Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/15622 E. 2008/179 K. 15.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15622
KARAR NO : 2008/179
KARAR TARİHİ : 15.01.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.04.2007 gün ve 2007/581-5011 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 138 ada 255 parsel sayılı 8.822,15 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1964 tarih 14, Ocak 1974 tarih 44 sıra numaralı tapu kayıtları uygulanarak tarla niteliği ile davalılar … ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı, Hazine; taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu savıyla ayrı ayrı dava açmışlar, dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirilmiştir.
Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın temyizi üzerine hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 29.12.2005 gün 2005/10784-16576 “Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporunda, 1964 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin haritanın grafik metot ile üretildiği, arazi kadastro paftasının ise ülke koordinat sistemine göre yapıldığı, bu nedenle iki haritanın çakışmadığı, yerel bilirkişi yardımı ile orman kadastro haritasını uyguladıklarını bildirilmişse de, dosyada orman sınır noktalarının nereye tesis edildiğini anlatan orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanaklarının getirtilmediği, yerel bilirkişinin orman sınır noktalarının yerini tariflerine ilişkin beyanları bulunmadığı gibi, bilirkişi raporuna ekli krokideki 6941 ila 6945 ve 6950 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı ile bir örneği dosyada bulunan orijinal orman kadastro haritasındaki aynı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı açı ve mesafeler yönünden çeliştiği halde bu çelişkinin üzerinde durulmadığı, aplikasyon işleminin … bir orman kadastrosu olmadığı, aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırlarının değiştirilemeyeceği, bu nedenlerle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1964 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası, tutanakları ve genel arazi kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, 15.07.2004 gün ve 25523 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 64. maddesini karşılayan, Eski Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince düzenlenen teknik izah name hükümlerine göre belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek … bilirkişi raporunda (B) ve (C) ile işaretlenen bölümlerinin orman niteliği ile Hazine, (A) ve (D) ile işaretlenen bölümlerinin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar Orman Yönetimi ve Hazine ile davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle Dairece onanmıştır. Bu kez, davacı Hazine vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan uzman bilirkişi raporu ve dosya içindeki orman kadastro haritasında davaya konu 138 ada 255 sayılı parselin yeri orman kadastro haritasında 22 sayılı iç poligonun bulunduğu mevkide gösterildiği, ancak bilirkişiler tarafından, bu poligon ve yakınındaki 16, 19 ve 21 nolu iç poligonları birlikte ve birbiri ile bağlantılı olarak, çekişmeli taşınmaz ile komşu parsellerin içinde bulunduğu arazi kadastro paftası ile aplike edilmek suretiyle uygulanmadığı için, çekişmeli taşınmazın orman tahdidine göre konumunun doğru olarak tespit edilip edilmediği anlaşılmamaktadır. Diğer taraftan, 138 ada 255 sayılı parselin kadastro tespitine esas alınan Ağustos 1964 tarih 14, Ocak 1974 tarih 44 sıra numaralı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri getirtilip uygulanarak kapsamı tayin edilmediği gibi, davaya konu 255 parsel ile komşu 138 ada 256 parselin müşterek düzenlenen kadastro tespit tutanağının edinme nedeninde aynen “sınırlandırması yapılan 138 ada 255 ve 256 sayılı parseller ayrı ayrı olarak tapunun 7/8 1964 tarih 14 no sunda 1/20 payı … kızı … adına ve 6/8/1965 tarih 3 nolu tapu kaydı ile de 19/20 payı … oğlu … adına kayıtlı olduğu ve iş bu payların 255 parsele yönelik olduğu ve adı geçen 255 parselin 19/20 hisse maliki … oğlu … ’ın 103 ada 50 nolu parsel tutanağına eklenen nüfus kağıt örneğinden anlaşılmakla 23/1/1985 tarihinde ölümüyle verasetin karısı … kızı … ile evlatları … … ve … ve … ve … ve … ’lara kaldığının anlaşıldığı ve 256 nolu parselin ise tamamı 10/4/2002 tarih 1 noda … oğlu … … adına müstakilen kayıtlı olduğu ve her iki tapu kaydının da dayanağı tescil krokilerinin ve iş bu parsellerin kuzey hududunu teşkil eden karayolları şev taşmaları istimlak haritasının da göz önünde bulundurularak incelenmesi sonucunda 256 nolu parsele ait tescil krokisinin farklılık arz ettiği anlaşılmakla iş bu sınırın karayolları haritasındaki şekli ile tescil krokisinin farklılık arz ettiği anlaşılmakla iş bu sınırın karayolları haritasındaki şekli ile 1980 yılında gerek adı geçen tapu kayıt maliklerinin gerekse kaydı evvelleri tarafından karayolları istimlak haritasındaki şekli ile sınırlarında düzeltme yaptıkları ve aralarında herhangi bir ihtilaf olmadığı ve adları geçenlerin bu konuda anlaşmazlıklarının olmadığına dair muvafakatlarının iş bu her iki tutanağın ilgili sütunlarına alındığı ve halende iş bu parsellerin bu şekilde adları geçenler tarafından zilyet ve tasarruf edildikleri muhtar ve bilirkişilerin müşterek ve kati beyanlarından anlaşılmakla tespitleri ayrı ayrı yapıldı” ibarelerinin yazılı olduğu, çekişmeli parsel ile öncesi bir bütün olan 138 ada 256 sayılı parselin de aynı nedenle davaya konu edildiği ve Mahkemenin 20/09/2006 gün ve 2006/7-2006/115 sayılı kararı ile … bilirkişi raporunda “b ve c ile işaretlenen sırasıyla 663,55 m2, 936,90 m2” yüzölçümlü bölümünün orman niteliği ile Hazine, “a” ile işaretlenen 4.313,05 m2 yüzölçümlü kesiminin davalı adına tesciline dair verilen hükmün Dairenin 2007/10708 Esas 2007/13160 sayılı karar ile araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bu nedenle, 255 ve 256 sayılı parsellerden biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği gözönünde bulundurularak davada çelişkili karar verilmemesi açısından davaların birleştirilerek görülmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; öncelikle, 138 ada 256 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava dosyası ile eldeki dava birleştirildikten sonra, tespit dayanağı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ve varsa krokilere getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve
gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak, davaya konu 138 ada 255 parsel sayılı taşınmazın orman kadastro haritasında yer alan 22 sayılı iç poligonun ve yakınındaki 16, 19 ve 21 nolu iç poligonların birbiri ile bağlantılı olarak ve çekişmeli taşınmaz ile komşu parsellerin tamamına, uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, 22 sayılı iç poligonun ve yakınındaki 16, 19 ve 21 nolu iç poligonlarının bulunduğu yerdeki değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli,keşifte, kadastro tespit tutanağının dayanağı tapunun varsa krokisi ve tapu hudutları komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanmak ve değişmez sınırdan başlamak üzere uygulanmalı ve 3402 Sayılı Yasanın 20/c ve 32/3 maddeleri gereğince kapsamı belirlenmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 13/04/2007 gün ve 2007/ 581-5011 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA 15/01/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.