Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/12800 E. 2008/2207 K. 13.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12800
KARAR NO : 2008/2207
KARAR TARİHİ : 13.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAHİLİ DAVALI : HAZİNE

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın öönlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Çekişmeli … Köyü 1469 parsel sayılı taşınmaz, yörede 1974 yılında yapılan genel arazi kadastosu sırasında 8350 m2 miktar ve tarla niteliği ile “orman vasfına haiz yerlerden olduğu, tahminen 10 sene evvel … oğlu … … tarafından ormandan açılıp tarla haline getirildiği ve zilyetlikle iktisabının caiz olmadığı” belirtilerek Hazine adına tesbit ve tescil edilmiş, önce … oğlu … …, ondan da … oğlu …’e … olup, halen bu kişi adına tapuda kayıtlıdır. …; çekişmeli yerin Bigadiç Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/36 -1979/458 karar sayılı dosyasında davaya konu olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenerek kesinleştiğini ileri sürerek davalı adına olan tapunun iptali, orman niteliği ile Hazine adına tescili ve davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Davanın reddi yolunda kurulan hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1997 yılında ilk kez orman kadastrosu yapılmış 23.10.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dosya arasında bulunan ve taraflarca delil olarak dayanılan dava dosyaları incelenmiştir:
Bigadiç Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/8154 esas- 1955/2446 karar sayılı dava dosyasında … … tarafından … adlı kişiye karşı çekişmeli yerle ilgili olarak açılan el atmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece oluşturulan kararda taşınmazın ilk defa … … tarafından ormandan açıldığı, esasen orman olan bu yer üzerinde davalı gerçek kişinin tercihe şayan bir hakkının bulunmadığı, ve Orman Yönetiminin davacıya karşı da her zaman el atmanın önlenmesi davası açma … bulunduğu da belirtilmek suretiyle dava reddedilmiş; ve karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesince “ Orman İdaresinin bir talep ve davası da bulunmadığına göre” denilmek suretiyle onanarak kesinleşmiştir.
Daha sonra … … tarafından Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılan çekişmeli … Köyü 1469 parsel sayılı taşınmazın kendisine atalarından kalan … alanı olduğu iddiası ile açılan tapu iptali ve tescil davasının 1978/36 esas- 1979/458 karar sayılı dosyasında yapılan yargılamasında ise gerçek kişinin davası reddedilip “taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından Orman Yönetiminin bu hususta dava açmakta muhtariyetine” denilerek karar oluşturulmuştur. Anılan dosya arasında bulunan ve hükme esas alınan 11/06/1979 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın tümüyle orman karakterinde olduğu, % 30-40 eğimdeki yerin halen orman özelliğini koruduğu belirtilmektedir.
Yörede 1997 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında komisyonun bu kararlarla ilgili olarak bilgilendirilmemesi nedeniyle taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. 1982 Anayasasının 138/4. maddesindeki “Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle
-2-
2007/12800-2008/2207

değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ile Orman Kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 23. maddesinde, orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerin sayıldığı, bu maddenin 1. fıkrasının (G) bendinde “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı” (halen yürürlükte olan 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 26/g maddesi) hükmünün bulunduğu, bu hüküm gereğince kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğu halde, yörede 1997 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, ancak bu olgunun kesinleşen mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, Bigadiç Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk mahkemelerinde görülen davalarda taraf olan … … ile soy bağı bulunan davalı … yönünden taşınmazın niteliğini belirleyen mahkeme kararının kuvvetli delil oluşturacağı, Anayasanın 169. maddesinde belirtildiği gibi ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre davaya konu taşınmazın “herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırı içine alınabileceği 3402 Sayılı Yasa genel, 6831 Sayılı Orman Yasası özel yasa olduğu ve özel yasada bulunan hükümler karşısında, genel yasa uygulanamayacağından, sonradan yapılacak orman kadastrosu özel yasa hükmüne göre yapılacağından, bu işlem 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesinde belirtilen ikinci kadastro sayılamayacağı gibi, … yada Hazine tarafından dava konusu taşınmazın her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden de dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı göz önünde bulundurulmamıştır. Kaldı ki taşınmazın bir bölümünün halen 40-60 yaşlı kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu dosya arasındaki bilirkişi raporlarından da anlaşılmaktadır.Değinilen yönler gözetilerek davacı … Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi görüş ve kanı ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.