Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/12799 E. 2007/15152 K. 26.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12799
KARAR NO : 2007/15152
KARAR TARİHİ : 26.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili tarafından davalılar Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine 10.11.2006 havale tarihli ve aynı gün haçrlandırılmış dava dilekçesi ile, … İlçesi … Köyü … mevkindeki 448 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dayalı olarak davalı/davacılar adlarına tesbit edilmişse de Hazine tarafından kayıt miktar fazlası bulunduğu iddiası ile … 2. Kadastro Mahkemesinin 1988/352 sayılı dosyasında dava açıldığını, Orman Yönetiminin de orman savı ile davaya katıldığını, dava dilekçesinin davalılara … Köyü-… adreslerine tebliğe çıkartıldığını, ancak tanınmadıklarından bahisle tebliğ edilmeden iade edildiğini, tebligata yarar adreslerinin araştırılması için … Savcılığına yazılan 29.11.1990 günlü yazıya cevap alınmadan keşif yapılarak yokluklarında yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın 7800 m2’lik bölümünün Hazine adına mera niteliği ile tesciline karar verilerek kararın davalıların aynı adreslerine tebliğe çıkartılıp, tanınmadıklarından tebliğ edilmeden iade edilmesi üzerine … Savcılığınca yapılan adres araştırması sonucunda köy muhtarlığınca “köyde tanınmadıkları, adreslerinin de bilinmediği”nin bildirilmesi üzerine kararın gazete ilanı yoluyla tebliğ ettirilip 21.10.1993 gününde kesinleştirildiğini, bankadan alacakları krediye karşılık teminat bakımından ipotek tesisi için 15.08.2006 gününde tapu idaresine başvurduklarında kararın 1998 yılında infaz olunduğunu öğrendiklerini, yapılan bu işlemlerin tümünün Tebligat Yasası ile H.Y.U.Y.’nın ilgili maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, taraf teşkili sağlanmadan, yoklukta yargılama yapılıp karar verilmesi, yine yasaya uygun olmayan biçimde mahkeme kararının tebliğ olunarak kesinleştirilmesinin H.Y.U.Y.’nın 445. maddesinde yazılı yargılamanın yenilenmesi nedenini oluşturduğunu;
Bu nedenlerle;
1) Yargılamanın yenilenmesi davasının kabulü ile … 2. Kadastro Mahkemesinin 1988/352 esas ve 1993/5 karar sayılı ilamının kaldırılmasına,
2) Davacı Hazine ile müdahil davacı Orman Yönetiminin davalarının REDDİNE,
3) Dava konusu … Köyü, 448 sayılı parselin bilirkişi krokisinde gösterilen pembe renk ile taralı 20.000 m2’lik kesiminin 1/2 pay oranıyla davacılar adına tesciline,
4) Aynı krokide (A) harfli ve yeşil renk ile taralı 7800 m2’lik yerin de harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak son parsel numarası verilerek yine 1/2 pay oranı ile davalılar (davacılar) adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılamanın yenilenmesi davasının süresinde açıldığı kabul edildikten sonra, davanın H.Y.U.Y.’nın 445 ve 447. maddelerinde yazılı “Hile ve Hud’a ” hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığını, ancak davacı Hazinenin bilerek ve hile ile davalıların adreslerinin yanlış göstermesi veya yanlış tebligat yaptırması söz konusu olmadığından, koşulları oluşmayan yargılamanın yenilenmesi davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar (davalılar) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, H.Y.U.Y.’nın 445/7. maddesinde yazılı “Hile ve Hud’a” hukuksal nedenine dayalı yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Davacı açacağı davada, husumeti kime yönelteceği, husumet yöneltilen kişinin hayatta olup olmadığı, tebligata yarar adresin ne olduğu belirleyerek mahkemeye bildirmek zorundadır. Bu konular davacıya düşen önemli bir görevdir (H.Y.U.Y. 179/1 md.). Davacının bilerek bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması ile oluşan davranışı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 445/7. maddesiyle belirlenen “hile ve hud’a” kavramına giren bir davranıştır. Hile ve Hud’a sözleri Yasada sınırlanmamış, bir tanımı da yapılmamıştır. Yasa koyucunun bundan özellikle kaçındığı, hükmü etkileyen hile ve hud’anın her olayın gelişim şekline göre takdirini yargıya bıraktığı anlaşılmaktadır. Hile ve Huda’nın ve tarafın iradesini yanıltmaya yönelik olumlu bir davranış veya fiil içine girmesi ile yapılacağı gibi, pasif davranmak suretiyle de hile ve hud’aya başvurmak mümkündür.
Somut olayda; dava konusu parselin kadastro tesbit tutanağında davacıların (davalıların) adresleri yazılı değildir. Davacı Hazine tesbit maliki davalıların tebligata yarar adreslerini araştırmadan dava açmış, dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği için davalılar adına çıkartılan tebligatın tebliğ edilmeden iade edilmesi üzerine, adreslerinin tesbiti bakımından … Savcılığına yazılan 29.11.1990 günlü yazının cevabı dahi beklenmeden, davalıların adresleri tesbit olunup dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeden, deliller toplanıp aleyhlerine karar verilmiştir. Bu durumda, davalı (davacı) Hazinenin taraf teşkili sağlamaya yönelik girişim yapmadan, pasif tutum içine girerek karşı taraf davalıların (davacıların) savunma haklarının kısıtlanmasının hile olarak değerlendirilmesi, tebligatın hatalı yapılmasının veya hiç yapılmamış olmasının yargılamanın yenilenmesi için bir neden olarak kabul edilmesi gerekir (Prof. Dr. … …, Hukuk Muhakemeleri Usulü 5 Cilt, 6. Bası, 5208-5218 Sayfalarda belirtilen görüş ve orada yazılı Yargıtay kararları). Yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36 ve H.Y.U.Y.’nın 73. maddeleri). H.Y.U.Y.’nın 73. maddesine aykırı şekilde davalılara dava dilekçesi tebliğ olunup taraf teşkili sağlanmadan, Anayasa ile güvence altına alınan savunma … kısıtlanarak davalıların yokluğunda toplanan delillere göre aleyhlerinde hüküm kurulmuş olması H.Y.U.Y.’nın 445/7. maddesinde belirtilen geniş anlamıyla “hile ve hud’a” nedenini oluşturduğundan davalıların (davacıların) yargılamanın yenilenmesi talep ve davalarının kabulü için yeterli neden olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.10.2007 gün ve 2006/18513 – 13729 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar (davalılar)’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 26/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.