YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10529
KARAR NO : 2008/2209
KARAR TARİHİ : 13.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece (A2) ve (B) ile gösterilen toplam 6977.62 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı … adına tapuya tesciline, geri kalan taşınmaz kısmı hakkındaki davanın ve katılan … …’in davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı … ve katılan … … tarafından temyiz edilmiştir. Bu karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesince köy tüzelkişiliğinin de davada yer alması gerektiği belirtilerek bozulmuş; mahkeme bazmaya uymuş, Köy tüzelkişiliğini davaya dahil ettikten sonra yine ilk karar doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Bu kararı ise Orman Yönetimi, Hazine ve katıllan temyiz etmişlerdir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 10.04.1968 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1991 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1970 yılında yapılmış ve sonuçları 13.03.1972 – 11.04.1972 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, katılan … …’in temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Daha evvel 06/02/2003 tarihinde mahkemece oluşturulan ve temyize konu kararla aynı doğrultuda olan karar davalı Orman Yönetimince temyiz edilmemiş olup son kararla yönetim aleyhine … bir durum da yaratılmadığından, Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
İncelenen dosya kapsamından özellikle uzman orman bilirkişi raporu ile dosyaya getirtilen pafta örneğinden çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında ise de, dört tarafı ormanla çevrili orman içi açıklığı niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
-2- 2008/110529-2008/2209
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez. İlgili Yargıtay Daireleri ile H.G.K.’nun bir çok kararında özellikle H.G.K.’nun 11/10/2004 gün ve 2004/7-531/582 sayılı kararında açıklanan ilkeye göre kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kalan orman içi açıklıklarının dahi 6831 Sayılı yasanın 17/1-2 maddeleri gereğince bu tür yerlerin öncesi orman olmasa bile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılması olanağının bulunmamaktadır.
Mahkemece değinilen yön gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. ve 2. bendde açıklanan nedenlerle katılan gerçek kişi ile davalı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edenlerden gerçek kişiye ve Yönetime geri verilmesine,
2- Yukarıda 3. bendde açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.