Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/17356 E. 2008/7572 K. 15.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/17356
KARAR NO : 2008/7572
KARAR TARİHİ : 15.05.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı … ile davalı … Bakanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.04.2003 gün ve 2002/9304-3313 tarihli bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman tahdidinin 1983 yılında yapıldığı ve 1984 yılında itirazsız kesinleştiği, olayda 3373 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı, taşınmazların orman tahdit sınırları içine alınarak tahdidin kesinleştiği gerçek kişiler adına olan tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, yargılama sırasında 4999 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışmada, çekişmeli taşınmazların hiçbir zaman orman sınırı içine alınmadığı ve bu çalışmanın ilan edilerek kesinleştiği; ayrıca, çekişmeli taşınmazların memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planı uygulamasında da açıklık alanda kaldığının belirlendiği gerekçeleri ile davaların konusuz kalması nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı … ile davalı bakanlık tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptali, tescil ve orman tahdidine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 26.01.1983 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 21.08.1987 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 184 sayılı parsel tapu kayıtlarına dayanılarak 459.500 m2 yüzölçümüyle ve tarla niteliği ile gerçek kişiler adına yapılan tesbitine Orman Yönetiminin açtığı tesbite itiraz davasının … Gezici Arazi Kadastro Hakimliğinin 10.06.1958 tarih, 1957/465 E. – 1958/854 K. sayılı kararı ile ziraat vekaletinin 20.3.1958 tarih 5877-831 sayılı yazısı ile çekişmeli taşınmazın “orman sayılmayan yerlerden olduğu” şeklindeki mütalaası üzerine reddedilerek davalı gerçek kişiler adına tapuya tescil edildiği ve daha sonra 184 sayılı parsel 1328, 1329, 1330,(eski 1331 ve 1332) 1928, 1333, 1335, 1336 sayılı parsellerle birlikte pek çok parsele ifraz edildiği, kadastro mahkemesinin 1958 yılında kesinleşen bu kesin hükmüne karşın 1983 yılında yapılan orman kadastrosunda yukarıda numaraları yazılı ifraz parsellerinin orman sınırı içine alınıp kesinleşitği gerekçesiyle Orman Yönetimi, bu parsellerin tapularının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescil isteği ile gerçek kişilerinde tapu kaydına ve kesin hükme dayanarak 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince orman tahdidine itiraz davaları açtığı ve davaların birleştirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, Orman Yönetiminin tapu iptali, tescil davasının reddi, gerçek kişilerin orman tahdidine itiraz davasının kabulü yolundaki 11.03.1997 tarihli 1994/583-75 sayılı ilk kararı Orman Yönetimi ve Orman Bakanlığının temyizi üzerine Dairenin 25.05.1998 tarih 1998/4847-5193 sayılı ilamı ile “yörede orman tahdidinin 1983 yılında yapıldığı ve 1984 yılında itirazsız kesinleştiği, olayda 3373 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı, taşınmazların orman tahdit sınırları içine alınarak tahdidin kesinleştiği dolayısıyla gerçek kişiler adına olan tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği” gerekçesi ile bozulmuş; ancak, 1331 sayılı parsel maliki tarafından da 2000 yılından sonra 1331 sayılı parselin orman tahdit tutanaklarına göre, baştan beri, orman tahdit sınırı dışında iken orman tahdit haritasında sehven orman tahdit sınırı içinde gösterildiği, tutanaklara itibar edilmesi gerektiği iddiası ile mahkemenin 2000/519 sayılı dosyasında açtığı orman kadastrosuna itiraz davası temyize konu dava ile birleştirilmiştir. Yine M. … Azakoğlu’da mahkemenin 2000/332 sayılı dosyasında diğer ifraz parselleri hakkında aynı iddia ile açtığı davada bu dava ile birleştirilmiştir.
Dairemizin bozma kararlarında tahdidin 1983 yılında yapıldığı ve 1984 de kesinleştiği, bu durumda 3373 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulama olanağı bulunmadığından bahisle orman tahdit sınırı içine alınan ve kesinleşen olguya göre tapunun hukuki değerinden de sözedilemeyeceği açıklanarak mahkeme kararları bozulmuştur. Yerel mahkeme bu bozmaya uymuş ve o doğrultuda davayı görmekte iken davalı gerçek kişiler ve kurumlar bu kez taşınmazın orman tahdit sınırı dışında olduğu hiçbir zaman orman sınırı içine alınmadığı iddiası ile ayrı bir hukuki sebebe dayanarak başka bir dava açmış ve bu dosya ile birleştirmiştir.
Dairenin bozma ilamına mahkemece uyulmuş; ancak, bir kısım davalıların … ve Orman Bakanlığına yaptıkları başvuru üzerine orman başmüfettişi … ve bakanlık müfettişi … Kamalı tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 08.11.2004 tarihli 2005/05-12 sayılı raporda, yörede 1983 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında düzenlenen çalışma tutanağına göre 66 nolu orman tahdit noktasının kumluğun 184 parsel sahibi ……ile kesiştiği noktada muzluğun doğu köşesine konulduğu, 67 nolu orman tahdit noktasının ise 184 parsel sınırı takip edilerek gidildiği şeklinde tarif edildiği, 184 parsel maliklerinin Orman Kadastro Komisyonuna itiraz etmeleri üzerine 10.08.1982 tarihli tutanağın 5.b maddesinde “………… Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin esas no: 957/465- karar no: 958/354 sayılı kararı ile orman sayılmayan yer olarak karar verildiği görülerek ekipce 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 85 nolu OS noktaları ile Büyük Kiriş Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan bu sahanın orman sınırları dışında bırakılmasına ve bu yöredeki ekip çalışmalarının iptal edilmesine” karar verildiği, aynı tutanakta 6. maddenin içeriğinde 66, 67, 68, 69, 70, 71 nolu orman tahdit noktalarına aynen uyulduğu hususunun belirtilmesi nedeniyle çelişkinin ortaya çıktığı; ancak, çalışma tutanağı ile kadastro tespitine itiraz kararı gereğince 66 nolu orman tahdit noktasının 184 parselin doğu hududunda olduğunun kabul edilmesi gerektiği, … fotoğrafları ve memleket haritasına göre de 1329, 1330, 1331, 1332, 1333 parsellerin tamamı ile 1328 parselin 6520 m2’lik bölümünün ormanlık alanda kaldığı, 1335 ve 1336 parsellerin tamamı ile 1328 parselin 4239 m2’lik bölümünün orman sınırları dışında kaldığı, basit röper krokisine göre 1330, 1329 parsellerin tamamının 1328 parselin 3790 m2’lik 1331 parselin 13.120 m2’lik ve 1333 parselin 60 m2’lik bölümünün orman sınırları içinde kaldığı, 1332, 1335, 1336 parsellerin tamamı ile 1328 parselin 6969 m2’lik, 1331 parselin 2616 m2’lik, 1333 parselin 60 m2’lik bölümü dışındaki bölümünün orman sınırları dışında kaldığı, orman kadastro çalışma tutanağına göre ise 184 parselin tamamının orman sınırları dışında bırakıldığı, orman tahdit sınırının 3 farklı yerde oluştuğunu, 66 nolu orman tahdit noktasının 184 parselin doğu hududu diye zeminde yanlış yere konulduğunu, zemindeki bu O.S noktalarının … fotoğlarında yanlış yere işlendiğini, dolayısı ile … fotağraflarına göre tersim edilen 1/10000 ölçekli orman tahdit haritasının düzenlendiği ve OS noktasının tutanaktan farklı yere konulduğu ve 66 ve devamı orman tahdit noktalarının 184 parselin bir bölümünü orman sınırları içinde bırakacak şekilde orman tahdit haritasının düzenlendiği, basit röper krokisine göre 66, 67, 68 nolu orman tahdit noktalarında esas alınan
evin kimin evi olduğu ve kaç derecelik açılar ile gidildiği hususlarının belli olmadığını, memleket haritasına göre bu evin halen 1335 parsel içinde bulunan ev ve ahır olduğunu,bu ev ve ahır esas alındığında haritadaki orman sınır hattı ile 184 parselin doğu hududu arasında ayrı bir orman sınırının oluştuğunun tesbit edildiğini, 66, 67 ve 68 nolu orman tahdit noktalarını oluşturan hattın tam ve sağlıklı olarak uygulanmasının mümkün olmadığını,bu hattın çalışma tutanağına göre 184 parselin doğu hududundan, memleket haritasına ve … fotoğraflarına göre 184 parselin içerisinden, basit röper krokisine göre ise bu hatların arasından geçtiğini, bu durumda 3 ayrı hattın ortaya çıktığını ,orman teknik yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre bu farklılığın çalışma tutanağında tarif edildiği şekilde düzeltilmesi gerektiğini, bu hususlar değerlendirildiğinde orman yönetimince açılan tapu iptali ve tescili davasından vazgeçilmesi gerektiği, söz konusu hattın 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi gereğince 184 parselin hükmen oluşan tapu hududuna uyulmak sureti ile düzeltilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Bu rapor teftiş kurulu başkanlığınca … ve Orman Bakanlığına intikal ettirilmiş, bu defa 25.05.2005 tarihli 26 nolu orman kadastro komisyon başkanı … …, ormancı üye … Avşar … ve ziraatçi üye Halit Kanyılmaz tarafından düzenlenen rapor ile 2004/512 sayılı rapor içeriğinin uygun olduğu hususunda görüş bildirilmiş ve … ve Orman Bakanlığının 28.03.2005 tarih 26/6-700 sayılı yazısı ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi gereğince düzeltme yapılması husus uygun görülerek, 15.04.2005 tarihli fenni hataları düzeltme tutanağı ile 66 nolu orman tahdit noktası 184 parselin güneydoğu köşesinde parselin deniz kumluğu ile kesiştiği yerde, 67 nolu orman tahdit noktası ise 184 parselin tapu hududunu takip ederek 186 parsel ile müşterek sınır üzerinde ihya edilmiş, buna ilişkin alanlar cetveli düzenlenerek, 20.04.2005 tarihinden itibaren 30 gün süre ile ilanı yapılmış ve bu çalışmaya itiraz edilmemiştir. Mahkemece yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişisi 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 9. maddesi gereğince yapılan çalışmaya göre çekişmeli taşınmazların tamamının orman sınırları dışında kaldığını açıklamıştır.
Toplanan deliller ,uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından orman kadastro çalışması ve 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yapılan uygulama sonucunda 66 nolu orman tahdit noktasının orman kadastro çalışma tutanağında 184 nolu kadastro parselinin güney doğu köşesinde tarif edildiği, orman kadastro çalışması sonucunda oluşan orman tahdit haritasının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarında da orman sınır hattının bu tanıma uygun olduğu, 184 parselin ve bu parselden ifrazen oluşan parsellerin bu belgelerde de açık alanda gözüktüğü ,orman tahdit harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği göz önüne alındığında 66 nolu orman tahdit noktasının 184 nolu kadastro parselinin güney doğu köşesinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğu, dairemizin önceki bozma kararlarının maddi yanılgıya dayalı olduğu, maddi yanılgıya dayalı bozma kararlarına mahkemece uyulmuş olmasının usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı Orman Yönetimi tarafından 184 sayılı parsele yönelik olarak açılan tesbite itiraz davası sonucunda verilen … Gezici Arazi Kadastro Hakimliğinin 10.06.1958 tarih, 1957/465 E. – 1958/854 K. sayılı kararında çekişmeli parsellerin ifraz edildiği 184 sayılı parselin orman sayılmayan yer olduğu konusunda kesin hüküm bulunduğu gibi yine 184 sayılı parselden ifraz edilen ve dava konusu parsellerle aynı konumda olan 1334 parsele ilişkin olarak … Canko tarafından açılan orman tahditine itiraz davası sonucunda
66 OS noktasının 184 sayılı parselin güneydoğu köşesinde olduğu belirlenerek orman kadastrosunun iptali konusunda verilen … Kadastro Mahkemesinin 10.10.1990 gün 1989/361-473 sayılı kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 04.11.1991 gün ve 1991/8818E-9160 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği bu olgularla ve ifraz parsellerinden 1334 sayılı parsel hakkındaki kesinleşen karar kesin hüküm olmasa da 66 OS noktasının 184 sayılı parselin güney doğu köşesinde olduğu konusunda güçlü delil oluşturacağı göz önüne alındığında mahkemece “66 nolu orman tahdit noktasının 184 nolu kadastro parselinin güney doğu köşesinde olduğunun kabulü ile orman tahdit hattının bu şekilde düzeltilmesine” şeklinde hüküm kurulması gerekirken, yargılama sırasında 4999 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışma temyize konu dava nedeniyle kesinleşmediği düşünülmeden bu çalışmaya geçerlilik tanınarak “66 nolu orman tahdit noktası da düzeltme yapılması nedeni ile davanın konusuz kaldığı kabul edilerek davanın reddi” yolunda hüküm kurulması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüş olmakla, 18.01.2007 günlü kararın hüküm bölümünde yazılı “davanın ve birleşen dosyalarda açılan davaların konusu kalmadığından reddine” cümlesinin hükümden çıkartılarak bunun yerine “66 nolu orman tahdit noktasının 184 nolu kadastro parselinin güney doğu köşesinde olduğunun kabulü ile bu yerdeki orman tahdit hattının bu şekilde düzeltilmesine ve dava konusu parsellerin orman sınırları dışında olduğunun tespitine” cümlesinin eklenmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince bu şekliyle düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 15.05.2008 günü oybirliği ile karar verildi.