YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11738
KARAR NO : 2007/14988
KARAR TARİHİ : 22.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidinin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Bakanlığı ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, kendi adına 1/4 pay oranı ile olarak tapuda kayıtlı olan (eski Kızılkaya) … Köyü 5370 m2 yüzölçümündeki 362 parsel sayılı taşınmazın yörede 1944 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında iken 1996 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyonunda orman sınırları içine alındığını belirterek aplikasyon işleminin iptalini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın (C) harfli 1650 m2’lik bölümünün ilk tahdidin aplikasyonu ve taşınmazın orman tahdidi içinde bırakılması işleminin iptaline, bu bölümün tapulu kültür arazisi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Bakanlığı ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman tahdidinin iptali niteliğindedir.
Yörede 3116 Sayılı Yasa gereğince 1944 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1996 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Arazi kadastro çalışması 1955 yılında yapılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece mahallinde 2 defa keşif yapılmış ve uzman orman ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları ile aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına göre konumları gösterilmiştir. Ancak, değişik uzman orman bilirkişileri tarafından düzenlenen krokilerde orman tahdit noktaları kadastro paftasında farklı yerlerde gösterildiği gibi, aynı mahkemenin 2003/19-343 sayılı dosyasının temyiz edilmesi üzerine aynı gün Dairemizin 2007/11736 esas sayılı dosyası üzerinde yapılan incelemede temyize konu olan bu dosyada ve başka dosyalarda hükme esas alınan uzman Orman Yüksek Mühendisi … Altınçekiç tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumlarının farklı gösterildiği ve çelişkili raporlar verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, sözkonusu uzman orman bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bunlardan ayrı olarak; dosya içinde bulunan 1944 yılına ait orman tahdit haritası ile 1996 yılına ait aplikasyon 2/B haritası arasında açı ve mesafe olarak orman tahdit noktalarının konulduğu yerler arasında da farklılık olduğu anlaşılmaktadır. Asıl olan, 1944 yılına ilişkin orman tahdit haritasının uygulanmasıdır. Çünkü, 1996 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında sadece önceki orman kadastro çalışmasının aplikasyonu yapıldığından aplikasyon işlemi ile mesafe ve yön olarak hat değiştirilemez. Kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması bu hali ile yetersizdir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı gereğince 1944 yılında yapılan orman kadastrosu, 1995 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel
kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verilmesi gerektiği düşünülerek ve Orman Yönetimi yararına oluşan usulü kazanılmış hakda göz önünde bulundurularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Orman Bakanlığı ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 22/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.