YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14161
KARAR NO : 2007/13902
KARAR TARİHİ : 06.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali – tescil ve şerhin iptali davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli … Mahallesi 70 parsel sayılı taşınmaz, yörede 1969 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 62.750 m2 miktar ve bostan niteliği ile dava dışı 68 parsel sayılı taşınmazı da kapsadığı belirtilen Nisan 1941 tarih 20 ve Eylül 1944 tarih 25 sayılı pay tapu kayıtları uygulanmak sureti ile … ve arkadaşları adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 31.05.1974 tarih 5300 yevmiye numarası ile 307 ila 333 parsellere ayrılmış, davaya konu 322 parsel 920 m2 arsa vasfı ile tamamı … … Beton Ltd.Şti. adına tescil edilmiş, daha sonra satış nedeniyle ve eşit paylarla … … ve arkadaşları adına kaydedilmiştir. Beyanlar hanesine ise, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince kısmen orman sınırları dışına çıkarıldığı yolunda şerh verilmiştir.
Hazine, orman sınırları içinde kalan yerlere ait tapu kayıtlarının hukuken değer taşımayacağını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemi ile Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Tapu kayıt malikleri ise tapu kaydı üzerine konulan 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde şerhinin iptalini isteyerek karşı dava açmışlar ve açılan davalar birleştirilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Hazinenin davasının reddine, … … ve arkadaşlarının davasının kabulü ile 322 sayılı parselin tapu kaydındaki “2/B madde şerhinin” kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Bu karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.09.2004 tarih 2004/3635-9360 sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma kararında özetle “Mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olmadığı açıklandıktan sonra ilk orman kadastrosu ve daha sonra yapılan çalışmalara ait harita ve tutanakların usulünce uygulanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bu sırada çekişmeli yer 12.10.2005 tarihinde … …’a … ve tapuya kaydedilmiş, bu kişi tarafından açılan şerhin iptali davası da temyize konu dosyası ile birleştirilmiştir. Hazine tarafından davalı gerçek kişiler aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, bu dosya ile birleştirilen mahkemenin 2003/872 Esas sayısı ile yine bu dosyada birleştirilen Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/294 Esas sayılı dava dosyasında açılan davanın kabulü ile Şişli İlçesi, … Mahallesinde kain 3/1 pafta ve 322 parsel sayılı … … adına tapuda kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyan hanesindeki “6831 Sayılı Yasanın 31/6. maddesi uyarınca kısmen Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.” ibareli 13.07.1995 tarih ve 2854 yevmiye nolu şerhin terkinine karar verilmiş, bu karar davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili, karşı dava ise, bu nedenle tapu kaydı üzerine konulan 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde şerhinin iptaline ilişkindir. Uyuşmazlık, özünde dava konusu parselin kesinleşmiş orman sınırları içinde kalıp kalmadığının tespiti ile çözümlenebilecektir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre ilk kez 1938 yılında yapılarak 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılan ve 10.05.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve aynı yasanın 2. madde uygulaması, 07.08.1985 tarihinde ilan edilen 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ve yine 1988 yılında 3302 Sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Dava dosyası içindeki orman kadastrosuna ilişkin belgelerin incelenmesinde;
1938 yılında yapılan ve taşınmazı ilgilendiren 05.12.1938 tarih ve 196 sayfa numaralı tutanakta 8, 9, 10, 11 numaralı orman sınır noktaları tanımlanırken “buradan … Deresinin yatağı ile ormanla örtülü sırtın teşkil ettiği hattı fasıldan gidilerek … de (10) numaraya varılır. Burada … Deresi ile … Dereleri birleşir. Bu sınırın dışında … ve … Mahallesi halkının mezru bahçeleri ve evleri vardır” denilmektedir.
1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1976 yılında yapılan orman sınır noktalarının aplike işlemi sırasında ise, ilgili 9, 10, 11 numaralı orman sınır noktalarının tarif edildiği tutanakta ise, “9 no’dan kuzey-batıya dönülerek … deresi ile … deresinin birleştiği yerde 10 numaralı orman sınır noktaları tesis edildi. Buraya … denilmektedir.
Eski tahdit krokisinde bu nokta 320 m. kuzeyde görünmektedir. Açı ve mesafenin zemine ablikesinde krokiye (yani 1939 tahdit hattına) uygun düşmekte, ancak mevkiye uygun düşmemektedir. Bu yüzden iki derenin birleştiği noktanın değişmeyeceği görüşü ile açı ve mesafelerde düzeltme yapılarak 10 ve 11 nolu noktalar tesis edildi. 9 nolu noktadan itibaren gidilen hat eski tahdit zabıtlarına göre eski dekovil hattını takip etmektedir” şeklinde 10 numaralı noktanın tespitinin yapıldığı,
1938 tahdit zaptında tarif edilen 10 nolu orman sınır noktası yani … ve … Derelerinin birleştiği nokta 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında da aynı yere (iki derenin birleştiği yere) konduğu ve kadastro paftasıyla orman tahdit haritasının çakıştırılması sonucu dava konusu parsel, bu hat içinde ve orman alanında bırakılmıştır.
Mahkemece 30.11.2006 tarihinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan Orman Yüksek Mühendisleri … Karagöz ve … … ile Harita Mühendisi … Yelkenci’nin verdiği 02.02.2007 günlü raporda özetle: 3116 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan orman tahdidinde açı, yön ve mesafelere göre orman tahdit haritasının düzenlendiği orijinal orman tahdit haritasına göre, çekişmeli taşınmazın tamamen orman sınırları dışında kaldığı, 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında 19 numaralı tahdit komisyonunca aplike işlemi yapılırken açı, yön ve mesafe değerleri yanlış gerekçe ile farklı biçimde uygulanarak nizalı parselin 8253 m2’sinin orman sınırları içinde gösterilerek 15.10.1961 tarihinden önce orman niteliğini yitiren alanda kalması nedeniyle orman sınırları dışına çıkarma işleminin yapıldığı, oysa tutanaklardaki anlatımlar, açı, yön, mesafe farkları, sabit dekovil (eski tren yolu) hattı, eski tarihli 1/25000 ölçekli memleket haritası incelemesi sonucu aplikasyon ve 2. madde uygulamasının hatalı olduğu ve 70 sayılı parselin dışında ve kuzey tarafında bulunan arazinin İstanbul Asliye 15. Hukuk Mahkemesinde görülen ve kesinleşen 1970/108 E.-1981/52 K. sayılı ilam ile de dava konusu yerin orman dışında olduğunun belirlendiğini bildirmişlerdir.
Aplikasyon … bir orman kadastro işlemi olmayıp, daha önce kesinleşen orman kadastrosunun yapılmasında uygulanan yöntem ve kullanılan araçlarla önceki O.S.N.ların haritalar ve haritaların düzenlenmesine esas alınan tutanakların içeriğinden faydalanılarak zeminde yenilenmesinden ibarettir.
Mahkemece, davalı parselin 1938 tahdidinin dışında kaldığı kabul edilmişse de, dava konusu parselin kesinleşen orman tahdidine göre konumuna ilişkin olarak yapılan açıklamalar, ilk orman kadastro tutanakları ve 1744 Sayılı Yasa uygulaması sırasında düzenlenen harita ve tutanaklar ile çelişkili olduğu görülmektedir. Şöyle ki;
1) 1938 ve sonraki yıllarda yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında, orman kadastrosu zabıt defterinin sağ sayfalarında orman sınır noktası ile ilgili açıklama yapılmakta, açı ve mesafelerin ölçü değerleri bu sayfaya yazılmakta ve bu sağ sayfada tarif edilen noktaların krokileri ise sol sayfada çizilerek gösterilmektedir. Dosyaya gönderilen 1938 tarihli tahdit tutanaklarında da aynı yöntem uygulanmış ve dava konusu … KÖYÜ ormanlarının kadastro işlemine zabıt defterinin 194. sağ sayfanın … yerinden başlanmış ve bu sayfada 1, 2, 3, 4, 5 numaralı noktalar tarif edilmiş, Hadımkoru Devlet Ormanının, …, … Yolları üzerindeki (23) numaralı noktası (beton kazık) (bak.tahdit zaptı s:193, 194) … Ormanının (1) numaralı noktası kabul edilerek; bu yollar üzerindeki 1 numaralı noktadan başlanarak yolu kuzey yönde takiple 123 m. mesafede (2) numaralı nokta tesbit edilmiş, güneybatı yöne dönülerek Bakla Dereyi takiple (3) ve (4) numaralı ve … Köyü evlerinin yanında … Çeşme yolundaki (5) numaralı noktalar tahdit zabıt defterinde tarif edilmiş ve 194. sayfada tanımları yapılan 1 ila 5 numaralı noktalar 193. sayfada çizilen krokide gösterilerek köy evleri de aynı krokide işaretlenmiştir. Zabıt defterinin 193. sayfasındaki bu kroki, dosya içindeki tasdiksiz olan tahdit haritasına da aynen yansıtılmıştır.
Yine zabıt defterinin sağ (196) sayfasında 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ila 29 numaralı noktalar tarif edilerek, bu noktalar arasındaki açı ve mesafeler yazılmış ve sol (195) sayfada çizilen basit krokide (6 ila 10 numaralı noktalar hariç) 11 ila 31 numaralı orman sınır noktalarının bulunduğu yerler işaretlenmiş, tarif edilen … …-… Deresi, Göller İstasyonu, Kurt Çatağı, … Değirmeni, Topyolu, Memba Altı gibi mevki isimleri de tahdit zaptına çizilen kroki üzerine gösterilerek 11 ila 31 nolu noktalar tahdit zaptındaki tarife ve tahdit zaptında çizilen krokiye uygun olarak aynen tahdit haritasında da gösterilmiştir.
Zabıt defterinin sağ (198) sayfasında 29 ila 46 orman sınır noktaları tarif edilip, açı ve mesafeler yazıldıktan sonra sol (197) sayfada 29 ile 45 orman sınır noktalarının krokileri çizilmiş, 198 sayfada tanımlanan noktalar … Deresi, Topyolu, Hamidiye Membaları, Ortaçeşme Yolu, …, Burunsuz mevki ve noktaları tahdit zabıt defterine çizilen krokide gösterilerek, güneyden kuzeye uzanan bu hattın sağ tarafının … … Devlet Ormanı, sol tarafının da …-… Azizpaşa Devlet Ormanı olduğu işaret edilmiş, Azizpaşa Ormanının 1 numaralı noktasının … Ormanının Burunsuz mevkiindeki son numarası olan 45 numarada başladığı gösterilmiş, yine tahdit zaptındaki kroki, aynen tahdit haritasına yansıtılmıştır.
Anlatılan şu duruma göre, dosya içindeki tahdit zabıtlarında … Ormanının 1 ila 45 numaralı noktalarının tarifleri açı ve mesafeleri tahdit tutanağının 194, 196, 198 sayfalarında tarif edilmişse de, diğer tüm noktalar tahdit tutanağında tarif edildikten sonra aynı tutanaklarda krokileri çizilip yerleri gösterildiği halde, davaya konu yerlerle ilgili 6, 7, 8, 9, 10 numaralı orman noktaları tahdit tutanağında tarif edilmiş olmalarına karşın, krokileri zabıt defterine çizilip gösterilmemiştir.
Yani, temyize konu bu davayı ilgilendiren 6 ila 10 numaralı noktaların orijinal krokileri dava dosyasına gelen zabıt defterinin sayfalarında bulunmamaktadır. Bu noktaların tahdit tutanaklarında çizilmesi gereken krokileri, bu davanın çözümünde çok önemlidir. Çünkü; 1938 yılı tahdit zabıtlarında tarif edilen noktalar ile aynı tahdit zabıtlarına çizilen krokiler, tahdit haritası ile uyumlu olduğu halde, bu dava ile ilgili (10) numaralı noktanın 1938 tarihli tahdit zabıtlarında tarif edilen (burada … Deresi ile … Deresi birleştiği) yer ile 1938 tarihli tahdit haritasında işaretlenen (10) numaralı noktanın yeri farklı ve fakat 1976 yılındaki 1744 Sayılı Yasaya göre düzenlenen tahdit tutanağı ve haritası ile 1938 yılı tahdit tutanağı birbiri ile uyumlu olduğu görülmektedir.
1938 tahdit tutaklarında tarif edilen 5 ila 10 numaralı noktaların krokilerinin tahdit tutanak defterine neden çizilmediği izahsız kalmıştır. Çizilmiş olsa dahi bununla ilgili belgeler araştırılıp dava dosyasına getirilmemiştir.
Dosya içindeki 1976 yılı 1744 tahdit haritasında aynı köy 61 nolu parselin … batısından itibaren … Devlet Ormanı isimli başka bir ormanın bulunduğu ve bu ormanda yapılan 2. madde uygulaması sonucu XLV ve XLVI numaralı 2. madde poligon sahalarının Şişli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1992/201 E. ve 1992/230 Karar sayılı ilamına konu olduğu, tahdit haritası üzerinde yazılı olduğu görülmektedir. Bu davanın çözümünde önemli olan (10) nolu orman sınır noktası, sözü edilen diğer … Devlet Ormanın tahdit defterlerine çizilen krokide de gösterilmiş olması mümkündür. Raporlarda bu yolda bir açıklık yoktur. Bu nedenle anılan dosyanın ve sözü edilen o ormana ait tahdit krokilerinin getirtilip incelenmesi gereklidir.
2) 1938 tarihli zabıt defterinin 196. sayfasında 8, 9, 10, 11 numaralı noktalar şu şekilde tarif edilmektedir.
“4) Buradan … Deresinin yatağı ile ormanla örtülü sırtın teşkil ettiği hattı fasıldan gidilerek Cenderede (10) numaraya varır. Burada … Deresi ile … Dereleri birleşir. Bu sınırın dışında … ve … mahalleleri halkının mezru bahçeleri ve evleri vardır. 8 ve 9 numaralı noktalar arasındaki açı 192, mesafe 520.5, 9 ve 10 numaralı noktalar arasındaki açı 299, mesafe 570,05.12.1938”
“5) Buradan ormanlık sırtların … Deresi hattı faslından ve eski dakovil yolundan … Derede (11) numaraya varır. Bunun dışında … ev ve bahçeleri içinde Devlet Ormanı vardır. 10 ve 11 numaralı noktalar arasındaki açı 310, mesafe 300, 06.12.1938” olarak yazılıdır.
Görüldüğü gibi 10 numaralı noktanın … Deresi ile … Deresinin birleştiği noktada olduğu tahdit zaptında kesin olarak anlaşılmaktadır. (10) numaralı noktadan (11) numaralı noktaya gidilirken “… Deresi hattı faslından (yani … Deresi hattı takip ederek) ve eski dakovil yolundan … Derede (11) numaraya varır” şeklinde tarif edildiğine göre … Deresi ve … Deresinin birleştiği noktadan başlanıp, … Deresi takip edilerek, … Deresinin … Deresi ile birleştiği yerde, tahdit hattı … Deresinden ayrılmakta ve … Dereyi takip ederek, eski Dekovil yolu ile … Derenin kesiştiği yerde (11) numaralı noktaya ulaşılmaktadır. Gerek 1938 yılı tahdit zaptındaki kroki, gerekse tahdit haritasında gösterilen (11) nolu noktanın yeri tahdit zaptına uygundur. Şayet, (10) nolu noktanın yeri bilirkişi raporundaki gibi … ve … Derelerinin birleştiği yerden 320 m2 kuzeyde olduğu kabul edilirse, bu takdirde (10) numaralı noktadan (11) numaraya gidilirken orman tahdit hattı, … Deresine hiç uğramadan (11) nolu noktaya ulaşacaktır ki, tahdit tutanağındaki açık tarife göre bu mümkün değildir.
Şu duruma göre, 1938 yılı tahdit tutanağı ile aynı tutanağa göre düzenlenen tahdit haritasındaki (sadece 10 numaralı nokta hariç) tüm noktalar biribiriyle tamamen uyumlu olduğu gibi, 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen harita ve tutanaklarda gösterilen ve tanımlanan 10 numaralı nokta da dahil olmak üzere tüm noktaların 1938 yılı tahdit zaptı ile de uyumlu olduğu görülmektedir.
3) 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre, görev yapan tahdit komisyonunun 16.11.1976 tarihinde düzenlediği 6 no’lu tutanakta davaya konu orman sınır noktaları şöyledir;
“… Eski tutanakta yine aynı istikamette … evinin hemen arkasında ve patika kenarında (7) no ve cam fabrikasının 50 m kuzeyindeki bayırda (8) nolu poligon noktaları tesis edildi. Eski tahdidin açı ve mesafe değerlerinin uygulanmasına devam olunarak … deresi üzerinde bulunan bent duvarına inen burun üzerindeki belirli noktada (9) no tesis edildi. Ancak 8-9 numaraları birleştiren hat eski ölçüde 520 m. olarak gösterilmişse de zabıt defterindeki mevki tarifine uygun düşmediğinden ve bu mesafenin hatalı alınmış olabileceği görüşüyle 310 m. olarak düzeltilmiştir. 4.-9. no’lu noktalar arasındaki hat eski tahdidin ölçülerine uymakta ancak, mevkii tarif ve tavsiflerine uymamaktadır. Orman Genel Müdürlüğünün 06.10.1969 tarih ve 2/2059 164/2643 sayılı emirleri ile teşkil olunan heyet tarafından 23.09.1969 tarihli tutanakta mezkür noktalara ait tarif ve tavsifler yukarıda belirtilen şekilde olup, bu noktalara ait beton taşlar yerinde görülmüştür. Orman İşletmesince verilen bu bilgideki mevki tarifleri ekibimizce uygun görülmüş olup, aplikasyon hattı olarak zemine aplike edilmiştir. 9 no’dan kuzey batıya dönülerek … deresi ile … deresinin birleştiği yerde 10 no tesis edildiği buraya … denilmektedir. Eski tahdit krokisinde bu nokta 320 m. Kuzeyde görünmektedir. Açı ve mesafenin zemine aplikesinde krokiye uygun düşmekte ancak mevkiye uygun düşmemektedir. Bu yüzden iki derenin birleştiği noktanın değişmeyeceği görüşü ile açı ve mesafelerde düzeltme yapılarak 10 ve 11 nolu noktalar tesis edildi. Buradan batı istikametinde asfalt yol (…) asfaltı takiple 12, eski yol istasyonu mevkiinde 13, yine asfalt gidilerek 14, 15, 16, 17 ve Kurt Çatağı mevkii asfalt kenarında 18, takiben 19-28 no.lar tesis edildi. 28 no Top yolunun asfalta birleştiği yerdir. Asfalt …’a doğru takible Menba altı denilen yerde 29 no tesis edildi. Bu gün aplikasyona başlanan Kurttepedeki 14 no ile 23 (1) nolu … mevki arasındaki hattın gidişe göre sağ tarafı Hadımkoru (…) Ormanı sol tarafı ise … Köyü hudutları içinde kalan köy arazileridir. 23 (1) den 29 nolu noktaya kadar gidilen hattın sağ tarafı … ormanları sol tarafı … köyü arazi ve tarlalarıdır.”
Yukarıda 16.11.1976 tarihli tutanaktan aynen alınan bilgilerden anlaşılacağı gibi, Orman Genel Müdürlüğü’nün 06.10.1969 günlü emrine göre bir heyet oluşturulduğu ve bu heyetin 25.09.1969 tarihinde … ve Hadımkoru Ormanlarının 1938 yılı tahdidindeki sınır noktalarını belirlediği anlaşılmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü bu heyeti hangi amaçla oluşturmuştur? Sözü edilen … ve tahdit noktalarının belirlenmesi ile ilgili evrak ve haritalar getirtilip bunların neden ve sonuçlarının açıklığa kavuşturulması gerekir.
4) 1938 ve 1976 yıllarında düzenlenen tahdit tutanaklarında iki nokta arasında ölçülen açı ve uzaklıklar karşılaştırıldığında;
1938 TARİHLİ TUTANAKTA 1976 TARİHLİ TUTANAKTA
NOKTALAR
AÇI
UZAKLIK
AÇI
UZAKLIK
4-5 ARASI
-181
470
181
470
5-6 „
-153
196
153
190
6-7 „
-198
205
198
205
7-8 „
-168
162
168
162
8-9 „
-192
520
192
310
9-10 „
-299
570
270
640
10-11 „
-310
300
310
300
11-12 „
-252
420
252
280
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi 1938 ve 1976 tarihli tahdit tutanaklarında 4-5 ve 5-6 ve 6-7 ve 10-11 tahdit noktaları arasında ölçülen açı ve uzaklıklar birbiri ile uyumludur.
8-9 ve 11-12 numaralı noktalar arası açılar aynı ve fakat uzunlukları farklıdır.
9-10 numaralı noktalar arası ölçülen hem açı ve hem de uzaklık farklıdır.
Bilirkişilerin kendileri bu noktalar arasındaki açı ve measfeyi nasıl ölçmüşler ve sonucu nasıl bulmuşlardır?
Buldukları sonuçlar 1938 tahdit tutanağına mı, yoksa tahdit haritasına mı uygundur? Yine Yargıtay uygulamalarına göre tahdit tutanağı ile tahdit haritası birbiriyle uyumsuzsa asıl olan tahdit tutanağında tarif edilen noktalar esas olacağından 1976 yılı tahdit haritası ve tutanağı 1938 yılı tutanağına uygun olup olmadığı bilirkişiler tarafından açıklanmamıştır.
Özellikle, hem 1938 ve hem de 1976 tahdidinde davaya konu yerlerle ilgili 10-11 noktalar arası açı 310, uzaklık 300 m ölçüldüğü ve birbiriyle uyumlu olduğu halde, bilirkişiler hangi nedenle 10 numaralı noktanın tahdit haritasına yanlış yere konduğunu raporlarında açıklamamışlardır. Bu davanın özünü oluşturan 10-11 noktalar arasındaki açı ve mesafeyi bilirkişiler ölçmemişler ve farklılık nedenlerini raporlarında tartışmamışlardır.
5) Bilirkişiler raporlarında 9, 10, 11 nolu orman tahdit noktalarının 1938 yılı tahdit tutanaklarında tarif edildiği şekilde belirttikten sonra, 1938 tarihli orman tahdit haritasında 10 nolu orman tahdit noktasının konulduğu yer ile tahdit tutanağında tanımlanan iki derenin kesişme noktası arasında 320 metrelik bir uzaklık bulunduğunu ve bu arada kalan alanın tahdit dışında bırakıldığını 1744 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışmada ise 10 nolu orman tahdit noktasının 320 metre … batıya kaydırıldığını ve iki derenin kesişme noktasına konulduğunu, her iki çalışmadaki ölçü ve açı değerlerinin de değişik kabul edildiğini açıklamışlar ve her iki çalışma arasında çelişki olduğunu, sadece (10) numaralı noktanın 1938 yılı tahdit tutanaklarında yanlış yerde tarif edildiğini, diğer noktaların tahdit zaptında tarif edilen yerlerde olduğunu, tahdit haritasında ise, (10) numaralı nokta dahil, bu noktaların tümünün doğru yere konulmuş olduğunu hiçbir ölçü yapmadan açıklamışlarsa da, 3116 tahdit haritasındaki (10) nolu nokta, … Deresi kenarında bulunan (9) numaralı noktadan … Deredeki (11) numaralı noktaya çizilen hattı ortasından dikine kesen derede (70 sayılı parselin kuzey batısındaki deredir) ve yine tahdit tutanağında ve krokisinde (11) numaralı nokta … Deresinin, Dekovil hattı ile kesiştiği noktada gösterildiği halde, uzman Orman Yüksek Mühendisleri … … ve arkadaşları tarafından düzenlenen 15.07.2003 tarihli raporda, kendilerince doğru olduğu kabul edilen 3116 tahdit haritasına göre farklı yerlerde yani tahdit haritasında … içinde bulunan (10) nolu nokta dereden çok daha batıda (1410 sayılı parselin kuzeyinde) yine tahdit haritasında … Derede bulunan (11) nolu nokta ise, tahdit hattı, eski Dekovil (… asfalt) yolunu … şekilde değil, yolun kuzeyine kaydırılarak batısı … Dereye sınır olan 502 numaralı kadastro parselinin … yerinde işaretlenmiştir. Yani, 11 nolu noktayı tahdit haritasına uygun olarak … Dereye koymamışlar ve böylece kendilerince doğruluğu kabul edilen tahdit haritasına dahi uymayarak farazi olarak belirledikleri (10) numaralı noktadan … Deredeki (11) numaralı noktaya 1938 yılı tahdit haritası ve tahdit tutanağına uyumsuz olarak çizdikleri hatla, dava konusu 70 (322) parselin, eski Dekovil Yolu ile kendilerinin hiçbir bilimsel veriyi esas almadan yeniden (10) ve (11) numaralı nokta olarak belirlediği bu hatla, eski Dekovil yolu arasında kalan sahayı 1938 yılı tahdidinin dışında göstererek (nizalı taşınmaz 1938 yılı 3116 tahdidinin dışındadır) şeklindeki açıklamalarda bulunmuşlar, böylece raporlarındaki bu açıklamaları ile düzenledikleri haritayı birbiriyle çelişkili hale getirmişlerdir.
6) Dava konusu 322 sayılı parsel de içinde olmak üzere 307 ila 333 sayılı parseller 70 sayılı kadastro parselinin ifrazı sonucu oluşturulmuştur. Tutanak iktisabında 68 ve 70 sayılı parsellerin öncesinin bir bütün halinde oldukları ve 41.355 m2 yüzölçümlü Nisan 1941 tarih 20 ve Eylül 1944 tarih 25 sayılı pay tapu kayıtları kapsamında kaldıkları belirtilerek 1969 yılında tespit tutanakları düzenlenmiştir. 68 sayılı parselin yüzölçümü 55.313 m2, 70 sayılı parselin yüzölçümü 62.750 m2’dir. 68 sayılı parsel, … Deresinin güneyinde ve doğusunda, 70 sayılı parsel ise, aynı derenin kuzeyinde ve batısında kalmaktadır. Bu iki parsel arasında kadim … Deresi geçtiğine göre 68 ve 70 sayılı parsellerin öncesinin bir bütün olduğu ve biribirinden ayrıldığı düşünülemez. 68 ve 70 sayılı parsellerin toplam yüzölçümü 118.063 m2 bu iki parsele revizyon gören tapu kaydının miktarı ise, 41.355 m2’dir. Tapu kaydının önce cinsi, oda, samanlık, ahır, harmanyeri, meşeağacı ve tarlayı müştemil bir kıta bostan iken, kargir ev ve bostana çevrilmiştir. Sözü edilen tapu kaydının Doğusu: Hazine-i Hassa Merası, Batısı: … Şosesi, Kuzeyi: Tahta Köprü ve İki … ve Burgaz yoluna varınca ve iki bostan beyninde meşe ağacı ve Dönme tarla, Güneyi: Mösyö Kok, Şeyh … bahçeleri ve şose tariki olup değişir sınırlı olması nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 42 ve 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerekir.
68 ve 70 sayılı parsellerin kadastro tespitleri 766 sayılı yasa hükümlerine göre 20 ve 30 Mayıs 1969 tarihinde yapılarak askı ilanına çıkartılmış ve maliklerinden Naki … 08.09.1969 tarihli dilekçesiyle, bu iki parselin İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.07.1969 gün 1968/84-295 sayılı ortaklığın giderilmesi davası sonucu haritaya bağlandığını ve bu paylaşım haritasında 28 ve 29 numara ile gösterilen yerlerin tapu kayıtları kapsamında kaldığı halde, 70 sayılı parselin çap sınırları dışında tespit harici yerde bırakıldığını, 28 ve 29 numaralı yerlerin de 70 sayılı parsele ilavesini isteyerek itiraz etmiştir. Kadastro Komisyonunun 28.04.1970 günlü kararı ile izale-i şuyu haritasında, 28 ve 29 numara ile gösterilen yerlerin orman içinde olması nedeniyle tespit harici bırakıldığı“ gerekçesiyle itirazı red etmiş, Naki … tarafından İstanbul Asliye (15) Hukuk (Tapulama) Mahkemesinde 28.05.1970 tarihinde 1970/108 E. sayısına kaydedilen dosya ile itiraz nedenine dayanarak dava açmıştır.
Tapulama mahkemesi dava konusu edilen ve ortaklığın giderilmesi davası sırasında düzenlenen haritada 28 ve 29 numaralı yerlerin 68 ve 70 sayılı parsellerin dışında, 1938 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde, tespit tutanağı düzenlenmeyerek tapulama harici bırakılan alanda kaldığını göz önünde bulundurarak görev yönünden davayı hemen reddetmemiş, lüzumsuz yere keşifler yapıp delil toplayarak on bir yıl sonra 27.11.1981 gün ve 1970/108-52 sayılı kararla “bilirkişi raporuna göre izaleyi şüyu haritasındaki 28-29 numaralı 8040 m2’lik sahanın 1938 tahdidi içinde kaldığının anlaşıldığı ve İstanbul Orman İşletme Müdürlüğünün 6 … 1981 gün 8500 sayılı yazısını da gerekçe göstererek (sözü edilen yazıda şu görüşlere verilmiştir; „70 sayılı parselin 1938 yılında yapılan orman tahdidi sırasında orman tahdit sınırı içinde kaldığı ve orman olarak mütalaa edildiği, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulaması sonucu 08.12.1976 tarihli 13 nolu tutanakla 1 nolu ekip tarafından orman sınırı dışına Hazine adına çıkartıldığı, komisyonun da ekip kararını aynen benimseyerek 16.10.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, 70 sayılı parselin Devlet Ormanı veya özel Ormanla bir ilgisinin olmadığı açıklanmaktadır“ “Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın reddine, 70 sayılı parselin tespit gibi tesciline“ karar verilmiş ve kesinleşmiştir. Bu yazıda 70 sayılı parselin 1744 Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması nedeniyle ormanla alakası olmadığı yazılmıştır. Çünkü, yazıda sözü edilen ekip ve komisyon kararları ve bunların eki haritada 70 sayılı parselin 1938 tahdidi içinde olduğu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına çıkartıldığı açıkça yazılı olduğu görülmektedir.
Bu arada tapulama mahkemesindeki dava devam ederken, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesindeki ortaklığın giderilmesi davası ile ilgili 30.07.1969 gün ve 1968/84-295 sayılı karar kesinleşmiş ve kesinleşen karar tapuda infaz edilerek 68 sayılı parsel ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin harita esas alınarak 282 ila 306 sayılı 25 adet parselle 70 sayılı parselde 307 ila 331 sayılı yine 25 adet parsele bölünerek müstakil parseller oluşturulmuştur. İşte temyiz ve dava konusu parsel de bu parsellerdendir.
7) İstanbul Asliye (15) Hukuk (Tapulama) Mahkemesinin 27.11.1981 gün 1970/108-52 sayılı Kararı 70 sayılı parsel yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Çünkü, o davanın konusu 70 sayılı parselin çap sınırları dışında kalan ve orman olması nedeniyle tutanağı düzenlenmeyerek tespit harici bırakılan ortaklığın giderilmesi davası sırasında çizilen haritada 28 ve 29 numaralı 8040 m2’lik yerdir. Bilirkişiler 8040 m2’lik yerin orman sınırı içinde kaldığını bildirmişlerdir. 70 sayılı parsel o davanın konusu olmadığı için bu parsel yönünden bilirkişiler tarafından herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Aksine, İstanbul Orman İşletme Müdürlüğünün 6 … 1981 gün ve 8500 sayılı yazısı ile 70 sayılı parselin 1938 yılı tahdidi içinde kaldığı, 1744 sayılı yasanın 2. maddesinin uygulanması sonucu 13 nolu tutanakla Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı ve 16.10.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğinin bildirilmesi mahkeme kararına gerekçe yapılarak davacı Naki …’nin Orman Yönetimi aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Naki … o davada 70 sayılı parseli dava etmediği gibi, 70 sayılı parsel hakkında Hazine, Orman Yönetimi ya da başka bir kişinin davası bulunmamaktadır. Tapulama mahkemesince, 70 parsel tutanağının kesinleştiğini kesinleşen tespit gibi işlem yapılması için 70 sayılı parsel tutanağının Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken 70 sayılı parselin tespit gibi tescile karar verilmiş olmasının o parsel hakkında davası bulunmayan Hazine ya da Orman Yönetimini bağlayacağı düşünülemeyeceği gibi, yine değişir sınırlı olması nedeniyle yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmesi gereken çekişmeli parsele revizyon gören tapu kaydının Hazine ve Orman Yönetiminin taraf almadığı ortaklığın giderilmesi davası sonucu haritaya bağlanıp yüzölçümünün 118.063 m2’ye çıkartılıp ifraz edilmiş olmasının da Hazine ve Orman Yönetimini bağlar yönü bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Öncelikle 1938 yılında yapılan 3116 Sayılı Yasaya dayalı ilk tahdidin renkli orijinal haritası, tüm tutanakları ve zabıt defterleri eksiksiz olarak;
2) 1977 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasa 2. madde uygulaması ve aplikasyonla ilgili tüm harita tutanak ve zabıt defterleri, eksiksiz olarak;
3) 1985 yılında yapılan 2896 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması,
4) 1988 yılında yapılan 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile ilgili tüm harita, tutanak ve zabıt defterleri eksiksiz olarak,
5) Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin 992/201 E.-1992/230 Karar sayılı dava dosyası ve o dosyanın konusu olan … Ormanına ait tahdit harita ve tutanakları,
6) Orman Genel Müdürlüğünün 23.09.1969 tarih 2/2059-164/2643 sayılı emirleri ile oluşan komisyonun hangi nedenle niçin oluşturulduğu Orman Bölge Müdürlüğünden sorulup, bu komisyonunun oluşması ve görevi ile ilgili tüm belgeler ile sonradan kurulan özel komisyonun düzenlediği tutanak ve haritaların tamamı getirtilip dosyaya eklenmeli; bundan sonra bilirkişiler huzuru ile gerekli araştırma ve uygulama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, 29.09.2004 günlü bozma kararına uyulduktan sonra çekişmeli 322 sayılı parsele ait tapu kaydı getirtilmiş ve Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen 08.06.2006 günlü yazıya göre, davalı ve davacı konumunda olan tapu maliki … … ve arkadaşlarının 322 sayılı parseli 12.10.2005 tarihinde … …’a sattıkları ve … … tarafından 322 sayılı parselin tapu kaydı üzerindeki “orman rejimi dışına çıkartıldığı” konusundaki şerhin iptali için Asliye (4) Hukuk Mahkemesinin 2006/294 sayılı dosyasında açtığı davanın bu dosya ile birleştirildikten sonra 09.11.2006 günlü oturumda davacı Hazine vekilinin özürsüz olarak duruşmaya katılmadığı ve davalı-davacı kişiler vekilinin de davayı takip etmediğini bildirmesi üzerine Hazinenin kişiler aleyhine açtığı davanın H.Y.U.Y.’nın 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, kişilerin davasının incelenmesi bakımından 30.11.2006 günü keşif yapılmasına karar verilmiş ve uygulamada gerektiği halde yerel bilirkişi alınmadan Orman Bilirkişileri …, … … ile Harita Mühendisi … Yelkenci’den oluşan bilirkişi kurulu ile yapılan keşif sonucu bu bilirkişilerden alınan 02.02.2007 günlü rapor esas alınarak Hazinenin açtığı asıl davanın 09.11.2006 tarihinde işlemden kaldırıldığı ve hüküm gününe kadar yenilenmediğinden “Hazine davasının H.Y.U.Y.’nın 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına” karar verilmesi gerektiği düşünülmeden “Davacı Maliye Hazinesi tarafından davalılar aleyhine açılan tapu sicil davasının reddine, bu dosya ile birleşen 2003/872 ve Asliye (4) Hukuk Mahkemesinin 2006/294 sayılı dosyalarda Maliye Hazinesi ve Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile … … adına tapuda kayıtlı … 322 sayılı parselin beyanlar hanesindeki orman rejimi dışana çıkartılmıştır şerhinin iptaline” karar verilmiş, hüküm davalı ve davacı Hazine vekili ile davalı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma kararında da belirtildiği gibi, 6831 Sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B madde uygulanması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin 54. maddesi gereğince çıkarılan teknik izahnameye göre orman sınır noktalarının, orman tahdit haritasındaki koordinatlarına göre zeminde bulunması gereken yerleriyle, tutanaklarda tarif edilen yön ve mesafelere göre bulunması gereken yerler farklı ise haritaların yapımında kullanılan … fotoğraflarından ve bu … fotoğrafları esas alınarak oluşturulan memleket haritalarından yararlanılarak orman sınır noktalarının gerçek yerinin tespiti gereklidir.
Somut olayda ilk orman kadastrosuna ait tutanaklardaki anlatımlar çekişmeli yeri ilgilendiren orman sınır noktaları, özellikle de 10 nolu orman sınır noktası açısından açık ve net olduğu gibi değişmez doğal sınırlar (… Deresi ile … Deresinin birleştiği yer) esas alınmıştır. Bilirkişilerin raporuna ekli bulunan memleket haritasında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftasında da bu iki derenin birleştiği yer açıkça görüldüğü gibi, 1744 Sayılı Yasaya göre düzenlenen tutanak ve haritanın bu anlatıma uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre orman kadastro tutanaklarıyla orman tahdit haritasının çelişmesi halinde tutanakta tarif edilen sınır ve noktalara değer verilerek kesinleşen orman tahdit sınırlarının belirlenmesi gerekir. Bilirkişiler 02.02.2007 günlü raporlarında 1938 yılı tahdit haritasındaki açı ve mesafelerin doğru olduğunu bildirmişlerse de 1938 yılı tahdit haritasında 9 OSN … deresinin bitişiğinde gösterildiği halde bilirkişiler bu noktayı … Deresinin uzağında ve kuzeyinde göstermişlerdir. Yine 1938 tahdit tutanaklarında “10 OSN’nın … ve … Derelerinin birleştiği yerde” ve 11 OSN’nın eskidekavül yolunda … derede” olduğu yazılıdır. 11 OSN yeri konusunda 1938 yılı tahdit haritası ile tutanakları biribirini doğruladığı ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli haritada da … Derenin güzergahı açıkça belli olduğu ve bu derenin kuzeyden güneye doğru devamla 48 ve 49 sayılı kadastro parsellerinin ortak sınırını oluşturarak … Deresi ile birleştiği görüldüğü ve aynı noktanın 1744 tutanak ve haritasında da aynı yere konulduğu halde, bilirkişilerin düzenledikleri haritada 11 OSN’nı … Derenin doğusunda ve çok uzağında göstermişlerdir. 1938 tahdit tutanağı ile tahdit haritasında sadece 10 OSN’nın yeri konusunda çelişki vardır. Tahdit tutanağında “… Deresinin Yatağı ile…” denilerek (1744 harita ve tutanağında olduğu gibi) 10 OSN … ve … Derelerinin birleştiği yerde olduğu yazılıdır. Ancak, 1938 haritasında; 10 OSN’nın yeri 1938 yılı tutanağına uyulmayarak … Derenin doğusundaki yine kuzey-… yönde akan ve … Deresi ile birleştirilen isimsiz … (482 sayılı parsel içindeki ve 2. madde uygulaması ile ilgili 2037, 2038, 2039, 2040 numaralar ile çevrili alanın ortasından geçen …) üzerine konulmuş olduğu ve bilirkişiler 1938 yılı haritasına uyduklarını raporlarında açıkladıkları halde düzenledikleri krokide (1938 yılı tutanağına ve haritasına uymayarak) 10 OSN’yı 1938 yılı haritasındaki yerde (… içinde) değil, daha batıda Dekavül yoluna yakın bir yerde 484 sayılı parselin içinde ve kuzey batı bölümünde göstermiş, böylece 1938 yılı tahdit tutanağına uymadıkları gibi, doğru olduğunu bildirdikleri 1937 yılı tahdit haritasına dahi uymamışlar ve raporlarındaki açıklamalara uymayan kroki düzenlemişlerdir. Diğer taraftan, 1938 yılı tahdit tutanaklarında 10 OSN’nın … ve … Deresinin birleştiği yere konulduğu ve bu noktadan … Deredeki 11 OSN’ya gidilirken “…ormanlık sırtların … Deresi hattı faslından ve eski Dekavil yolunda … Derede 11 numaraya varır” denilmektedir. Bu durumda, hattın 9 numaradan 10 numaraya gidilirken … Deresinin Yatağının takip edildiği, yine 10 numaradan 11 numaraya gidilirken … Deresi Yatağı takip edilerek, … Derenin … Deresi ile birleştiği yerden … Deresinden ayrılıp 48 ve 49 sayılı kadastro parsellerinin ortak sınırını oluşturan … Dereyi kuzeye takiple … Dereden Dekkavil Yoluna 11 numaraya varıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişilerin belirttiği gibi oluşturulan bir hat tahdit tutanakları ile tamamen uyumsuz olmaktadır. Çünkü, bilirkişilerin yorumu ve raporu kabul edilecek olursa 9 numadan 10 numaraya gidilirken … Deresine ve … Deresine hattın hiç uğramadığı sonucuna ulaşılmaktadır ki, tahdit tutanaklarına göre bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü, tahdit tutanaklarında açıkça “… Deresinin Yatağından” ve “… Deresi ile … Deresinin birleştiği yerden” ve “… Deresi hattı faslından” söz edilmektedir. Bu durumda, 1938 yılı tahdit tutanağı ile tahdit haritasının 1 ila 9 ve 11 ve devamındaki OSN’ların yerleri birbiriyle uyumlu sadece 10 OSN’nın yeri uyumsuz olduğu, 10 OSN’nin de … ve … Derelerinin birleştiği yerde bulunduğu ve tutanaklara değer verilmesi gerektiği, 68 ve 70 numaralı parsellerin öncesi bütün olup aynı tapu kaydının revizyon gördüğü, Orman Yönetimi ile 68 ve 70 sayılı parsel malikleri arasında 68 ve 70 sayılı parseller yönünden kesin hüküm oluşturacak bir dava görülmediği, taraflar arasında görülen davanın 68 ve 70 sayılı parsellerin çap sınırları dışında ve 70 sayılı parselin kuzeyinde kalan kadastro tesbit tutanağı düzenlenmeyen ve orman alanında bulunan bir arazi parçası ile ilgili olduğu anlaşıldığından bu ilkeler gözönünde bulundurularak ve … ve … Derelerinin birleştiği yer … … ve bu derelerin yatakları memleket haritası ile fotogometri yöntemi ile düzenlenen kadastro paftasında açıkça gözüktüğünden bu belli ve 1938 yılı tahdit tutanağı ile uyumlu 9, 10, 11 OSN noktalarının yeri esas alınarak uygulama yapılıp 1 ila 12 OSN’ların yerleri fotogometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftası, memleket haritası ve 1744 uygulama haritası üzerinde gösterilmesi bakımından önceki keşiflerde görev almamış iki orman ve bir harita mühendisi ve yerel bilirkişiler huzuruyla keşif yapılmalı, 68 ve 70 sayılı kadastro parsellerinden ifraz edilen parsellerin öncesi bütün olduğu gözönünde bulundurularak bu parsellere revizyon gören eski tapu kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm değişiklikleri ile birlikte yerine uygulanıp değişir sınırlı olan bu tapu kaydına 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişmez sınırdan başlanarak kapsamı belirlenmeli, yapılan uygulama birleşik haritaya yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 1 ve 2. fıkra hükümleri gözönünde bulundurularak davacı … …’un davası hakkında bir karar verilmeli, Hazinenin davasının da süresinde yenilenmediğinden H.Y.U.Y.’nın 409. maddesi hükmüne göre açılmamış sayılmasına karar verilmeli, Hazine tarafından aynı konuda … … aleyhine … bir dava açılırsa bu dava ile birleştirilmesi düşünülmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 06/11/2007 günü oybirliği ile karar verildi.