Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/9127 E. 2006/12073 K. 25.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9127
KARAR NO : 2006/12073
KARAR TARİHİ : 25.09.2006

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 805 parsel sayılı 20.603 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1937 tarih 39 yazım numaralı vergi kaydı ile fındık bahçesi niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 09.12.1993 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece, Hazine tarafından orman iddiası ile dava açıldığı; ancak, taşınmazın tamamının 1993 yılında kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı kabul edilerek, başka bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmişse de, verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Şöyle ki; mahkemece, bilgilerine başvurulan orman bilirkişi raporunda; memleket haritası, orman kadastro haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilip … parsellerle birlikte uygulama yaparak ve dava konusu taşınmazın 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı ancak (A) ile işaretlenen bölümünün 1957 basım tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktüğü, taşınmazın tamamının fındık ağaçları ile kaplı olduğu, (A) ile işaretlenen bölümünün orman sayılan, (B) ile işaretlenen kesiminin orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
Kural olarak bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Ne var ki; davacı Hazine, taşınmazın öncesinin orman olduğu ve bu niteliği nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.
Alınan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın öncesinin 1957 tarihli memleket haritasında orman alanında kaldığı bildirilmiştir. Taşınmazın, bir an için 1993 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı kabul edilse bile, aslında ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı, kaldı ki; arazi kadastrosunun 2001 yılında yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı bir yana, 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince “…evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle öncesinin orman olup olmadığının da araştırılması ve devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yer olması halinde kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmaza yönelik Hazinenin davasının kabul edilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu uzman orman bilirkişi raporu ile belirlendiğinden Hazine tarafından açılan davanın, orman ve … bilirkişi tarafından ortak düzenlenen 24.08.2004 havale tarihli raporda 805 parsel sayılı taşınmazın (A) ile işaretlenen 12.627 m2 yüzölçümlü bölümüne yönelik olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 25.09.2006 günü oybirliği ile karar verildi.