YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14987
KARAR NO : 2008/1830
KARAR TARİHİ : 07.02.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
… – … – … – …
… – …
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.07.2005 tarih 2005/6804-9240 sayılı bozma kararında özetle: “Uzman bilirkişiler tarafından yörede 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılarak kesinleşmeyen orman tahdit haritası üzerinde çekişmeli taşınmazın konumu gösterilmiş ise de, 1976 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdit haritası üzerinde taşınmazın konumu gösterilmemiştir. Bu nedenle, uzman bilirkişilerce yeniden kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu … Köyü 110 ada 334 parselin davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2000 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki, hükme esas alınan uzman orman ve fenni bilirkişi raporunda yörede 1976 yılında yapılan orman kadastro çalışmasına ilişkin orman tahdit noktalarının zeminde bulunmadığını,yerel bilirkişi ve fenni bilirkişi marifetiyle 96, 97, 98 nolu orman tahdit noktalarının yerlerinin belirlendiğini, 1976 yılına ilişkin orman tahdit haritası ile kadastro paftasının ve 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastro çalışmasına ilişkin haritanın çakıştırıldığını, ancak orman tahdit haritalarının hatalı düzenlendiklerini zira bu haritalar çakıştırıldığında kadastro parselleri, dereler, yolların farklılık gösterdiğini, 1977 yılına ilişkin orman tahdit haritası ile 2001 yılında 3402 Sayılı Yasa gereğince düzenlenen orman tahdit haritasının birbirinden farklı düzenlendiğini, her iki haritada topçuilit ormanının farklı çizildiğini açıklayarak çekişmeli taşınmazın 1976 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, 3402 Sayılı tahdit haritasına göre ise (a) harfli 1305.06 m2’lik bölümün orman sınırları dışında kaldığını orman sayılmayan yerlerden olduğunu, (b) harfli 2190.76 m2’lik bölümün ise orman sınırları içinde kaldığını ve orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak taşınmazın tahdit hattına göre konumunu göstermişlerdir. Ancak uzman bilirkişilerce her iki orman tahdit haritasının neden birbirinde farklı olduğu hususu üzerinde durulmadığı gibi, 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi gereğince
-2- 2007/14987-2008/1830
orman tahdit noktalarının uygulanmasında orman kadastro çalışma tutanaklarının asıl olduğu, tutanaklar ile orman tahdit haritaları arasında çelişki olması halinde ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenerek, memleket haritası ve … fotoğrafları ile desteklenen ve kesinleşen orman kadastro haritasına itibar edilmesi gerektiği hükme bağlanmış ise de uzman bilirkişilerce bu hükümlere göre inceleme yapılmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak .bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 07/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.