YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14033
KARAR NO : 2007/14391
KARAR TARİHİ : 13.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddi yolunda kurulan 27/03/2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … … ile … … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13/11/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz edenler … … ve arkadaşları vekili Av. … … ile karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av. … … ve Hazine vekili Av. … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece,18/2/2002 gün 2000/74-2002/56 E.K ile, fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 40.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle, Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/10083-8989 EK sayılı bozma kararında özetle; ” Bilirkişi krokisinde (A) işaretli bölüm yönünden Medeni Yasanın 713. maddesindeki zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği anlaşılmış olmasına göre bu bölüme ilişkin Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerektiği, Hazine ve Orman Yönetiminin bilirkişi krokisinde (B) işaretli 37.200 m2’lik bölüm hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; Davanın; 77200 m2 yüzölçümlü taşınmaz yönünden açıldığı, tamamı resmi belgelere göre usulünce yapılan incelemede orman sayılmayan yerlerden olduğu saptanarak taşınmazın (A) işaretli 40.000 m2’lik bölümü üzerinde davalılar yararına Medeni Yasanın 713. maddesi koşulları oluştuğundan tescile karar verildiği; ancak, fen bilirkişi krokisinde (B) işaretli 37.200 m2’lik bölüm hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, ancak bu bölüm yönünden davacı gerçek kişilerin temyizi bulunmadığına göre, davacılar aleyhine ve davalı Hazine yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözönünde bulundurularak bu bölüm yönünden Hazine lehine hüküm kurulması yasal açıdan zorunlu olduğu” gereğine değinilmiştir.
Davacı gerçek kişiler ve Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/4267-6647 E.K sayılı bozma kararında özetle; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı,çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca görevlendirilen Adana İli Mera Komisyonunca 4342 Sayılı Mera Yasasının 5/b maddesi uyarınca mera tesbit, tahdit ve tahsis çalışması yapıldığı, 1/5000 ölçekli sınırlandırma haritası düzenlendiği, 22.10.2001 – 22.11.2001 tarihleri arasında ilan edildiği,eldeki dava nedeniyle mera sınırlandırma işlemi kesinleşmediği,bu durumda davanın, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olmakla beraber, 4342 Sayılı Mera Yasası uygulaması ile mera tesbit ve tahdit işlemi yapılarak sonuçları ilan edilmiş bulunduğundan, aynı zamanda mera sınırlandırılmasına itiraza da dönüştüğü,yerel mahkemenin dava konusu A alanının gerçek kişi adına tescil edelmiş ve dairece onanmış ise de,hazine vekilinin savunmasında taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürdüğü ve köyde tescil harici bırakılan alanlarda mera sınırlandırması yargılama sırasında gerçekleştiğinden, mera sınırlandırmasının taşınmaz yönüyle denetlenmesi zorunlu olduğu,4342 Sayılı Mera Yasasının 3/d maddesinde MERA, “hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer” olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 4/1. maddesindeki “mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya Belediyelere aittir” ifadesiyle bu yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altındadır esası benimsendiği,Anayasa ve özel kanunlarda kamu malı olduğu belirtilen taşınmazlar ile Medeni Yasanın 715. maddesi anlamında “sahipsiz olan, özel mülkiyete konu olmayan” kamu mallarının Medeni Yasanın 713. maddesi yolu ile kazanılamayacağı,4342 Sayılı Yasanın 13/5. maddesinde “komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilanı süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde kadastro yapılan yerlerde ise, kadastro mahkemesinde dava açılabilir” hükmü yeralmakta olup, somut olayda genel kadastronun kesinleştiği yörede Adana İli Mera Komisyonunca yargılama sırasında gerçekleştirilen tesbit, tahdit ve tahsis kararlarına karşı davaya bakma görevinin mahkemenin görevi dahilinde ve yetki alanı içinde kaldığı yine, Mera Yasasının 21. maddesinde “mera alanları ile ilgili iddialar ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünde tutulan özel sicillerin tanziminden sonra ancak, bu sicildeki kayda dayanılarak isbat edilir” hükmüne yer veridiği,yasa koyucunun henüz sicile geçirilmemiş meralar yönünden tahsis yoksa kadim kullanmanın isbat edilmesi gerekeceğini öngördüğü,bir yerin öncesinin veya halihazır durumunun tahsisli veya kadim meralardan olup olmadığı ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabi olduğu, hukuk Genel Kurulunun 30.10.1991 tarih, 1991/427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, bir yerin yetkili bir mercii tarafından mera olarak tahsis edilmesi, öncesi itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi, zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel olmadığı, ne var ki; yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerektiği,taşınmazın tahsis yoluyla değil de, kadim mera olduğunun anlaşılması halinde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesi olanaksız olduğundan, mahkemece yapılacak ilk işin; tahsisli veya kadim mera olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılması olduğu,taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının Köy Hizmetlerinden sorulması varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek yerine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesine göre Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığı incelenmesi gerektiği, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilmek suretiyle Adana İli Mera Komisyonunca 4342 Sayılı Yasa uyarınca yapılan mera sınırlandırmasına ait tüm çalışma tutanakları, sınırlandırma haritası, dayanak kayıtları, askı ilan tutanakları, ayrıca genel kadastro paftası, taşınmaza komşu kadastro parsel tutanakları ile dayanağı belgeler getirtilip dosyaya eklenerek önceki bilirkişiler dışında ziraat mühendisleri arasından seçilecek üç ziraat yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde ziraat mühendisleri ve bir harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte mera tahdit haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın mera tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi,yapılacak uygulamada taşınmazın mera tahdit alanları içinde kaldığı ve mera bütünlüğünü bozduğu anlaşıldığı takdirde, kesin surette taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 16/B maddesi uyarınca mera olarak sınırlandırılması gerekeceğinden kişinin davasının reddinin düşünülmesi; aksi halde, taşınmaza komşu parsel veya parseller dayanakları denetlenmek suretiyle yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurularak taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; konunun uzmanı ziraat mühendisleri ile harita mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenip, tahdit haritası ve varsa diğer,belgelere göre konumunu gösteren, izlemeye ve infaza olanak sağlayacak açıklıkta ayrı renklerle işaretli kroki çizdirilip, bilimsel açıklama içeren ayrıntılı rapor alınması, oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması,davacı gerçek kişilerin karar düzeltme istemi yönünden ise; davanın 40.000 m2 yüzölçümündeki taşımaz için açıldığı, bu taşınmazın da krokide (A) ile işaretli taşınmaz olduğunun saptandığı, aynı krokide (A) ile gösterilen taşınmazın güneyindeki (B) ile işaretli bölüm yönünden aynı davacılar tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış başka bir tescil davasının bulunduğu, anılan davada davanın kabulü ile 35612 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tesciline ilişkin 01.07.2002 tarih, 2001/153-2002/251 sayılı kararın Hazinenin temyizi üzerine Dairece 2003/10080-2004/4779 sayılı karar ile eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozulduğuna göre, her iki davanın taraflarının ve dava sebebinin aynı ve taşınmazların birbirine komşu olduğu nedeniyle aradaki fiili ve hukuki irtibat gözetilerek delillerin birlikte toplanarak değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden davacı gerçek kişiler ile davalı Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairenin yanılgıya dayalı kısmen onama, kısmen bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra dava dosyasına 2004/795 esas numarası verilmiştir.
Diğer yandan aynı davacılar Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde başka bir tescil davası açarak dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü Hallandere mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 01.07.2002 gün ve 2001/153-2002/251 E.K ile, fen bilirkişiler tarafından düzenlenen 03.12.2001 tarihli krokide (A2)=35612 m2 ile gösterilen bölüm hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/10080-2004/4779 E.K sayılı bozma kararında özetl; (Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı; aynı gün Dairede incelemesi yapılan 2003/10080, 10082, 10871, 10870, 2004/3410, 3409 ve 3408 E. Sayılı dosyaların … Köyündeki tapulama dışı bırakılan birbirlerine yakın taşınmazlar hakkında tescile ilişkin davalar olduğu, alınan raporların da aynı nitelikte olduğu orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazların konumunun memleket haritasında elle boyanıp işaretlendiği, eğim durumlarının net olarak belirlenmediği, kadastro paftası ile memleket haritasının çakıştırılıp işaretlenmediğinden hükme yeterli olmadığı bu nedenle,mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanarak yeterli rapor alınması,bundan ayrı; … Köyünde 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında mera tesbit çalışması yapıldığı da anlaşıldığından, bu çalışmaya ilişkin tüm kayıt ve belgelerin de getirtilip taşınamazın mera niteliği bulunup bulunmadığı üzerinde durulması, öncesi mera olan taşınmazların da zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, yapılacak keşifte yerel bilirkişiye taşınmazın mera ile ilgisi tam ve net olarak açıklattırılması, 1954 yılında tapulama dışı bırakılan taşınmazlar yönünden komşu parsellerin dayanak ve kayıtları da zemine uygulanıp davalı taşınmaz yönünden ne olarak göründüğü üzerinde durulması, taşınmazın öncesi makilik olması halinde ve eğimin % 12’yi geçmesi halinde funda ve maki ile örtülü alanların muhafaza makisi olması, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi kapsamı dışında orman sayılan yer olduğunun gözönünde bulundurulması, tüm deliller toplandıktan sonra taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığının tam olarak tesbit edildikten sonra bir karar verilmesi,ayrıca, tescile karar verilen (A2) ile gösterilen bölümün kuzeyindeki (A1) ile gösterilen bölüme ilişkin açılan tescil davasında (A2) ile gösterilen bölüm için Dairemizin 08.12.2003 tarih 2003/10083-8939 sayılı bozma kararı da gözönünde bulundurularak aynı yere ilişkin olan dava dosyalarının birleştirilerek birlikte görülmesi” gereğine değinilmiştir. Bozmadan sonra dava dosyasına 2004/828 Esas numarası verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak, mahkemenin 2004/828 Esasında kayıtlı tescil davasına konu olan yer ile bu davanın konusunun aynı olduğu sebebiyle her iki dava birleştirildikten sonra ;davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … … ile … … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 22.05.1953 tarihinde yapılmış ve sonuçları 29.12.1953 – 28.01.1954 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Avukatlık Asgarı Ücret Tarfesine göre 500.00.-‘er YTL. vekalet ücretinin … …’den alınarak Orman İdaresine ve Hazineye ayrı ayrı verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 13/11/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.