YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15112
KARAR NO : 2008/1577
KARAR TARİHİ : 04.02.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAHİLİ DAVALI : ORMAN YÖNETİMİ
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve dahili davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 160 ada 19 parsel sayılı taşınmaz belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 2712,37 m2 yüzölçümü ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın Kıyı Yasası ve kıyı yönetmeliği gereğince kıyı şeridi içinde kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemenin davanın reddine, taşınmazın tespit gibi … mirasçıları adına tesciline dair verdiği karar 16. Hukuk Dairesinin 29.12.2005 tarih 2005/13457-13833 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; “Dava konusu taşınmazın sınırında orman bulunduğunun anlaşıldığı, mahkemece orman yönünden araştırma ve inceleme yapılmadığı, Anayasa’nın 169/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 18/2 maddeleri gereğince ormanların zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından 6831 Sayılı Yasa kapsamında orman araştırılması yapılması, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra kıyı konusunda bir değerlendirme yapılmadan taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu parselin … mirasçıları adına tesciline … verilmiş, hüküm davacı Hazine ve dahili davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; kadastro paftası ile memleket haritası ölçekleri denkleştirilerek birbirleri üzerine aplike edilmeden taşınmazın renksiz memleket haritası üzerinde daire şeklinde gösterildiğinden bilirkişi raporunun denetlenemediği gibi çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde idare tarafından yapılan ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen kesinleşmiş bir kıyı kenar haritasının olup olmadığı, davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılmamıştır.
-2-
2007/15112 – 2008/1577
Bilindiği üzere, son kez yürürlüğe giren 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çızgısıni” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında “kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna; ancak 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine” işaret edilmiştir.
Mahkemece; öncelikle, orjinal renkli eski tarihli memleket haritası ile … fotoğrafları, idare tarafından yapılan ve usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiş, idari yargı yolu kullanılmamış ya da kullanılmakla birlikte idari yargı kararı kesinleşerek oluşmuş kıyı kenar çizgisi mevcut ise haritası ilgili yönetimden getirtilmeli, bir orman, bir ziraat, bir jeolog ve bir … bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, orman ve … bilirkişinin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; kıyı kenar çizgisi haritası … elemanı bilirkişi ve Jeolog bilirkişi marifetiyle uygulanmalı, çekişmeli taşınmazın kıyı haritası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli; bilirkişilere çekişmeli taşınmazın kıyı haritasındaki konumunu gösteren, denetime imkan veren, irtibatlı müşterek imzalı kroki düzenlettirilmelidir. Çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre konumu belirlenmelidir. İdarece yapılmış kıyı kenar haritası bulunmadığı yada düzenlenip de 5/3 sayılı kararda yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın, idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise, uzman ziraat, harita mühendisi, jeolog ve jeomorfologların bulunduğu … bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin, memleket haritası, en eski tarihli askeri haritalar, … fotoğrafları, Valilik Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce kıyı kenar çizgisi saptanması sırasında kullanılan ve oluşturulan işlemli tüm evrak, belge ve haritalar getirtilip çekişmeli taşınmazın denizle irtibatı incelenip, sazlık, bataklık, … kesimlerle, dalgaların en taşkın olduğu mevsimde, ulaştığı noktalar belirlenip, gerektiğinde değişik kodlardan …
-3-
2007/15112 – 2008/1577
örnekleri alınıp analizler yaptırılmalı, mevsimsel etkiler de gözönünde tutularak yukarıda yapılan kıyı kenar çizgisi tanımına uygun biçimde kıyı kenar çizgisi duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Kamu malı niteliğindeki bu alanların hiçbir şekilde özel mülk olamayacağı gerçeği gözönüne alınarak; bilimsel verilere, fiziki olgulara dayalı, duraksama yaratmayacak yeterli, ortak imzalı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmeli, taşınmazın 573 m2’lik bölümünün sahil kumluğu niteliğinde olduğuna ilişkin Jeoloji Mühendisi … … tarafından düzenlenen 20.10.1995 tarihli raporda değerlendirilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan uygulama ve araştırma sonucu taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kıyı kenar çizgisi dışında kaldığının belirlenmesi halinde bu kez davalı gerçek kişinin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak 1980‘li yıllara ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik … fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita getirtilmeli, taşınmaz başında yapılan keşifte uygulanmalı, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte … fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli; …, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek mahallinde uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihinde kadar davalı kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı ile eklemeli zilyetler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 04/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.