Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/15867 E. 2008/3536 K. 06.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15867
KARAR NO : 2008/3536
KARAR TARİHİ : 06.03.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 113 ada 135 parsel sayılı 8.331,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların kesinleşen tahdit dışında kaldıkları, … arazisi oldukları gerekçesi ile davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 21.04.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; mahkemece, bilgilerine başvurulan orman bilirkişi kurul raporunda; çekişmeli taşınmazın 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, (A) ile işaretlenen bölümünün 1955 basım tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktüğünden orman sayılan, (B) ile işaretlenen kesimi açık alanda gözüktüğünden orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
Kural olarak bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Ne var ki; davacı Hazine, taşınmazın öncesinin orman olduğu ve bu niteliği nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.Kaldı ki hükme dayanak alınan orman bilirkişi kurul raporunda yapılan hat uygulaması yetersiz ise de çekişmeli taşınmazın doğu, batı, kuzey ve güneyinde kesinleşen tahdit içinde kalan 113 ada 164 parsel sayılı Devlet Ormanı bulunmaktadır. Bu durumda çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit dışında kaldığı düşünülse dahi çekişmeli taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık niteliğinde olup, zilyetlik yoluyla kazanılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi uyarınca taşınmazın dört tarafının ormanla çevrili olması ve mülkiyet belgesinin bulunmaması halinde orman bütünlüğünün bozulduğu, orman içi açıklığın oluştuğu kabul edilmektedir Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün 1997/20 – 808 E., 1997/1039 K.; 13.10.1999 gün 1999/8-689E, 1999/822 K; 10.11.2004 gün 2004/7-531-E, 2004/582 sayılı kararları da bu yöndedir.Diğer taraftan tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş, kalan fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır.Ayrıca; bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemez. Bu durumda çekişmeli taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözüken (B) ile işaretlenen bölümünün de orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Hazine tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 06/03/2008 günü oybirliği ile karar verildi.