Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/10726 E. 2007/14088 K. 08.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10726
KARAR NO : 2007/14088
KARAR TARİHİ : 08.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 126 ada 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 3048.51 m2 tarla ve 10942 m2 ev ve tarla nitelikli taşınmazlar, Mart 1962 tarih 44, Haziran 1982 tarih 76 sıra numaralı tapu kayıtlarıyla öncesinde dava dışı 126 ada 1, 2 ve 5 sayılı parseller ile bir bütün olduğundan söz edilerek 126 ada 3 sayılı parsel …, aynı ada 4 sayılı parsel ise … … adlarına tesbit edilmiştir. Davacı …, davalı sıfatıyla … … yanı sıra Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hazineyi de göstererek, Babaları … … …’nun kendilerine 6’şar dönüm tarla verdiğini, kadastroca bu yerine karşılık olarak kendisine 3 dönüm yüzölçümündeki 126 ada 3 sayılı parselin verildiğini, kendisinden kesilen 3 dönümlük bölümün ise kardeşi olan davalı … adına yaklaşık 9 dönüm yüzölçümü ve 126 ada 4 sayılı parsel sayısı ile tesbit edildiğini, arada kendisinin geçmesi için yol bırakılmadığını, hatalı tesbitlerin iptalini ve kendi taşınmazının 6 dönüm yüzölçümüyle adına tescilini, kendi taşınmazın aulaşabilmesi için kendisine yol tesisini istemiştir. Hazine 19.04.2006 tarihli dilekçesiyle davanın reddini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğini, Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın KISMEN KABULÜNE, … 126 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin kadastro tesbitlerinin iptaline, 09.04.2007 tarihli fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 4885.95 m2 yüzölçümündeki bölümünün ifrazına ve bu bölümün 126 ada 3 sayılı parselle birleştirilerek, 126 ada 3 sayılı parselin 7934.46 m2 yüzölçümüyle davacı …, bu bölümün çıkmasından sonra kalan 6056.40 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 126 ada 4 parsel sayısı ile davalı … … adına tapuya tesciline, geçit irtifakına yönelik davanın REDDİNE, karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp, 21.11.1949 tarihinde ilan edilerek 21.02.1950 tarihide kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre yapılıp, arazi kadastrosu sonuçları ile ilan edilen aplikasyon uygulaması vardır.
… Köyü 126 ada 3 sayılı parsel davacı … adına tesbit edilmiş, … taşınmazının 6 dönüm olması gerekirken adına 3 dönümlük yerin tesbit edildiğini, kendisine ait üç dönüm yerin de kardeşi … … adına 126 ada 4 parsel sayısıyla tesbit edildiğini ileri sürerek, 126 ada 4 sayılı parselin kadastro tesbitine itiraz etmiştir. Davacının kendi adına tesbit edilen 126 ada 3 sayılı parsel dava konusu olmadığı gözetilerek, 126 ada 3 sayılı parsel dava konusu olmadığından bu parsele ilişkin kadastro tesbit tutanağının kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, sadece dava konusu edilen 126 ada 4 sayılı parselin (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, kabule konu 126 ada 4 sayılı parselin (B) ile gösterilen 4885.95 m2 yüzölçümündeki bölümünün dava konusu olmayan 126 ada 3 sayılı parselle birleştirilerek tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan; Hazine, 19.04.2006 tarihli dilekçesiyle, dava konusu taşınmaz için davacı ve davalı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılma talebinde bulunduğu, mahkemece Hazinenin katılma istemi konusunda olumlu yada olumsuz bir kara verilmeden ve Katılma talebinden vazgeçme yetkisi bulunduğuna ilişkin bir belge ibraz etmeden Hazine vekilinin 26.05.2006 açılan davaya katılmayacaklarını bildirdiği, mahkemece Hazine vekilinin yazılı katılma talebinde bulunduktan sonra, davaya katılma talebinden feragat yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılıp incelenmeden, bu beyana değer verilerek, Hazinenin sadece davalı sıfatıyla kabul edilerek yargılamanın bitirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; Hazine vekilinin 19.04.2006 tarihli yazılı katılma isteminden feragat yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, katılma talebinden feragat yetkisinin bulunduğu belirlendiği taktirde, dava konusu 126 ada 4 sayılı parselin kadastro tesbitinin … … adına yapıldığı, kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatının tesbit malikine ait olduğu, Hazine ile Tapu Sicil Müdürlüğünün taraf sıfatı bulunmadığı gözetilerek, Hazine ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddiyle buna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi, şayet Hazine vekilinin katılma isteminden feragat yetkisinin bulunmadığı belirlenirse bu kez, mahkemece Hazinenin katılma isteminin kabulüne karar verilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla 126 ada 4 sayılı parselde yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları,bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli,
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, Hazineye karşı gerçek kişinin zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığını kanıtlaması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, Hazinenin, davacının ve davalının varsa zilyetlik tanıkları ile mera olup olmadığını belirleme yönünden … Köyünden olmayan ve bu köyü bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişiler tesbit edilip taşınmaz başında dinlenip, gerekirse ve varsa mera nitelikli vergi ve tapu kayıtları uygulanmalı, gerçek kişi zilyetliğinin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalı, komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, çekişmeli taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp incelettirilerek, tarım toprağı olup olmadığı, mera yada devletin hüküm ve tasarrufu altındaki diğer yerlerden olup almadığı, tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.