Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/11672 E. 2007/14443 K. 15.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11672
KARAR NO : 2007/14443
KARAR TARİHİ : 15.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişiler vekili 21.02.2007 tarihli dilekçesiyle, … Köyü (Mahallesi) 145 sayılı parselin, tapuda kendileri adına kayıtlı olduğu, taşınmazın ormanla ilgisinin olmadığını, Hazine tarafından taşınmazın tapu kaydının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin, Asliye 8. Hukuk Mahkemesinin 2005/274 Esas ve 2005/430 Karar sayılı kararının kesinleştiğini, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde tapuya konulan ve yasal dayanağı olmayan şerhin silinmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli … Köyü 145 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan “6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine istinaden Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmaktadır” şeklindeki şerhin silinmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından esas ve vekalet ücretine, davacı gerçek kişi vekili tarafından da, vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiş, daha sonra Hazine temyiz isteminden vazgeçmiştir.
Dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönündeki şerhin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Tarla niteliğinde ve 20400 m2 yüzölçümünde, tapuda davalılar adına kayıtlı olan çekişmeli imar parseli, arazi kadastrosunda Aralık 1939 tarih 3 ve Şubat 1954 tarih 95 sıra numaralı tapu kayıtları ile … … ve … … adlarına tesbitleri itirazsız kesinleşen 10500 m2 ve 8250 m2 yüzölçümündeki … köyü 109 ve 110 sayılı parsellerden, 2981 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifrazen oluşmuş, intikal ve taksim ve satış ile davalı …’a geçmiştir.
1. Hazine, Muhakemat Genel Müdürlüğünün 23.05.2007 gün ve 4235/9345-18492 sayılı olurlarına dayanarak, 25.0.5.2007 havale tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğinden, temyiz dilekçesinin bu nedenle REDDİNE,
2. Davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarına gelince;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli ve temyize konu … Köyü 145 sayılı parselin, yörede 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak … … adına tesbit edildiği, Vakıflar Yönetimi tarafından açılan davanın reddine, parselin ekli krokide gösterilen 20000 m2 yüzölçümündeki bölümünün … …, (B) ile gösterilen 400 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise, Hazine adına tesciline ilişkin Tapulama Mahkemesinin 03.10.1980 gün ve 1980/381-427 sayılı kararının kesinleşmesiyle tamamının … … adına tescil edildiği, intikal ile davacılar … ve arkadaşları adına tapuya tescil edildiği, daha sonra yörede yapılıp 1989 yılında ilan edilen 2/B madde uygulaması sonucu 145 parselin tümünün orman rejimi dışına çıkartılma işleminin kesinleşmesi nedeniyle bu konuda tapu kaydı üzerine 07.02.1995 tarihinde şerh verildiği, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/608 Esas sayılı dosyasında; taşınmazın 2/B sahası olması nedeniyle tapunun iptali ile tescil istemiyle Hazine tarafından parselin o tarihteki malikleri aleyhine açılan davanın 09.03.1998 gün ve 1997/608-226 sayılı kararıyla, “taşınmazın daha önce 1946 yılında yapılan tahdit içinde ise de, 1952 yılında makiye ayrılan saha içinde kalması nedeniyle” reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.09.1998 gün 1998/6302-9104 sayılı kararıyla onanıp karar düzeltme istemi de reddedilerek 23.11.1998 tarihinde kesinleştiği, Hazine tarafından aynı nedenle açılan tapu iptal tescil davasının 17.11.2005 gün ve 2005/274-430 sayılı kararla red edildiği, kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.06.2006 gün ve 2006/4513-7661 sayılı kararıyla onandıktan sonra karar düzeltme yolu kullanılmadan 12.07.2006 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu kararların somut olay için H.Y.U.Y.’nın 237 maddesi hükmüne göre kesin hüküm oluşturduğu, gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, uyuşmazlık taşınmazın aynına ilişkin olsa da, kesinleşmiş mahkeme kararları nedeniyle çekişmeli taşınmazın mülkiyeti ve niteliği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece verilen şerhin silinmesine ilişkin kararın, taşınmazın mülkiyetini ve niteliğini değiştirmediği, kesinleşen mahkeme kararları nedeniyle yasal dayanağı kalmayan şerhin kaldırılmasından ibaret olduğu, bir hakkın kurulması yada ortadan kaldırılmasına yol açmayacağı, gözetilerek haklı çıkan taraf yararına maktu avukatlık ücretine ve yargılama giderlerine karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın yaptığı masrafların üzerinde bırakılmasına ve avukatlık ücreti taktirine yer olmadığına karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan üç numaralı bendin tamamen hükümden çıkartılarak, bunun yerine üç numaralı bend olarak “3- davacı tarafın yaptığı, 28.40.- YTL başvurma masrafı ve 10.00.- YTL davetiye gideri olmak üzere toplam 38.40.- YTL yargılama gideriyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan .450.00.- YTL avukatlık ücretinin davalı tarftan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine 15/11/2007günü oybirliğiyle karar verildi.