YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15378
KARAR NO : 2008/324
KARAR TARİHİ : 17.01.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar …, …, … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay Yüksek HUKUK GENEL KURULUNUN 22.05.2002 gün ve 2002/20-235-2002/426 sayılı bozma kararında özetle: (Davacı … idaresinin, davaya konu taşınmazın orman tahdit hattı içinde kalmasına rağmen, kadastro tespiti sırasında davalılar adlarına tespit edildiğini, Kadastro Komisyonuna yaptıkları itirazın 02.06.1988 günü reddedildiğini, komisyon kararının iptali ile taşınmazın orman olarak bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, bir kısım şahısların davaya katıldığı, zilyet olduklarını iddia eden kişiler tarafından orman idaresi aleyhine açılan orman kadastrosunun iptali davasının,irtibat nedeniyle işbu dava ile birleştirildiği, davalıların, davanın reddini savunduğu, yerel mahkemece davanın reddine karar verildiği, hükmün Özel Dairesince birinci kez araştırma, soruşturma yönünden yönetim yararına bozulduğuş, mahkemece bozmaya uyulduğu, Hazinenin bozmadan sonra davaya katılarak taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürdüğü, yerel mahkemece ikinci kez taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna, zilyet kişiler yararına tescile karar verildiği, bu hükmün de, Özel Dairece bozulduğu, Özel Daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlığın, yörede 1947 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesini değiştiren ve 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınıp alınamayacağı, alınabilecekse dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1.maddesi hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında toplandığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7.maddesini değiştiren ve 27.09.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasanın 3.maddesi ile “Devlet ormanları ile EVVELCE SINIRLAMA YAPILMIŞ OLUP DA HER HANGİ BİR NEDENLE ORMAN SINIRLARI DIŞINDA KALMIŞ ORMANLARIN…… kadastrosu …….. orman kadastro komisyonları tarafından yapılır” hükmü getirildiği gibi 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren ve 6831 Sayılı Yasanın 7.maddesini değiştiren 3302 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile de aynı hüküm kabul edildiği, dava konusu taşınmaz yörede 1947 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığından 1986 yılında 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi hükümleri uyarınca yapılan ve sonuçları 19.08.1987 tarihinde ilan edilen kadastroda orman sınırı içine alınmış olmasının yasal dayanağının bulunduğu ve bu işlemin ikinci kadastro sayılamayacağı, bu hükme paralel olarak 3402 Sayılı Yasanın 22/2 maddesi ile
de “Tapulama veya Kadastro çalışmalarında tesbit dışı bırakılan tapuda kayıtlı taşınmaz mallar ile KAMU KURUM ve KURULUŞLARINA ait yerlerin bu kanun hükümleri gereğince kadastrosu yapılır” hükmü getirildiği, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi dava konusu taşınmazın maki türü ağaçlarla kaplı olduğu, 01.12.1990 tarihli ve 18.07.1999 tarihli orman yüksek mühendisi bilirkişi kurulu raporlarında maki ağaçlarından başka, çeşitli meşe türleri ve deliceler ile kaplı olduğu açıklandığı gibi memleket haritasında yapraklı ağaçların taşınmaz üzerinde yer aldığının bildirildiği, 27.08.1990 tarihli ziraatçi raporunda ise “arazinin genelde taşlık … % 25 meyilli, delicelerin bir kısmı aşılanmış, bazı bölümler halen ormanlık durumda, üzerinde bu güne kadar ekim ve dikim yapılmamış, aşılanan zeytinlerin hiçbir ekonomik değerinin bulunmadığının açıklandığı, Jeolog bilirkişilerin raporlarına ekledikleri 1/5000 ölçekli yükselti eğrileri bulunan haritada 40 numaralı yükselti eğrisinin dava konusu parselin güneyinden 90 numaralı eğrinin de kuzeyinden geçtiği, bu iki yükseli eğri arasındaki yüksekliğin 50 metre olduğu, bu eğriler arasındaki uzaklık ölçülüp eğim hesabı yapıldığında taşınmaz eğiminin % 20’nin üzerinde olduğunun ortaya çıktığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1/J maddesinde “… veya makilerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşımayan yerler orman sayılmaz” hükmü getirildiği, ancak maki cinsinden olmakla birlikte 5653 sayılı Yasa hükümleri uyarınca muhafaza ormanı mahiyeti taşıdığı veya devamlı orman hasılatı verdiği fennen belirtilmiş olan makilik sahaların orman sayılacağı, bilimsel ve teknik olarak eğimi % 12’den fazla olan … ve makilerle örtülü sahaların orman ve … muhafaza karakteri taşıyacağının kabul edildiği, bilirkişi raporunda açıklandığı gibi arazinin bir, iki metrekare büyüklüğündeki taşlarla kaplı olmasının sonucu değiştirmeyeceği, kaldı ki; arazi üzerinde bulunan ağaç türlerine, kişiler arasında ağaç kesmeden dolayı mahkemece verilen tedbir kararlarına ve keşif sırasında yerleri belirlenen kömür ocaklarına göre, taşınmaz üzerindeki makiliğin ikincil nitelikte olduğu, arazi üzerinde önceden bulunan orman ağaçlarının kesildiğinin anlaşıldığı, bilindiği gibi arazi üzerinde bulunan orman ağaçları budanmak, kesilmek ve tahrip edilmek suretiyle makiye dönüştürülmüşse; bu halde ikincil maki söz konusu olacağından, bu tür yerlerin eğimine bakılmaksızın 6831 Sayılı Yasanın 1/1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılacağının kuşkusuz olduğu, diğer taraftan, delicelikler ve yabani zeytinlikler orman ağacı olduğundan, orman içindeki bu gibi yerlerin ancak 26.01.1939 gün 3573 Sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılatılması Hakkında Yasa” hükümlerine göre yetkili makamlarca tahsis edilip, koşullarının yerine getirilmesi ve o kişi adına tescili konusunda yetkili makamlarca karar verilmesi ya da verilen bu karar uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda, o yerin orman sayılmayacağı, somut olayda böyle bir tahsis ve tapunun varlığına da dayanılmadığından, orman içindeki delicelerin bir kısmının aşılanmış olmasının kişiler yararına hukuki bir sonuç doğurmayacağı, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının 31.01.1984 tarihinde düzenlendiği, gerek Orman Yönetiminin 13.10.1988 tarihli dava dilekçesinde, gerekse Hazinenin 09.06.1994 tarihli katılma dilekçesinde … Merkez Çukurbağ Köyü 115 ada 19 numaralı parselin tamamının orman niteliğinde olduğunun iddia edildiği, bu konuda açılan dava halen devam ettiğine göre Kadastro tesbit tarihinden sonra yapılıp davanın devamı sırasında 19.08.1987 tarihinde ilana çıkartılan orman kadastrosunun kesinleştiğinden de söz edilemeyeceği, dava ve temyize konu 115 ada 19 numaralı parselin yakın komşusu olan 123 ada 11 ve 12 numaralı parseller hakkında mahkemenin aynı gerekçe ile verdiği direnme kararının H.G.K.’nun 23.06.1999 gün 1999/20-279-541 sayılı, yine çekişmeli parsele batıdan komşu 115 ada 20 numaralı parsel hakkında verdiği direnme kararının H.G.K.’nun 14.04.1999 gün 1999/20-202-200 sayılı kararıyla Orman Yönetimi yararına bozulduğu, güneyde komşu 123 ada 21, 22, 24, 27, 28 numaralı parsellerin orman olarak tesciline dair mahkemenin verdiği 13.07.1999 gün 1997/61-22 sayılı kararın 20.Hukuk Dairesinin 13.11.2001 gün 4908/8458 sayılı kararı ile onandığının anlaşıldığı, o halde Orman Yönetimi ve Hazinenin davasının kabulü ile davaya konu Çukurbağ 115 ada 19 numaralı parselin orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmesi) gereğine değinilmiştir. Mahkemece bu kez, çekişmeli … İlçesi Çukurbağ yarımadası Kovanlık mevkiinde bulunan 115 ada 19 sayılı parsele ilişkin, Birleşik davacılar …, … … , … kadastro tesbitine itiraz davaları ile Birleşik davacılar … ve arkadaşlarının Orman Yönetimi aleyhine açtıkları Orman Kadastrosuna itiraz davalarının reddine, Katılanlar … ve … …’un davalarının reddine, Katılanlar … … ve arkadaşlarının davalarının reddine ilişkin mahkemenin 08.10.1991 gün ve 1988/906-1991/222 sayılı kararı kesinleştiğinden davaları hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, Orman Yönetimi ve Hazinenin davalarının kabulü ile çekişmeli 115 ada 19 sayılı parselin ORMAN NİTELİĞİYLE HAZİNE ADINA TAPUYA TESCİLİNE … verilmiş, hüküm davacılar …, …, … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tesbitine itiraz ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, kadastro tespit tarihinden sonra yapılıp 19.08.1987 tarihinde ilan edilen ve bu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır. Davalı taşınmaz bu tahdidin dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 17/01/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.