YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13392
KARAR NO : 2007/16487
KARAR TARİHİ : 13.12.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki yenileme kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan yenileme kadastrosu sırasında, Hamidiye Köyü 134 ada 403 parsel sayılı eski 2994 m2, … 9563,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın yenileme kadastrosu işlemleri ile oluşan kadastro çapı içinde kalan taşınmazın bir bölümünün yörede 1975 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin (A) ve (C) harfli 1005,37 m2 ve 8343,99 m2’lik bölümlerinin davalılar, (B) harfli 213,95 m2 bölümünün ise, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yenileme kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Aynı gün dairede incelemesi yapılan bir çok dava dosyasında Orman Yönetimi tarafından Hamidiye Köyünde 2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışması sonucunda yörede 1975 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın bir bölümünün gerçek kişilere ait taşınmazlar içine alındığı iddiası ile dava açıldığı, Hamidiye Köyünde ilk tesis kadastrosunun 1995 yılında koordinat sistemine dayalı olarak yapıldığı, ancak ilk kadastro çalışmasındaki nirengi ve poligon hesaplarından ve sınırlandırma hatalarından dolayı mevcut zemin ve kadastro paftalarının uyumsuz olduğu ve zemindeki sınırların ilk tesis kadastrosundan beri değişmediği ve aynı sınırlar içinde kullandığı belirtilerek yenileme yönetmeliğinin 18. maddesinde tanımlanan sabit ve değişmez sınırlar esas alınarak yenileme sınırlarının oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Davacı … Yönetimi tarafından aynı iddialar ile açılan dosyalarda uzman … bilirkişisi tarafından verilen raporlarda, ilk kadastro paftasındaki sınırlar ile yenileme ile oluşan paftadaki sınırlarının krokide çakıştırılmak sureti ile gösterildiği ve ilk tesis kadastro çalışmasının zemindeki kullanım durumuna uygun olmadığı, yenileme kadastro çalışması ile oluşan sınırların ise zemindeki fiili kullanıma uygun olduğu açıklanmıştır.
2859 Sayılı Yasanın Yenileme başlıklı birinci maddesi; “Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevkii yada ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları bu kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır” hükmünü taşımaktadır.
Yenilemenin esasları başlıklı dördüncü maddesi; “Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.Yenileme işlemi sırasında ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar olunması esas alınır. Parselin zemindeki sınırları değişmemiş ise ölçümleme sonunda … bulunan değerler aynen kabul edilir. Parselin zemindeki sınırları değişmiş veya işaretsiz ise ilk kadastro veya tapulamanın pafta ve fenni belgelerinden yararlanarak sınırlar tespit edilir. Parsel sınırlarının tespit edilememesi halinde yol, … ve benzeri tabii ve suni tesislerle çevrili parseller topluluğu bir bütün olarak ele alınır. Bu topluluk içindeki parsellerin konumu dikkate alınarak yüzölçümü farklılıkları her bir parselin sicilindeki yüzölçümü ile orantılı olarak bütün parsellere dağıtılmak suretiyle dengelenir. Bu işlemler sırasında parseller içindeki mevcut daimi yapı ve tesislerin aynı parsel içerisinde bırakılması, hak sahiplerinin birbirleri ile uyuşmazlık çıkarmadan kabullendikleri yerleşme biçimlerinin olduğu gibi muhafazası gözönünde bulundurulur. Bu topluluk içindeki sınırları değişmemiş parseller dengelemeye dahil edilmeyip haklarında üçüncü fıkra hükmü uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan; Yasanın 6. maddesine göre çıkarılan yenilemenin yapılış biçimi ve uygulanacak teknik yöntemleri gösteren yönetmeliğin 23. maddesinde parsel sınırları veya köşe noktalarında tapulama veya kadastro sırasında varolan ifraz ve parselasyon sonucu doğmuş olan parsellerin yenilemede, durumunu koruyan sabit zemin işaretleri tespit edilerek, anılan sınırların yenilemede esas alınacağı 24. maddesinde yapılan ölçülerde herhangi bir hata bulunmaması halinde bu sınırlara aynen itibar edileceği, 28. maddesinde ise sınırları zeminde belirlenen parsellerle parseller topluluğunun yüzölçümlerinin köşe koordinatlarına göre hesaplanacağı vurgulanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, yenileme işlemi önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan … bir kadastro çalışması değil, mümkün olduğu kadar aslına … kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları “orantı” ve “dengeleme” kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir.
Zorunlu sebepler (parsel köşe noktalarının kaybolması, röperlerin bozulması gibi) sonucu ortaya çıkan sınır değişiklikleri, her zaman mülkiyet değişikliği niteliğinde değildir. İlk kadastronun aslına bağlı kalınmakla beraber tüm yasa ve yönetmelikte gösterilen bilimsel ve teknik verilere uygun olarak yapılan ölçümlere karşın elde olmayan zorunlu sebepler sonucu ortaya çıkan değişiklik ve buna bağlı olarak belirlenecek geometrik durum da kabul edilmelidir.
Ayrıca, ilk kadastro ile yenileme sonucu üretilen paftalar ve buna bağlı parseller yada parsel topluluğu arasındaki fark yada farklar tecviz dışı ise parsel yüzölçümlerinin yukarıda değinildiği şekilde dengeleme ve orantı yoluyla düzeltileceği, bu suretle meydana gelen haksızlıkların da önlenebileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, sınırların değişmesi halinde uygulanacak hükümle, değişmemesi halinde uygulanacak hükümler birbirinden farklı olacağından sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle sınırların değişip değişmediğinin belirlenmesi zorunludur. Sınırlarda bir değişiklik yoksa eski sınırlara değer verileceği, sınırlarında ve yüzölçümlerinde bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parsellerin yenileme dışı bırakılması gerekir.
Sınırlarda değişiklik mevcut ise, tapulama haritaları ile yenileme haritalarının çakıştırılıp uygulanması, bu uygulamada özellikle parsel köşelerinin hesaplanacak koordinatlarına göre tersim edilmesi, sınırların tespit edilememesi halinde sabit noktalardan (sınırlardan) yararlanılması, tüm bulguların arz üzerinde işaretlenip röperlenmesi ve gerekçelerin gösterilmesi asıldır. Taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan … oluşum, bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmayacağı düşünülerek teknik bilirkişi raporunda; yenileme ve tesis kadastrosu arasındaki farkın ilk tesis kadastrosunun hatalı olmasından mı, yoksa ilk üretilen haritanın KOORDİNAT HESAPLARINDA YAPILAN hatalar ve sınırlandırmalar sonucu mu meydana geldiğini, yenilemenin zemine mi uygun olduğunu açıklamaklıdır.
Ne var ki; mahkemece, somut olayın özelliğine göre yukarıdaki ilkeler gözetilerek bir uygulama yapıldığından söz etme olanağı yoktur. İlk kadastro paftası ile yenileme paftası çakıştırılmış ise de, parsellerin yüzölçümleri, köşe koordinatlarına göre hesaplanmamış, köşe noktası olarak saptanan sınırın hangi sabit sınır olarak neden alındığı hususu gerekçesi de gösterilerek açıklanmamış, ilk kadastral sınırlara itibar edilmemesinin hangi zorunlu sebeplerden ileri geldiği belirtilmeden, mülkiyet durumunu değiştirecek şekilde … bir pafta oluşturulmuştur. Bu dosyada ve temyize konu olan diğer dosyalarda çekişmeli taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden orman niteliğindeki taşınmaza sınır olduğundan Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 18. maddesinin (d) bendinde açıklandığı gibi bu sınırlar değişebilir sınır olması nedeniyle ve bu sınırın değişmez kabul edilmesi de doğru değildir.
2859 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince yenileme tespitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davalar, 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro mahkemelerinde çözümlenir. Yine aynı yasanın 4. maddesi gereğince “Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz…”. Somut olayda; dava, yenileme tespitine karşı askı ilan süresi içinde açıldığından, 5. madde gereğince davaya bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. 4. madde hükmüne göre kadastro mahkemesinin görevi, teknik çalışmaları kapsayan yenileme işleminin yasaya ve yönetmeliğe uygun yapılıp yapılmadığını belirlemek suretiyle sadece bu konuda davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. Paftaların yenilenmesine itiraz davalarında tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.
Davalıya ait taşınmazın sınırında devlet ormanı vardır. Temyize konu dava paftaların yenilemesi sırasında hata yapıldığı iddiasıyla birlikte kesinleşen orman tahdidi içinde kalan davalılara ait tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili iddiasını da kapsamaktadır. Orman Yönetimi ya da Hazine, kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazın tapusunun iptal ve tescili isteği ile herhangi bir süreye bağlı kalmadan genel hukuk mahkemesinde dava açabilir. Ancak, bu konudaki dava görevsiz olan kadastro mahkemesinde açılmıştır.
O halde; mahkemece yapılması gereken iş: paftaların yenilenmesi sırasında 2859 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve bu yasa hükümleri uyarınca çıkartılan yönetmelik hükümlerine aykırı işlem yapılıp yapılmadığını, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile saptayarak süresinde açılan davanın esası hakkında hüküm kurmak, davacı Yönetimin paftaların yenilenmesi işlemine karşı açtığı bu davanın yönetimin lehine ya da aleyhine karara bağlanması, Orman Yönetiminin taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kaldığı ya da orman olduğu iddiasıyla açılan ya da açılacak tapunun iptal ve tescil davası yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında bir kesin hüküm oluşturmayacağı düşünülerek, Yönetimin çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı ya da taşınmazın orman olduğu iddiasıyla davalıların tapusunun iptal ve tescili isteğiyle açılan davadan dolayı da görevsizliğe karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/12/2007 günü oybirliği ile karar verildi.