Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/15811 E. 2008/3103 K. 28.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15811
KARAR NO : 2008/3103
KARAR TARİHİ : 28.02.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2000 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca kadastro dışı bırakılan yerlerde yapılan kadastro sırasında, … Köyü 354 parsel sayılı 659,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsiz ve belgesizden … … ’ın zilyetliğinde bulunduğu, ancak taşınmazın 1962 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında orman olarak kadastro dışı bırakıldığı, daha sonra orman kadastro komisyonunca 21.10.1982 tarihinde düzenlenen İstanbul G22-b-04-a paftasında bu yerin ormanla ilgisinin bulunmadığından sarıya boyanıp kültür arazisi olarak belirtildiğinden söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
… … ’ın açtığı dava Kadastro Mahkemesinin 30.10.2002 gün 2000/11-2002/5 sayılı kararı ile reddedilerek 354 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, temyiz üzerine Dairemizce onanarak 10.05.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı …; çekişmeli 354 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen tahdit haritası içinde kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece taşınmazın tahdit dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.3.2003 gün 2003/621-1960 sayılı bozma kararında özetle; “çekişmeli taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesinin 2000/11 Esas sayılı dosyasında dava olduğu, her iki dava arasında bağlantı bulunduğundan birleştirilerek görülmesinin gerekli olduğu, Kadastro Mahkemesinin 2000/11 Esas sayılı dosyası derdest ise eldeki dosya ile birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosya içine konularak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, diğer taraftan hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunun yetersiz olduğundan yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tapulama paftası ile tahdit haritası ölçekleri eşitlenerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 yada 5 orman tahdit sınır noktasını gösterecek şekilde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, davanın kısmen kabulüne, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 23.05.2005 tarihli krokili raporda dava konusu taşınmazın (A) ile işaretlenen 586,48 m2 yüzölçümlü kesiminin orman niteliği ile Hazine adına, (B) ile işaretlenen 73,36 m2 yüzölçümlü bölümünün tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp 05.12.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1962 yılında genel arazi kadastrosu, 19.11.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 15.08.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 14.11.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
-2-
2007/15811 – 2008/3103

1- Hazinenin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümüne yönelik olup, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve temyize konu yerin, uzman bilirkişiler tarafından 1942 yılında kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada orman kadastro sınırları içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümü yönünden onanmasına karar verilmiştir.
2- Davacı … Yönetiminin temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen 7336 m2’lik bölüm yönünden verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen kesiminin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tahdit haritasının dışında bulunduğu açıklanmış ve 3116 tahdit haritası ile irtibatlı hat uygulaması yapılmamışsa da, 1962 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi ile kadastro dışı bırakılmıştır. Dava konusu taşınmazın doğusunda, kısmen kuzey ve güneyinde 382 sayılı orman parseli, batısında, kısmen kuzey ve güneyinde ise … bulunmaktadır. 1942 yılı orman kadastrosu dışında olan (B) ile işaretli bölümün yüzölçümünün 73,36 m2 olduğu gözönünde bulundurulduğunda bu bölümün de tecviz dahilinde 3116 tahdit haritası içinde kaldığı, uzman bilirkişiler tarafından yapılan hat uygulamasının yanlış olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, kural olarak; bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenirse de, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılır. Çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir. Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler. Bir an için temyize konu yerin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen tahdit haritası dışında kaldığı düşünülse dahi çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1942 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritası çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalmaktadır. Yörede ilk tahdidin 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1962 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli parselle birlikte parselin devamı olan ve 1942 yılı tahdidi içinde kalan yerler bir bütün halinde kadastro paftası üzerine “devlet ormanı” olduğu yazılarak kadastro dışı bırakılması, taşınmazın doğusunda, kısmen kuzey ve güneyinde bulunan 382 sayılı orman parseli ile ayırıcı unsur bulunmaması ve batısında, kısmen kuzey ve güneyinde ise … olması nedeniyle bir an için 1942 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi orman olması nedeniyle tesbit harici bırakıldığının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 gün ve 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğu sonucuna ulaşılır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra
-3-
2007/15811 – 2008/3103

arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kalan ve kalmayan arazi bölümlerinin orman niteliği ile tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise … arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 1942 yılında yapılan orman sınırları dışında olduğunu ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi düşüncesine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de orman sayılacağı kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı … tarafından açılan davanın çekişmeli taşınmazın B ile işaretlenen bölümü yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretlenen bölümü yönünden ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen kesimi yönünden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 28/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.