Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/14147 E. 2007/14399 K. 13.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14147
KARAR NO : 2007/14399
KARAR TARİHİ : 13.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ORMAN KADASTROSUNUN İPTALİ davasının yapılan yargılaması sonunda DAVANIN KISMEN KABULÜ yolunda kurulan 24/05/2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi DAVACILAR … VE … tarafından istenilmekle, tayin olunan 13/11/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz edenler … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar … ve arkadaşları, 19.06.1998 tarihli dilekçelerinde tapu kaydına dayanarak yörede 1988 yılında yapılan ve 20.06.1988 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarında Kalkan Köyü Ortaalan mevkiindeki 44 numaralı parselden ifrazen oluşturulan 140 ve 1567 numaralı parsellerin orman olarak sınırlanması işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek 22 sayılı orman kadastro komisyonunun1988 yılında yaptığı orman kadastrosunun iptalini istemişlerdir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve 11.01.2001 tarihli fen bilirkişi krokisinde 140 parselin (A) ve (B), 1567 parselin (B) ile gösterilen bölümleri ile ilgili 22 nolu orman kadastro komisyonunca yapılan orman kadastrosunun iptaline, 1567 nolu parselde (A) ile gösterilen bölümle ilgili davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 11/10/2001 gün ve 2001/8242-7362 EK sayılı bozma kararında özetle: (Hükme dayanak yapılan bilirkişi rapor ve krokilerinde çekişmeli taşınmazların, kadastro tespitlerine esas alınan, Mart 1954 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldıkları, 2285 numaralı orman sınır noktasının zeminde bulunamadığı, 1942 tahdit tutanaklarında deniz kenarında tesis edildiği anlatıldığı halde, 1987 aplikasyonunda deniz kenarından 100 metre içerde 44 parselin ortasında gösterildiği, aslında deniz kenarındaki yerinin doğru olduğu, bu tahdit hattına göre çekişmeli taşınmazların kısmen orman sınırları içinde, kısmen dışında olduğu bildirilmiş, çekişmeli taşınmazların tahdit hattına irtibatlı krokisi çizilmiş ise de, 1942 yılında yapılan orman tahditine ilişkin tutanaklarda, 2285 numaralı orman sınır noktası deniz kenarına tesis edilip, bundan sonra başkaca orman sınır noktası tesis edilmediği halde, rapora eklenen krokide 2285 numaralı orman sınır noktasından doğu yönde devam eden düz hatla bir orman sınır hattı çizildiğinin izlendiği, ancak bilirkişiler bu hattın mahiyetini raporlarında açıklamadığı gibi, çekişmeli taşınmazların en eski tarihli resmi belge niteliğindeki harita ve tutanaklarda kısmen maki, kısmen açık alan olarak görüldüğü bildirildiği halde, hangi bölümlerinin ne cins maki ile kaplı olduğunu da belirtmemişlerdir.
Kural olarak; orman tahditinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği, orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir. Yörede ilk orman tahdidi, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşmiştir. 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş, daha sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe konulan 4785 sayılı yasa ile bazı ayrıcalıklar dışında o tarihte var olan tüm orman alanları devletleştirilmiştir. 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlanan ya da orman sınırları dışında bırakılmakla birlikte, devletleştirilen orman alanlarından, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak tahsis, imar ihya ve tescil yoluyla ormandan ayrılarak özel mülke dönüştürülen taşınmazların yeniden orman sınırları içine alınma olanağı bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazların kadastro tesbitine esas alınan ve 3573 sayılı Yasası Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattılması hükümlerine göre oluşan Mart 1954 tarih 24 numaralı tapu kaydının dayanağı olan ölçeksiz basit bir krokisinin bulunduğu, doğusundaki ve kısmen de kuzeyindeki Dıştepe sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği görülmektedir. 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi anlamında uygulanabilir krokisi ya da haritası olmayan tapu kayıtlarının kapsamı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi hükmüne göre yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerekir. Her ne kadar, çekişmeli taşınmazlar Kaş Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.1983 gün ve 1979/17-9 sayılı kararı ile davacıların bayileri adına tescil edilmişse de o davada … taraf olmadığından, H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Bu olgular karşısında; çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, sadece 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenemez. Çekişmeli taşınmazların, 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilen orman alanlarından olup olmadığı ve ayrıca Mart 1954 tarih 24 sıra numaralı tapunun miktarı ile geçerli kapsamında kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı takdirde orman mühendisleri ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1942 orman tahdidi ve 1987 aplikasyon tutanaklarıyla haritaları ve arazi kadastro paftası sağlıklı biçimde, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanması, zeminde bulunamayan orman sınır noktaları, bulunan diğer orman sınır noktaları, tutanak ve haritalardaki açı ve mesafelere göre bulunup, zeminde işaretlenmesi, çekişmeli taşınmazların 1942 tahdit hattına göre konumu duraksamaya meydan vermeyecek biçimde saptanması; Mart 1954 tarih 24 sıra numaralı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımıyla değişmez şahıs sınırlarından başlanarak 3402 Sayılı Yasanın 21. maddesi hükmü uyarınca uygulanıp, 10000 m2 miktarı ile geçerli bölümü belirlenip, fen bilirkişisinden aynı Yasanın 32/3. maddesine göre ilama eklenecek ifraz haritası alınması, yerel bilirkişi sözlerinin doğruluğu komşu parsellerin tespitine esas alınan tapu ve vergi kayıtları ile denetlenmesi, çekişmeli yerin 1942 orman tahdidi dışında olduğu belirlendiği taktirde, 4785 Sayılı Yasa karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 4785 sayılı yasa gözetilerek yapılan ve kesinleşen tahdit söz konusu olmadığından, 1942 orman tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki tanzim ettirilmesi, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, tapu uygulamasını gösteren yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, çekişmeli taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün 1942 orman tahdidi içinde olduğu ya da dışında olmakla birlikte 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen ormanlardan olduğu ve 5658 Sayılı Yasa ile iade edilen yerlerden olmadığı ancak, 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre oluşan tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı içinde olduğu belirlendiği takdirde bu bölümlere ilişkin davanın kabulünün, tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı dışındaki bölümler 1942 orman tahdidi dışında dahi olsa tapu kaydı miktar fazlasının sınırdaki, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilen ormandan açıldığı kabul edilerek bu bölümlere ilişkin davanın reddinin gerekeceği düşünülmesi, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi … … tarafından düzenlenen 22.09.2004 hakim havaleli ek raporda 1567 ve 140 sayılı parsellerin (B) ile gösterilen bölümlerine ilişkin 22 nolu orman kadastro komisyon başkanlığınca yapılan orman kadastrosunun iptaline, 140 ve 1567 sayılı parsellerin (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerine yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … ve … ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 6/12/2005 gün ve 2005/7591-14786 EK sayılı bozma kararında özetle( 140 ile 1567 sayılı parsellerin (B) ile gösterilen bölümlerinin 3573 Sayılı Zeytincilik Yasası hükümlerine göre oluşturulan Mart 1954 tarih 24 numaralı tapu kaydı kapsamında bulundukları gibi, 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosunun dışında ve eski tarihli memleket haritasında da orman sayılmayan yerlerden oldukları belirlendiğine göre, Orman Yönetiminin 140 ve 1567 sayılı parsellerin (B) ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddine,çekişmeli 140 ve 1567 sayılı parsellerin (C) ile gösterilen bölümlerinin zeytincilik tapusu dışında ve 1942 tahdidinin içinde kaldığı anlaşıldığından, gerçek kişilerin 140 ve 1567 sayılı parsellerin (C) ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının reddine,hükme dayanak yapılan teknik bilirkişi … … tarafından düzenlenen krokide, 140 ve 1567 sayılı parsellerin (A) ve (B) ile gösterilen bölümlerinin davacıların dayandığı Mart 1954 tarih 24 numaralı 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre oluşan tapu kaydı kapsamında bulundukları ve doğudaki 45 numaralı parsele uygulanan Nisan 1966 tarih 7 numaralı zeytincilik tapusunun da çekişmeli taşınmaz yönünü Mart 1954 tarih 24 numaralı tapu kaydı maliki … Çankaya’yı sınır okuduğuna, (A) ile gösterilen bölümün de 1942 tahdidinin dışında ve eski tarihli memleket haritasında orman sayılmayan alanlar kapsamında bulunduğuna göre, dava konusu 140 ve 1567 sayılı parsellerin (A) ile gösterilen bölümlerinin de tapu kaydı kapsamında bulunduğu kabul edilerek kişilerin davasının kabulü ile bu bölümlerle ilgili yanlış yapılan aplikasyonun iptaline karar verilmesi gerektiği) sebebiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve 22/09/2004 tarihli krokide 1567 parselin (A ve B) ile gösterilen yine 140 parselin aynı krokide A ve B ile gösterilen bölümleri hakkındaki 22 sayılı orman kadastro komisyonunca yapılan orman kadastrosunun ref ve iptaline 140 ve 1567 parsel sayılı taşınmazların aynı krokide 140 C ve 1567 C ile gösterilen bölümlerine yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm DAVACILAR … VE … ile DAVALI … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık süre içinde tapuya dayanılarak açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile 20.06.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve davacının tutunduğu tapu kaydı 10.000 m2 yüzölçümlü olup, davacı adına tescil edilen 1567 ve 140 parsellerin (A ve B) bölümlerinin toplamı 18003,04 m2 olduğu, tapunun dayanağı kroki basit, ölçeksiz yumurta şeklinde çizilip, kenar uzunlukları bulunmayan ve zemine uygulanma olanağı bulunmadığı, tapunun bu durumda sınırında orman olması nedeniyle tapu kaydı 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince yüzölçümü ile geçerli olduğu, bu nedenle çekişmeli parsellerin orman tahdidi içinde bulunan (C) ile işaretli bölümlerini kapsadığı kabul edilemeyeceği gözönünde bulundurularak hüküm kurulduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 13/11/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.