Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/1670 E. 2007/4562 K. 05.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1670
KARAR NO : 2007/4562
KARAR TARİHİ : 05.04.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … ilçesi … Köyü 117 ada 2, 3, 6, 11, 12, 14 ve 15 parsel sayılı sırasıyla 17.993,42 m2, 18.518,34 m2, 13.226,81 m2, -19.706,70 m2, 20.559,11 m2, 17.235,29 m2 ve 28.203,36 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsiz ve belgesizden orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacılar … … ve arkadaşları hasımsız tescil dosyasına, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazların adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, davacıların davayı takip etmedikleri, keşif masraflarını da yatırmadıklarından keşif delilinden vazgeçmiş sayılacakları, ayrıca davacıların iddialarını destekler delilde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. İncelenen dosya kapsamından; mahkemece 3. oturumda davacıların yokluğunda keşif günü verildiği, ancak zeminin karla kaplı olması nedeniyle keşfe gidilemediğine ilişkin tutanak düzenlendiği, mahkemece yeniden keşif günü verildiği, bu kez keşif gideri ödenmediğinden tutanak tutulduğu, mahkemece verilen 3. keşfe de, avansı yatırılmadığından gidilemediğine ilişkin tutanak düzenlendiği, ancak keşif giderinin keşif gününe kadar yatırılması yönünde ara karar oluşturulduğu, sonraki oturuma geçici yetki ile başka bir hakimin katılarak dosyayı incelemeye aldığı, bir sonraki oturumda ise yetkili hakimin davacıların yokluğunda, davacıların davayı takip etmedikleri, keşif masraflarını da yatırmadıklarından keşif delilinden vazgeçmiş oldukları, dosyada davacıların iddialarını destekler delilde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, mahkemece keşif giderlerinin mahkeme kasasına depo edilmesi için davacılara kesin önel verilmediği, aksine keşif gününe kadar keşif giderinin depo edilmesi yönünde karar verildiği anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Yasanın 29. maddesinde “Kadastro Mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır, taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30.madde hükmünce işi karara bağlar………………bu kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır….” hükmü yer almaktadır. Yasanın bu açık hükmü karşısında davacıların davayı takip etmedikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Diğer taraftan kadastro mahkemelerinde basit yargılama usulü geçerli olup, davacılar davalarını her türlü delil ile ispatlayabilirler. Davacılar, oturumlarda keşif delilinden vazgeçtiklerini açıklamamışlar, mahkemece de keşif ara kararı usulüne uygun şekilde oluşturulmamış ve keşif giderinin yatırılması yönünde davacılara kesin önel verilmemiştir.
Yargıcın dava konusu yeri inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 gün 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K.’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284 E.-1983/141 K. H.G.K.’nun 30.12.1992 gün 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 gün 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz … olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda açıklanan, yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önele dayanılarak, keşif giderlerinin yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 05.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.