YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12657
KARAR NO : 2007/11832
KARAR TARİHİ : 04.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı şirket ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, 1991 yılında genel mahkemede … bilirkişi krokisinde gösterilen 4895 m2’lik taşınmazın 1985 tarihli satış senedi ile satın alarak zilyet olduğundan bahisle adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, bu hükmün Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.05.1993 tarih ve 1992/1/220 -4422 sayılı ilamı ile “uzmanlığına başvurulan bilirkişinin orman mühendis muavini olduğu, ayrıca çekişmeli taşınmazın … yaylası içinde bulunduğu anlaşılmakla uzman orman mühendisleri ile çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışmasına göre konumunun belirlenmesi, orman sınırları dışında kaldığı anlaşıldığında ise … kavramı üzerinde durulması” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili olarak 275 ada 42 parsel altında (önce 3069.30 m2 yüzölçümünde Saffet … adına kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş, kadastro komisyonu tarafından orman tahdit haritalarının yanlış uygulanması nedeni ile yeniden yapılan inceleme üzerine 11.12.1996 tarihli komisyon kararı ile 42 parsel sayılı taşınmazın 1553.26 m2 yüzölçümü ile geriye kalan bölümün ise 130 parsel altında 2/B niteliği ile Hazine adına tesbitine karar verildiği anlaşılmaktadır.) kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden 11.06.2003 tarih 2003 /54-133 sayılı ilam ile görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro mahkemesinde yapılan yargılama sırasında çekişmeli 275 ada 42 parselin komisyon kararı ile 1553.26 m2 olarak davacı … adına tesbit edildiği ve tapu kaydının oluştuğu, tapu kaydının bu kişinin yaptığı satış ile Sade İnşaat Taahhüt Proje Müşavirlik Tic. San. Ltd. Şti. Adına geçtiği, daha sonra ise hükmen (önceki tapu maliki olan şirket ile arasında 29.08.2002 tarih 18497 sayılı noter senedi ile satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu ve satış bedelinin ödenmesine rağmen tapuda devir işlemi yapılmadığından bahisle açılan ferağa icbar ve tapu iptali tescil davası neticesinde verilen asliye hukuk mahkemesinin 26.11.2002 tarih 2002/310-1698 sayılı ilamı ile) 05.03.2003 tarihindı… Nakliyat İth. İhr. San ve Ltd. Şti. adına tapu kaydının oluştuğu saptanarak dava tapuda … olarak gözüken…Nakliyat İth. İhr. San ve Ltd Şti.’ne ihbar edilmiş ve söz konusu şirket çekişmeli taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davacı gerçek kişinin davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne, çekişmeli 275 ada 42 sayılı parsel … olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, aynı ada 130 sayılı parsel hakkında hüküm kurulmamış, karar davalı şirket ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir.
Yörede 1951 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile daha sonra 1992 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, dava genel mahkemede kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı tescil davası olarak açılmış, asliye hukuk mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında 09.05.1991 tarihli … bilirkişi … bahar tarafından düzenlenen krokide çekişmeli taşınmazın 4895 m2 yüzölçümünde olduğu belirlenmiştir. Yerel mahkemece çekişmeli taşınmazın 275 ada 42 parsel olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dosya kapsamından 275 ada 42 parsel sayılı taşınmazın 10.10.1996 tarihinde 3069.30 m2 olarak saffet … adına tesbit edildiği ve tapu kaydının oluştuğu daha sonra ise asliye hukuk mahkemesinin 26.11.2002 tarih 2002/310-1698 sayılı ilamı ile Saffet … ile davaya dahil edilen şirket arasında 29.08.2002 tarih 18497 sayılı noter senedi ile satış vaadi sözleşmesi bulunduğu ve satış bedelinin ödenmesine rağmen tapuda devir işlemi yapılmadığından bahisle davalı şirket tarafından açılan ferağa icbar ve tapu iptali tescil davası neticesinde tapu kaydının hükmen davalı şirket adına oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu asliye hukuk mahkemesinin 26.11.2002 tarih 2002/310-1698 sayılı ilamı bu davanın devamı sırasında oluşmuş olup çekişmeli taşınmazın 12.03.1991 tarihinden beri bu dosyada davalı olması nedeni ile davacı … ile davalı … Nakliye İth. İhr. San. Tic.A.Ş arasında görülen dava neticesinde kurulan hükmün hukuki değeri bulunmamaktadır. Bu davanın devamı sırasında oluşan tapu kaydı da yolsuz tescil hükmündedir. Ayrıca 09.05.1991 tarihli fenni bilirkişi … bahar tarafından düzenlenen krokiye göre çekişmeli taşınmaz sadece 275 ada 42 parsel olmayıp bu parsel ile birlikte 275 ada 130 parseli de kapsamaktadır. Mahkemece bu husus göz önüne alınmadan 130 ile ilgili olarak hüküm kurulmamış olması da doğru değildir. Dairemizin 05.07.2007 tarih 2007/7447-9615 sayılı iade kararı ile 275 ada 130 parselin kadastro tespit tutanak aslı veya davalı ise dava dosyası istenmiş ancak dosya içerisine konulmamıştır, dolayısı ile 130 parsel sayılı taşınmazın davalı olup olmadığı anlaşılamamıştır. Bunların dışında hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli 275 ada 42 parsel sayılı taşınmazın yörede 1951 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklayarak kroki sunmuşlardır.
1- Çekişmeli 275 ada 42 parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden:
Mahkemece yapılan inceleme neticesinde çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, 42 parselin bu davanın yargılaması sırasında oluşturulan tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, zira eldeki bu dava nedeniyle yapılan tescilin yolsuz tescil olduğu, 42 parsel sayılı taşınmaza ilişkin asliye hukuk mahkemesinin 26.11.2002 tarih 2002/310–1698 sayılı ilamında orman yönetimi ile hazinenin taraf olmadıkları, bu kurumları bağlamayacağı ve kaldı ki söz konusu ilamın bu davanın yargılaması yapılırken oluştuğu ve sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla, bu taşınmaza yönelik orman yönetimi ile davalı şirketin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Çekişmeli 275 ada 130 parsele ilişkin olarak;
Dosya kapsamından çekişmeli olduğu anlaşılan 275 ada 130 parsele ilişkin olarak mahkemece hüküm kurulmamış olması ve genel mahkemeden tescil davasının aktarılması ile devam eden bu dava hem kadastro tespit tutanağına, hem de 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğinde olup, çekişmeli 130 parsel sayılı taşınmazın 2/B vasfı ile Hazine adına tesbit edildiği ve kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında 2/B madde uygulamasına konu olduğu anlaşılmakla çekişmeli taşınmaz yönünden orman niteliğini yitirme hususunun araştırılması gerekmektedir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle dava konusu olduğu anlaşılan 275 ada 130 parsele ilişkin kadastro tespit tutanak aslının ilgili yerlerden getirtilmesi, davalı ise dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesinin düşünülmesi, daha sonra önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte aşağıda belirtildiği şekilde inceleme yapılmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan
doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip … yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve … bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, … erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (…bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, 6831 Sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve … bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve … rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve … bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenler ile davalı … Yönetiminin ve davalı şirketin çekişmeli 275 ada 42 parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu taşınmaza ilişkin olarak ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden şirkete yükletilmesine,
2- 2.bentte açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli 275 ada 130 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak hükmün BOZULMASINA 01/10/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.