Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/17188 E. 2008/4861 K. 27.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/17188
KARAR NO : 2008/4861
KARAR TARİHİ : 27.03.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ile davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 18.08.2006 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, … köyü … mevkiinde bulunan, tahminen 7-8 dönüm yüzölçümündeki taşınmazı imar ihya ederek yaklaşık 25-30 yıldır … alanı olarak babası ile birlikte zilyet ettiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince adına tescilini istemiştir. Hazine ise 03.10.2006 tarihli dilekçeyle taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece gerçek kişinin davasının KISMEN KABULÜNE, … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 16.03.2007 tarihli krokide (A) ile 2500.82 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı … adına tapuya tesciline, aynı krokide (C) ile gösterilen 5096.73 m2 ve (B) ile gösterilen 2116.18 m2 yüzölçümündeki bölümün Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından (B) ve (C) bölümüne, Hazine tarafından taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne; Orman Yönetimi tarafından ise taşınmazın tamamına ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca genel arazi kadastdrosunda tapulama dışı bırakılmış taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1960 yılında yapılmış ve 17.6.1960 ila 16.7.1960 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer çalılık olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
1. Resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın krokisinde (B) ve ( C) ile gösterilen bölümlerinin genel kadastroda çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığı, eski tarihli haritalarda makilik olarak nitelendirildiği, … yapılmadığı, bu bölümler için davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı belirlenerek bu bölümlere ilişkin davaların reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin bu bölümlere ilişkin tüm temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2. Resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ve (C)
ile gösterilen bölümlerinin yer yer … bitki örtüsü, (B) bölümünde ayrıca … yapısında orman ağaç ve ağaçcıklarına ait kök, sürgün ve organik artıkları ihtiva ettiği, bu haliyle batı sınırdaki ormanın devamı niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu teknik bulgu olarak bildirildiği halde, bilirkişinin teknik bulgularına göre orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi gerekirken, bilirkişinin hukuki görüşü ile bağlı kalınarak bu bölümlerin niteliğinin belirtilmeden Hazine adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3. Hükme dayanak yapılan Uzman Bilirkişi Kurulu raporuyla, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2500.82 m2 yüzölçümündeki bölümünün eski tarihli memleket haritasında makilik olarak nitelendirildiği, Doğudan ham … nitelikli taşınmaza sınır ve buğday ekili olduğu, eğimin %5-8 olduğu, sonuç olarak taşınmazın bu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmişse de, taşınmazın eğimi memleket haritasındaki münhanilere göre ölçülmeyip, taşınmazın bitki örtüsü çevresi özellikle Batıdan orman nitelikli tapulama dışı bırakılmış alanlar diğer yönlerden ise Hazine adına tesciline karar verilen (B) ve (C) bölümlerine sınır olduğu, üzerindeki bitki örtüsü ve çevresi gözetildiğinde, (A) ile gösterilen bölümünün Hazine adına tescil edilen diğer bölümlerden farkı, imar ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise ne şekilde edildiği ve hangi tarihte bittiği, kaç yıldır ne şekilde zilyet edildiği yönündeki gerek teknik bilirkişi raporları, gerekse yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut olduğu gibi bu bölümün orman içi açıklığı olup olmadığı da tartışılmamıştır.
Sulh Ceza Mahkemesinin 24.02.2005 gün ve 2004/562-133 sayılı, Sanık …’ın … … köyü Sümbül Dağı mevkiinde tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yangına sebebiyet verme suçundan beraatına ilişkin Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen kararı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ile ilgisi olmadığı gibi, hüküm suçun unsurlarının oluşmamış olması yada yanan yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde bir saptamaya dayanmadığı gibi beraat hükmü olup, Borçlar Yasasının 53. maddesi gereğince Hukuk Mahkemesini bağlamaz.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmadığı, arazi kadastrosunda çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığı, eski tarihli memleket haritasında makilik alan olarak belirlendiği, gerçek kişi adına tesciline karar verilen (A) bölümünün Batıdan devlet ormanına, diğer yönlerden ise Hazine adına tesciline karar verilen bölümlere bitişik olduğu dikkate alındığında, taşınmazın orman niteliğiyle tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı üzerinde durulmamış, orman olarak tapulama dışı bırakılan yerlerin, orman kadastrosu yapılıp kesinleşene kadar orman sayılan yerlerden olduğu göz ardı edilmiştir.
3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, memleket haritasında makilik olarak nitelendirildiğini, 35-40 yıldır … alanı olarak kullandığını bildirmişlerse de, uzman bilirkişi kurulu ve … elemanı bilirkişi tarafından, davaya konu taşınmazın 1960 yılında yapılan genel kadastroda/Tapulamada çalılık olarak tesbit dışı bırakıldığı, Batıdan makilik nitelikli devlet ormanına sınır olduğu, arada ayırıcı unsur bulunmadığı belirlendiğine, arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazın da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakılıp bırakılmadığı araştırılıp tartışılmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılacağından, 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı ilkesini içerip, amaç orman bütünlüğünü korumaktır. Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturup, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenmiştir. [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları]
O halde, mahkemece, en eski tarihli ve en … tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümü ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın eğimi eğim ölçer aletler ve memleket haritası ile kadastro paftasındaki yükseklik çizgileri(münhüniler) yardımıyla teknik olarak belirlenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli); kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan, çekişmeli taşınmazın genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı, orman olarak tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı, orman içi açıklığı olup olmadığı hususlarında görüşlerini de içeren yeterli rapor alınmalı)
Yukarıda açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda, parselin orman olmadığı anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişi yönünden 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyedliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davalı yerdeki zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; … bilgisine sahip … uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif … numuneleri alınıp, incelettirilerek, imar ihyaya konu edilip edilmediği edildi ise şekli, imar ihyanın ne zaman bittiği, … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı
kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, oluşacak sonuca göre orman sayılan yerler ile orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlense bile, Yargıtay H.G.K.nun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K.vurgulandığı gibi, çekişmeli taşınmazın orman olarak tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı, halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde, orman kadastrosu yapılana dek orman sayılan yerlerden olup olmadığı tartışılmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1. Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 2116.18 m2 ve (C ) ile gösterilen 5096.73 m2 yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 2116.18 m2 ve (C ) ile gösterilen 5096.73 m2 yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin hükmün BOZULMASINA,
3. Yukarıda üçüncü bendde açıklanan nedenlerle Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2502.82 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 27.03.2008 günü oybirliği ile karar verildi.