YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10419
KARAR NO : 2007/12620
KARAR TARİHİ : 22.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 122 ada 3 parsel sayılı 42032.01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1936 tarih 95 tahrir nolu vergi kaydı ile tarla niteliğiyle … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/142 sayılı dosyasında davalı olması nedeniyle … hanesi açık olarak tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin 1/3’… hisse ile davalılar … … …, … … ve … … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 05.10.1994 tarihinde ilanı yapılıp bu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın Sulh Hukuk Mahkemesinde davalı olması nedeniyle … hanesi açık olarak tespiti yapıldığına göre, 3402 Sayılı Yasanın 30/2 maddesine göre öncelikle hazine davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı ondan sonra işin esasına girilerek inceleme yapılmalıdır.
Davalıların aynı taşınmaz hakkında Sulh ceza mahkemesinde açılan kamu davasında işgal ve faydalanma suçundan yargılandıkları, ancak zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırıldığı, bunun üzerine … tarafından davalılara karşı Sulh Hukuk Mahkemesinde elatmanın önlenmesi davası açıldığı, bu davanın 28.03.1989 tarihinde yapılan keşfinde mahalli bilirkişi bu yerlerin 1975 yılından sonra hiç kullanılmadığını, arazinin terk edildiğini beyan etmiş, aynı keşifte görev alan ziraat bilirkişi ise taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmayıp mera niteliğinde olduğunu bildirmiştir. Bu dosyadaki keşif sırasında davalılar tapu kayıtları sunmuşlar, bu kayıtların davalı taşınmaza uyup uymadığı tam olarak saptanmamıştır. Kadastro mahkemesinde yapılan keşifte görev alan ziraat bilirkişi de taşınmazın üzerinde 30 adet 10-15 yaşlı … ağacı olduğu, 1 adet 20-25 yaşlı saçlı meşe ağacı olduğunu, yüzeyin yabancı otlarla kaplı olduğunu ve üzerinde bir zirai faaliyetin bulunmadığını bildirmiştir. Son keşifte hazır olan davalılar ile mahalli bilirkişi de son 30 yıldır taşınmazın kullanılmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı taşınmazın paftasındaki konumuna göre, kuzeyi ormaniçi yol ve sonrası orman, doğusu orman, batısı mezarlık, güneyi ise … ve dereden sonra orman olup öncelikle 6831 sayılı yasının 17/2 maddesi kapsamında ormaniçi açıklığı olup olmadığı saptanmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan ilk keşifte görev alan ziraat bilirkişi taşınmazın mera niteliğinde bulunduğunu bildirdiğinden komşu köylerden mahalli bilirkişi ve tanık dinlenerek öncesinin mera olup olmadığı belirlenmeli,mera olmadığının anlaşılması halinde ise bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında
dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, davalıların sunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren revizyonları ile birlikte getirtilip taşınmaza uyup uymadığı ve kapsamı belirlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 22/10/2007 günü oybirliği ile karar verildi.