YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/18043
KARAR NO : 2008/3484
KARAR TARİHİ : 06.03.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali – tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, davalı adına tapuda kayıtlı Merkez Sarıyer Köyü 540 parsel sayılı 3000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın yörede 2001 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında kısmen orman sınırları içinde kaldığından tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taşınmaza ait tapu kaydında … olarak “… ” yazılı olduğu, davalının yanlış gösterildiği gerekçesi ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Yörede 2001 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastro çalışması ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; davacı … Yönetimi dava dilekçesinde vatandaşlık numarasını da yazarak … kızı 1926 doğumlu …’e husumet yöneltmek sureti ile dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın … kızı … adına tapuda kayıtlı olduğu, davalı adına çıkarılan ve duruşma gününü bildirir tebligatın da davalının ölü olması nedeni ile tebliğ edilemediği anlaşılmaktadır. Ne var ki; davacı … Yönetiminin temyiz dilekçesine eklediği nüfus kayıt örneğinde dava dilekçesinde belirtilen vatandaşlık numarasında “…’ün” kayıtlı olduğu, 23.11.2005 tarihinde adının … iken değiştirildiği ve halen bu kişinin sağ gözüktüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, nüfus kaydında belirtilen … ile tapu kayıt malikinin aynı kişi oldukları ve davanın da kayıt maliki olan davalıya yöneltilerek açıldığına göre, mahkemece öncelikle dava dilekçesi usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra taraflardan iddiaları sorulup gösterecekleri deliller toplandıktan sonra davanın esası hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken aksine düşünceler ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 06/03/2008 günü oybirliği ile karar verildi.