin 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar olduğundan, imar-ihya ve zilyetlikle kazanılmasının olanaklı olmadığı gibi, kadastro tespit tutanağının düzenlendiği 1960 tarihine kadar 20 yıllık süre de geçmediği, açıklanan nedenlerle, taşınmazın halen 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu ve devlet ormanlarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, taşınmazın orman niteliği ile tescili istemiyle Orman Yönetimi ve Hazine tarafından bir dava açılmadığına göre, davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 450.00.- YTL. vekalet ücretinin davalı gerçek kişiden alınarak Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/7/2006 günü oybirliği ile karar verildi.