Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/11889 E. 2007/15443 K. 29.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11889
KARAR NO : 2007/15443
KARAR TARİHİ : 29.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … 05.09.2005 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyünde (Beldesinde) bulunan yaklaşık 1800 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, çalılık ve taşlık iken babası ve annesi tarafından imar ihya edilerek … alanı haline getirildiğini, içindeki zeytinlerin aşılandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin Medeni Yasanın 713/2 maddesi gereğince kabulüyle taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 18/1 maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde (Beldesinde) 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 23.04.1977, komisyonun itirazların incelenmesine ilişkin çalışmaları da 13.4.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Taşınmazın bulunduğu … köyünde genel arazi kadastrosu 1956 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz bu işlemde orman olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve taşınmaz başında yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi, ziraat uzmanı bilirkişi ve … bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli taşınmazın üzerinde 14 adedi aşısız 6 adedi aşılı, yaşı ve aşı yaşı belirlenmeyen delicelerin olduğu, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğu, çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu 268 sayılı parselin 1956 yılında yapılan genel kadastroda Hazine adına tesbit edildiği, Davacı …’ın annesi … … tarafından açılan tapu iptal tescili davası kabul edilerek, Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 19.07.1982 Gün Ve 1982/402-548 Sayılı kararıyla 268 sayılı parselin kuzeydeki 7740 m2 bölümün ve en güneydeki 11740 m2 bölümlerin davacı … … adına tesciline, 1780 m2 yüzölçümündeki bölümün ise taşlık ve çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığı, bu kararın kesinleştirme şerhli onaylı sureti getirtilmemekle birlikte Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğinin Mahkeme gerekçesinde tartışıldığı, 1780 m2 yüzölçümündeki bu yere, Davacı …’ın kardeşi olan … …’nın el atmasının önlenmesine ilişkin Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 1982/119 esas ve 1984/64 karar sayılı kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.04.1984 gün ve 1984/5365-4895 sayılı kararıyla onandıktan sonra kesinleştiği, bu kararların taraflarından birinin davacının annesi …, birinin tarafının ise kardeşi … olduğu, dolayısıyla taşınmazın ana ve babasından intikal ettiğini iddia eden davacı … Yönünden de kesin hüküm oluşturduğu, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 1/5000 ölçekli … imar planının 07.02.2001 gün ve 02 sayılı meclis kararıyla onandığı, 07.03.2001 tarihinde kesinleştiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 07.03.2005 gün ve 18 sayılı meclis kararı ile onandığı, 11.05.2005 tarihinde de kesinleştiği, taşınmaza el atmanın önlenmesine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten, imar planı sınırları içine alındığı tarihe kadar 20 yıllık süre geçmediği gibi, taşınmazın üzerindeki delicelerden sadece 6 tanesinin aşılandığı, geri kalan bölümünün aşılanmadığı, taşınmazdaki imar ihyanın tamamlanmış kabul edilemeyeceği belirlenerek, davacı gerçek kişinin davasının reddine ve Hazinenin tescil isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının tümü, Hazinenin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği halde niteliğinin ve miktarının karara yazılmaması doğru değilse de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 2. bendinin tamamen hükümden çıkartılarak; bunun yerine, iki numaralı bend olarak “2-Davalı Hazinenin Türk Medeni Yasasının 713/6. maddesine dayalı tescil isteminin kabulüne ve … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 26.07.2006 tarihli krokide (A) ile gösterilen taşınmazın delicelik olarak Hazine adına tapuya tesciline,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının …’ya yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 27/11/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.